Death Note

Ey Anime izlemeyenler! Titreyin ve kendinize gelin, az önce belki de son yılların en iyi yapımlarından birinin sonunu izleme fırsatım oldu, ve içtenlikle söyleyebilirim ki, çok az yapım beni Death Note kadar etkileyebildi. Sadece 37 bölüm (ve 3 film, muhtemelen WB tarafından berbat edilmiş olsalar da. Henüz izlemedim onları) olması sorun değil, Death Note sadece iki bölümde başlayıp, daha ortalarda her şeyin değiştiği, değişime izleyiciyi de katan ve son bölüme kadar sonunu tahmin etmenin mümkün olmadığı türden bir anime.

Bu yazı çok ağır olmayan bazı spoiler bilgiler içerebilir. Uyarmadı demeyin.

Bu yazının tamamını oku »

Taşındım (:

10 Ocak Pazartesi günü Byet Hosting’in haber vermeksizin yüksek MySQL sorgu sayısı sebebiyle hesabımı dondurmasından sonra, bu kadarı bana yetti ve Dreamhost sunucularına taşındım. En az 6000 kadar dosyanın ve kocaman bir veritabanının taşınması kolay olmadı, bu yüzden biraz uzadı bu taşıma. Yeni sunucumda daha hızlı ve daha rahat çalışabileceğimden bir kaç günlük kesinti çok da önemli değil. Taşınırken, bazı altyapı güncellemelerini de tamamlama fırsatım oldu, hatta yakında blogun çehresini biraz-belki de çok- değiştirmeyi düşünüyorum. İşlemi sorunsuz tamamladım, ancak blogda yine de bazı sorunlar ortaya çıkmış olabilir, bunları İletişim bölümü üzerinden bana bildirirseniz çok faydası dokunur.

Diğer haberlere geçersek, yakında kapsamlı bir Nokia N900 incelemesi yayınlayacağım, sonra belki bir uygulama rehberi de yayınlamayı düşünebilirim. Maemo 5′in Türkçe’ye çevirilmesi için bir projemiz var, Maemo Garage’da Turkish OS Localization olarak, ya da buraya tıklayarak projeye ulaşabilirsiniz.

Son olarak, Death Note bir harika, henüz 6 bölüm izledim ve bayıldım diyebilirim, benim gibi animeyle falan alakası olmayan biri için bile “vay anasını” dedirtici yapımlardan, kesinlikle bir şans vermelisiniz.

PS: Soldaki resmi garipseyenler için; Mail sunucusunu denetlerken, Ekin’den bana ekli bir posta göndermesini istediğimde bana bunu yolladı. Adamın masaüstünde yok yok gerçekten. :P

2010 – Mutlu Yıllar..

2010 Happy New Year

2010′a saatler kaldı. Tam bir sene önce burada 2009 ile ilgili bir şeyler yazmıştım ve şimdi okuyunca baya saçmaladığımı farkettim o gece. 2009′da neler oldu dediğimde kendime, belki de aldığım cevaplardan tam olarak emin olamadığım tek yıl bu oldu. Telefonumu yenilemek, kendimi şımartmak, para kazanmak ve aile/arkadaş ilişkilerimi toplamak gibi bir kaç şeyin dışında aslında çok fazla bir şey yaşanmamış gibi geliyor bu yıl, bir hızla geçti gitti, hiç anlamadım. Belki de blogumda daha fazla yazsaydım takip etme şansım olurdu, zirâ günlük tutan biri de değilim. Belki de önceki yılların aksine ilk defa bu yıl sürekli bir şeyleri oturtmak yerine sadece üstüne inşa etmiş oldum. Bir sonraki yılımın daha verimli geçmesini diliyorum, sadece kendimi şımartarak değil :)

2010′dan neler beklediğimi de bilmiyorum, sanırım daha çok verimlilik, daha iyi bir vücut (hmm evet, bunun üzerine çalışmalıyım) ve daha iyi insan ilişkileri umabilirim, zaten her şey bu yönde gidiyor. Hmm ya da direkt, $, €, hadi olmadı TL falan bekliyorum arkadaşım. Evet herkesin beklentisi o yönde :P Umarım yeni yıl hepinize daha çok kaos, daha iyi ruhlar -bana değil!- ve başka daha ne istiyorsanız onu getirir. *geçen yıldan kopya çek*

Hah, unutmadan, gelecek yıldan, hatta yarın saat 7den bir beklentim var: Steam! Lütfen. Adam ol. Modern Warfare 2 istiyorum, 30 dolara. Bir de Nokia, Maemo 5 için firmware updateini çıkartsın istiyorum. Ayrıca Ekin de ebayden aparatları getirsin, hatta gidip yerinden alsın *ohaha* istiyorum. kthxbye.

Blogumu okuyan, Twitterdan takip eden, MSNden selam veren, ya da bir şekilde iyi hatırladığım herkesin yeni yılı umarım mutlu geçer, diğerleri.. en iyisi ölün siz.

PS: 2010′da neler olacak gibisinden, şuraya: http://en.wikipedia.org/wiki/2010 . Bir de twitter trendleri var, katılabilirsiniz dilerseniz: #10YearsAgo #2010wish #in2010

Nereden Alışveriş YAPILMAZ: Vatan Bilgisayar

(Not: Olaylar yaklaşık 1 ay kadar önce oldu, vakit bulup üzerine yazamadım. Ama bu sayede hikayenin devamını da ekleme şansı kazandım.)

İş ahlakı nedir? Bence ticari anlamda iş ahlakı, verdiğiniz paranın karşılığını ya da şirket açısından düşünüldüğünde sunduğunuz hizmet karşılığı ücret almaktır. Bunu çok farklı düzlemlerde tartışıp, kapitalizmdi, komünizmdi ayırıp didiklemek istemiyorum, işin içinde ürün/para dengesi varsa iş ahlakı budur. Bu tanımı genişletirsek, Türkiye’de iş ahlakına uygun kurum bulunmadığını görürüz, mesela elektrik dağıtımını ele alırsak, aylık olarak ödediğiniz sabit ücretlendirme karşılığında o ay boyunca istediğiniz an elektrik servisinden yararlanabilmeniz gerekir. Ya da Türk Telekom’a ayda 49YTL gömüyorsanız, hızın size reklamda sunulduğu teorik değeri(100~kb/sn) yakalayabilmesi gerekir. Eğer her ay elektrik faturanızı günü gününe ve eksiksiz yatırıyorsanız, karşılığında elektriğinizin hiç kesilmemesini beklemeniz doğaldır. Tabii Hiçbir şey dört dörtlük, mükemmel olamayacağından hatalar olabilir ve müşteri bunu tolere etmelidir. Yani ayda yılda bir elektriğin kesilmesi tolere edilebilirdir. Ancak yaptığınız uyduruk sözleşmeye kıçını dayayıp, haftada bir evin elektriğini kesen şirketin yaptığı, yasal olabilir ancak etik değildir. %100 Uptime veremiyorsa veremediği servisi ücretten indirmesi lazımdır.

Bu yazının tamamını oku »

IM Adabı

MSN, ICQ, AIM. Artık her ne kullanıyorsanız, IM uygulamalarına bulaşmadan önce bilmeniz gereken şeyler var ve istemeden de olsa bir başkasının sinirlerini zıplatabilirsiniz. IM uygulamaları her şeyden önce noktadan noktaya iletişim kurma amaçlıdır, oturup boş muhabbet çevirme amaçlı değildir. Çok önemli bir sorununuz var, canınız sıkkın veya herhangi bir sebepten o an ulaşmak istediğiniz kişiye ulaşamıyor musunuz? Bu yazı sizin için. Sonuna kadar okuduğunuzda o kişiye ulaşmanızın artık bir önemi olmayacak. Tabii ki bende bu bağlantıyı “kısa cevap” olarak kullanmaya başlayacağım, eğer benden cevap alamadıysanız ya da daha iyimser bir tablo oluşturup, size bu bağlantıyı gönderdiysem lütfen devamını okuyunuz. Çok zor olmayacak ve çok acıtmayacak.

Bu yazının tamamını oku »

Satanist Evlat Arif

Devamı:

Üzerine yapılabilecek yorum var aslında. Çok şey söyleyebilirim. Çünkü talep var ki, bunu izleyip inanan öküzler var ki bu adamlar televizyonda yer işgal edebiliyorlar. Ama onun yerine, hiç bir şey söylemeyeceğim. Yalnız, eğer STVden birilerine falan denk gelirseniz, söyleyin, Arif’ten çok daha iyi rol keserim, 70 milyonu kandırırız valla. Kurtlar vadisi yüzüğüyle “hevi metalci genç” olmuyor, anlatabiliyor muyum?

Kubuntu Masaüstlerim

FLICKR SON MASAUSTUM

Dün itibariyle masaüstüm üstteki. Benim için bir çok yenilik taşıyor.

Yaklaşık 1.5 – 2 senedir kullandığım Kubuntu’yu, ilk kurduğumda Feisty (7.04) ile başlamış, şuan Jaunty (9.04)’deyim ve Karmic (9.10)’u bekliyorum.  Bu sırada 1 kez PC değiştirdim, 2 yıl daha yaşlandım, çok fazla masaüstü değiştirmeyen biri olarak yine de bir sürü “sanat eseri” keşfettim bunlara bakarken. Her biri bir ayrı nostalji oldu benim için. Flickr’a yükledim, hatta yetmedi flash galerisini şey ettim sizler için:

Galeriyi görmek için Flash’a ihtiyacınız var. Benim tavsiyem, resimlere bakarken küçük haline bakıp geçmemeniz, tüm olayı kaçırırsınız öyle. Sol üst köşeden resmin linkini isterseniz, o SSin ne zaman çekildiği ve her bir SS için yazdığım açıklamayı okuyabilirsiniz, hem de daha büyük boyutlarda inceleyebilirsiniz. Flickr galerime ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. (Bir kaç bonus tasarım daha var)

Blogum 2 yaşında!

2 sene önce, bir şekilde bu blogu açtım ve nasıl olduysa birkaç aydan fazla yaşayabildi :) Bu sırada gerek kişisel alanda, gerek başta GNU/Linux olmak üzere Bilişim mevzularında bir şeyler karaladım, gönül isterdi ki sonsuz vaktim olsun, daha detaylı içerik geliştirebileyim, ama yine de bir şeyler başarmışım. 2 senede öfkelendiğim, üzüldüğüm, sevindiğim, paylaşmak istediğim içerikleri olabildiğince bloga girdim, öyle ki average joe kullanıcı kitlesi için arşivdeki yazıların oldukça işe yarayacağını sanıyorum. Bütün bunların yanında, benim anlık düşüncelerim ve ilgimi çeken şeyler için(bu yüzden  “Objektife Takılanlar” ı “Kişisel Bölge” ile birleştirmeyi bile düşünüyorum) Twitter‘ıma, müzikle ilgili olarak Last.FM profilime ulaşabilirsiniz, ve hayır, Facebook’um olmayacak :) Geçen 2 yılda blogda neler olmuş:

  • 83744 (Bu yıl 56855) ziyaretçi, 199213 (Bu yıl 140878) sayfa gösteriminde bulunmuş. İyi haber, bu yıl ziyaretçi sayısı hem artmış, hem de istek yapan ziyaretçiler çok daha fazla sayfayı gezmişler. Demek ki eski Google’dan vurkaç yapan kitle azalmış biraz.
  • En çok bloguma ulaştıran Google kelimeleri: ahmet, body, linux, bodypainting, fenerbahçem, anarşizm, aranel, body painting, N96, bios şifresi. Ahmet her kimse sevgilerimi iletiyorum kendisine. En azından bu sene youporn yok keywordlerde :)
  • En çok kullanılan tarayıcılar: Internet Explorer 45.8%, Mozilla Firefox 22.3% , Opera 2.9%. Gerisi Netscape’den tut Symbian’a kadar gidiyor. En çok kullanılan işletim sistemi MS Windows.
  • 49 (Bu yıl 22) Etikette, 7 kategoride, 221 (Bu yıl 70) yazıya 292 (Bu yıl 217) yorum yapılmış. Çok daha az yazıp çok daha fazla yorum almam blogun nicelik değil niteliğe yöneldiğini mi, yoksa benim tembelliğimi mi gösterir emin değilim.
  • Sırasıyla, en çok yorum alan yazılar: Kırılmadık BIOS Şifresi Bırakmayın! (49) , Regnum Online ! (16), Bilim ve İnanç (15), YouTUBE’e web proxyler üzerinden bağlanmak (12), Logitech G15 Bulmak.. (11).
  • 2008 – 2009 arasında, etiket bulutum değişmiş, Ne Yapıyorum / Ne Dinliyorum bölümleri, yeni Arşiv/Sitemap, otomatik boyutlandırma,favicon, güncellenmiş permalink ve 404 sayfasının yanında daha bir çok tasarım değişikliği yaptım. Değişiklikler sayfasında tam liste bulunabilir.
  • Pagerank değerim 4‘e yükselmiş, bu PR değerlerini bozdurup paraya çevirebilsem çok güzel olacak bak.

Not: Evet 10 gün kadar bir gecikme olmuş, çaktırmayın :)

Gece 3′de PHP yazmak

Oğuzhan ile MSN’de konuşurken, kendisi benim OpenSOZLUK projemi devraldı, oturup yapacakmış falan, git yat bu saatte olmaz dediysem de dinletemedim, ve sonucunda:

Bu yazının tamamını oku »

Beni Rahatsız Eden Muhabbetler

Hah, kişisel bir şeyler karalayabilecek vaktim oldu en sonunda. Ben de bu ayın en çok rahatsız olduğum saçmasalak muhabbetlerini seçtim. Genelde bunlardan hep uzak kalmaya çalışırım ama bilirsiniz ki öyle kolay olmaz, 10 kişi bir masaya oturur mesela, iki lavuk bunu yapar ve sekiz kişi küfredesiniz gelir, işte öyle:

  • Yeni başladı bu, ara ara arkadaşım dediğim adamlarda bile görüyorum inanılmaz rahatsız edici, Yemekteyiz-imsi davranışlar. Tamam görgüsüzlük bir yere kadar kabul edilebilir ama öküz değilsiniz abi, değilsiniz, di mi? Bir de bunu önce yapıp sonra şakaya vuranlar var ki döverim lan, sinir bozucu.
  • Geçenlerde oldu bu, Cem Yılmaz esprilerinin inatla taklit edilmesinden ÇOK SIKILDIM. Lütfen ama lütfen, komedyenlerden espri çalmayın, 1500 kez izlenen yeni tarz türk komedilerinden aşırma yapmayın be abi, hayır komik değil, üstüne bir de komikmiş gibi davranmak zorunda kalıyoruz kırılmayın diye, kastırmanın ne alemi var?
  • Hayır! Fenerbahçenin yeni transferi umrumda değil! Fenerliysem hayatımda bir derbi maçını baştan sona izlediğim bir anı bile gelemiyor aklıma, futboldan da hoşlanmıyorum, anlatmayın artık. Hepimiz futbol sevmek zorunda mıyız?
  • Televizyon izlemediğimi söylerken bunu söylememde bir kasıt var, bu şu demek: bana dün izlediğin komik diziden bahsetme, Kurtlar Vadisinden falan hiç girme, izlediğin şeyin özetini çıkarmayı düşünme bile.
  • Eşşek kadar adamların kadınlardan “o biçim” bahsetmesi beni çok sinirlendiriyor, sakın ha! Ergenliği arkada bırakmadınız mı hâla?
  • Hmm, evet biliyorum, buldun “vay bu adam bir şeyler biliyor” diyecek birini, sordukça soruyorsun, bunun ne kadar can sıkıcı olduğunun farkında mısın peki? Ben  sana sürekli o halledemediğin sorunlarda arka çıkarım dedim mi? Ha?
  • “Abi geçen yine Mehmetle gidiyoruz..” Hikaye ilgi çekiciyse tamam da, bana Mehmet’in (Mehmet burada  bir değişken, kendisine X diyebilirsiniz) hayat hikayesini anlatma, Mehmetse mehmet, ölmüyorum ki bu herifin neler yaptığını duymaya?
  • Rica ediyorum, benim yanımda vatan kurtarmayın. Atatürk olsaydı nasıl yapardı hiç ilgilenmiyorum, Atatürk olsaydı 100 yaşının üstünde olurdu, çok da umrundaydınız.

Oh be, rahatladım :) Gerçekten neden bu kadar rahatsız olduğumu bilmiyorum ama korkunç bir şey bu, sürekli olarak aynı şeyi tekrar eden adamlar var, bir şekilde aranıza sızıyorlar ve yaşam enerjinizi tüketiyorlar, böyle ne bileyim, NPC gibi, MOB gibi, yapay zekalı herifler bunlar, durduramıyorsun da, kibarız ya, bir şey diyemiyoruz, biraz dikkat edin abi nasıl göründüğünüze dışarıdan, hep aynı şey, kelime tahmin etmece oynayasım var artık.