Logitech Yeni G9umu Gönderdi

Geçenlerde Logitech servisiyle ilgili bir şeyler karalamıştım, bu gün sabah geldi yeni mousem. UPS’in oldukça başarılı ve hızlı bir taşıma yaptığını söylemeliyim. Logitech beni şaşırtarak sadece mouseu değil açılmamış bir kutu gönderdi, yani içinde CDsi,rehberi,kapakları vs. aynen olan bir tane daha. Ben de hemen şımarıklık edip 2 mouseu da bağladım bilgisayarıma. Diğer mouseumdan profil bilgilerini de Setpoint aracılığıyla aktardım ama, bu oldukça zahmetli bir iş, Setpoint 2 G9u aynı anda algılamakta sıkıntı yaratan bir uygulama.

Logitech Avrupa’yı bir kez daha ilgisinden dolayı kutluyor, Vatan’a da nanik yapıyorum buradan. Türkiye’de işlerin ne kadar uyduruk yürüdüğünü anlamak zor olmasa gerek.

Sağdaki resimdekiler: Klavye G15 (Ekranında SirReal var), Soldaki eski G9, Sağdaki yeni gönderilen G9. Birinde oyun, diğerinde genel kullanım kapakları takılı. Gamepad, Logitech Chillstream.

“İşte o Anarşistler!”

Medyanın marijinalize etmeye çalıştığı düşüncelere karşı geliştirdiği sistematik baskı bitmek bilmiyor. En son, üye olduğum isyan adlı bir mail grubunda Star’ın yaptığı haber kanımı dondurdu diyebilirim.

Tam 5 Dakika boyunca 1 Mayıs’ta anarşist eylemlerden bahseden kanal, neredeyse hiç bir slogana yer vermiyor, anarşistleri “Nükleer füzelere,kapitalizme,devlete karşı olanlar” gibi son derece sığ, hatta gerizekalılık derecesinde basitleştirilmiş bir özetle açıklarken, tüm yayın boyunca tek yaptığı şey “Anarşistler şurayı kırdı,mermeri söktü,çöp konteynırını devirdi” den oluşan acizlik ve korku yaymaktan başka bir şey değil.

Bu yazının tamamını oku »

Doğumgünüm! :)

Resim :: The Cake

Bir yaş daha geldi geçti, bu yıl neler oldu diye sordum kendime, hmm hiç bir şey olmamış. Tamam hiç bir şey demiyorum, bir şeyler oldu tabii. Yeni insanlarla tanıştım, 1 yılda bir sürü insanı unuttum, evet acı ama 1 senede çok kişi gelip geçiyor. Teknolojide bir sürü gelişme oldu o arada, onları buraya yazmamın bir anlamı yok. Biraz daha iş güce gömüldüm, zamanım daraldı, zaman daraldıkça ben de daraldım. Bu yaz “Özgürlüüüğğğkk!” diye bağırarak koşacağım tatil mekanlarına, o kadar.

Aslında bir şey daha oldu. Eski bir arkadaşım mesaj attı bu gün, pek beklemediğim biri. Şaşırdım falan, acayip şeyler. Gerçi onca zamandan sonra çok da sallamadım başta ama sonra dedim “geçmişte bazı yanlışlarım oldu” diye, ama butonu yokmuş.  Önümüzdeki senelere bakıyoruz artık.

Unutmadan, RLdeki arkadaşlarımın hangileri bu blogu ne sıklıkla okuyor bilmediğimden atıfta bulunmayacağım ama, bu blogu okuduklarını bildiğim rohanrhu (Oğuzhan) , Oytun, wincih ve diğer-diğer dedim basın küfrü bana, ehehe- arkadaşlara da MSN üzerinden Linux ve bilişim üzerine muhabbetlerini esirgemedikleri için teşekkürler. Böyle “dolu” insanlar çok bulunmuyor.

Hepinize sevgiler, (Optimizm akıyor her yanımdan, dur bakalım kaç gün gider böyle)

PS: RSSinde bir anda belirenler şaşırmasın, 1 saatcik geriye aldım da girdiyi :)

Üç aylara özel Iman Maiden ve R.E.M. Albümleri!

Yazının orijinali Kabraxis_ adlı bir kullanıcı tarafından Last.FM de yazılmış. O kadar çok güldüm ki blogumda yer vermesem çatlardım :) Bu müthiş eserler için teşekkür ediyoruz kendisine. Bunu okuduktan sonra bir de wincih’in Last.FM’inde gördüğüm ufacık bir hikaye var, burada.

Efendim, bildiğiniz üzere üç aylara yaklaşmamızla beraber Dini bütün san’atçıların bizleri eğlendirme amacıyla yürüttükleri çalışmaları hızlandı. Ben de bu vesileyle mübarek üç aylar içerisinde çıkacak olan albümlerden iki tanesini sizlere tanıtmak isterim:

Bu yazının tamamını oku »

Mor ve Ötesi – İddia

C64 grafikleriyle hazırlanmış, çok hoş olmuş. Şarkıyı çok beğendim diyemeyeceğim ama, klibi harika.

Hrant Dink – Son 1 yılda

Nokia N96 hakkında herşey


Ne zamandır aklımdaydı kaliteli bir telefon almak, almışken güzel olsun dedim, sordum soruşturdum, araştırdım. Kendime bir N96 aldım :) Karar  vermeden önce bazı kıyaslara gittim, dokunmatik özelliği olan iPhone ve Samsung Innov8 aklımı çeldiyse de, şimdi iyi ki almamışım diyorum. Son iki üç gün boyunca kurcaladım, telefona Windows 3.1 kurmaya kadar bir sürü şey öğrendim. Bunları tek bir yazıda birleştirdim, bir de kendimce inceledim N96′yı. Almadan önce de, aldıktan sonra da işe yarayacaktır.
Bu yazının tamamını oku »

İyi ki doğdun Darwin!

Blog For Darwin (Darwin için Yazın) projesi kapsamında 12 – 15 Şubat tarihleri arasında bütün blogları bu eyleme katılmaya davet ediyorum :) Dünya’nın farklı ülkelerinden yapılan bu katkılara ulaşmak ve etkinlik hakkında bilgi almak için yukarıdaki logoya tıklayabilirsiniz.

Darwin’i hepimiz tanıyoruz. Bilime yaptığı eşsiz katkılarıyla, şuan geçmişimizi aydınlatmamızı, nereden geldiğimize, neden var olduğumuza ve nereye gideceğimize ışık tutmamızı sağlayan adamdır Darwin. Bazılarımız her ne kadar Harun Yahya gibi bilimsellikten uzak saçmalıkların etkisiyle kendisi hakkında çok yanlış bilgi ve izlenimlere sahip olsa da.

Bu yazıyı yazarken düşündüm, evrimi mi açıklamalıydım, ki bu kadar özet bir şekilde bu imkansızlaşırdı, yoksa Darwin’i mi yüceltmeliydim? İkisini de yapmayacağım.

Evrim, şuan ülkemizde aksiymiş gibi yansılıtıp Akıllı Tasarım-ki kendisi gayet akılsız- gibi gudikliklere yönlendirilmeye çalışılsa da, birden çok defa kanıtlanmış, neredeyse bir konsensusa varılmış ve halen “çürütülememiştir”. Evrim Teorisi, insanların maymunlardan geldiğini söylemez, ortak atadan bahseder. Bilimde görünmeze yer yoktur çünkü.

Sadece, bir şeyler öğrenmek, söylenceleri ve masalları değil mantığı dinlemek isteyenler için bir kaç bağlantı koyacağım buraya, eğer daha önce ziyaret etmediyseniz:

Bildiğiniz üzere 2009 Darwin Yılı ilan edildi. Sanırım bu sene bundan sonra bende sıklıkla blogumda evrime ve bilime atıfta bulunacağım.

Bilim ve cehaletin hep ters orantılı kalması dileğiyle.

Religulous

[Religulous Afişi]Bu hafta kendimi film izlemeye adadım, ve bu sırada çok ilginç bir yapıtla karşılaştım. Religulous, Religious(dindar) ve Ridiculous(saçma) kelimelerinin birleştirilmesiyle isim almış bir film.  2008′de çekilmiş. Genellikle belgesel olarak tanıtılıyor olsa da, dökümantasyondan çok mizah ağırlıklı.  Bill Maher, sırasıyla bütün semavi dinlerin ve egzotik inançların tapınaklarını geziyor, ilgi çekici kişilerle konuşuyor, bu sırada elbette toplumun da görüşlerine eserinde yer veriyor. Filmi izlediğim süre içinde “bu bir devrim” diyebileceğim türden inanılmaz bilgilerle karşılaşmadım, hatta bence yanlış gözlemler de mevcuttu-ki değineceğim- ama gerçekten güldüğümü söyleyebilirim. Bill’in amacı da bu, dinlerin aslında ne kadar “komik” yönleri olduğuna değinmek ve buradan bir çıkarıma gitmek. Eserin yapımında, Amerika senatörlerinden, Venedik’e-içeri alınmıyorlar- kadar her yeri geziyorlar. Hristiyanlığın eleştirilmesi ise biraz “vakit almış” diyebilirim, filmin izleyici kitlesi Avrupa ve Amerika olunca Islam ve türevlerini bir kenara itmişler gibi geldi.

Bu yazının tamamını oku »

Penguenden..

Penguenden Karikatür