﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aranel Surion&#039;un Blogu &#187; ilginç</title>
	<atom:link href="http://www.aranelsurion.org/etiket/ilginc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aranelsurion.org</link>
	<description>Bilişim dünyasını kucaklayan blog.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 23:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>don&#8217;t take it personally, babe, it just ain&#8217;t your story</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 23:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1226</guid>
		<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1231" title="screenshot1" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/screenshot1.jpg" alt="" width="810" height="507" /></p>
<p><em>Daha önce yine bir Christine Love oyunu olan Digital: A Love Story &#8216;den <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story">bahsetmiştim</a> blogumda, onu oynamadıysanız neler kaçırdığınızı anlatmaya kelimeler yetmez. Christine Love kimdir, nasıl oyunlar yapar ondan bahsedeyim. Bu tarz oyunların adı Visual Novel (Görsel Roman), yani spesifik bir olay akışı, bir mesaj ve verilmek istenen bütün bir efekt var, amacınız en yüksek skoru yapmak gibi birşey değil, hatta bu oyunların kontrolü çoğunlukla sizde bile değil.</em></p>
<p>Don&#8217;t take it personally babe (kısaltarak yazacağım), 2027&#8242;de yeni atanmış, pek de başarılı bir hayatı olmayan, orta yaş krizi etkisinde kariyer değişikliği ve başarısız 2 evliliğin sonucu bir öğretmensiniz, 2027&#8242;nin gençleri de, okul mantığı da biraz daha farklı tabii. Öğrencilerin size karşı ve birbirlerine karşı tavrı çok daha, nasıl desem, serbest. Sosyal medya ve mimlerle yaşıyorlar, referanslar ve kısaltmalarla konuşmayı seviyorlar, çok da anlamayacağınız, biraz yabancı hissettirecek bir toplumdasınız, yeni kafalar ve yeni tipler var. Lezbiyen ve gay ilişkilerini rahatlıkla sürdüren öğrencileriniz (Love&#8217;un kendisi de lezbiyen ya da bu konularda &#8220;rahat&#8221; bir insandı yanılmıyorsam) var mesela, herşey bugünü andırıyor ama tam olarak oraya oturmadığınızı, karşınızdaki sınıfın sizinle aynı çağda yaşamadığını da hissediyorsunuz. Peki oyunda bir karakterseniz, karakterlerin birbirleriyle ilişkisini ve bu yeni doğan toplumu nasıl anlayacaksınız? İşte burada devreye, hikayeye  tamamen yeni bir boyut kazandıran bir kavram giriyor: sosyal medya.</p>
<p>Tüm öğrencileriniz AmieConnect adında Facebook türevi bir ağda takılıyorlar, bu ağ sadece okul öğrencileri için ve onlar kullanıyor, hem de sürekli. Günümüzün elinden iPhone&#8217;u düşmeyen gençleri, burada artık sınıflarda bile sürekli iş başındalar. Bilmedikleri şeyse, sizin onların durum mesajlarını, profillerini ve özel mesajlaşmalarını okuyor olduğunuz. Sınıfa ilk girdiğinizde &#8220;Yeni gelen hoca taş gibi!&#8221; minvalinde bir durum mesajını gördüğünüzde şaşırmayın diye söylüyorum, hikayenin her anında öğrencilerinizin AmieConnect&#8217;lerini izleyebiliyorsunuz, birbirleriyle olan dramalarını, aşklarını, kavgalarını görüyorsunuz, bir yandan da hikaye devam ediyor ve bunların hikayedeki size yansımasını görüyorsunuz. Çok orijinal bir hikaye anlatımı değil mi? Aynı zamanda orijinal bir &#8220;sapık&#8221; oluyorsunuz bu hikayede. Dahası, hikayenin belli yerlerinde karar vermeniz gereken dönemeçlere geliyorsunuz, bunlar hakkında konuşarak hikayeyi batırmak istemiyorum ama büyük kararlar vereceğinizi ve bazı karşılıklar alacağınızı bilmelisiniz, hikaye de sizin bu kararlarınıza göre şekilleniyor. Her bir karakterin kendine göre bir tarzı, tercihleri ve hikayesi var, Kendall gerçek bir baş belası/serseriyken, Taylor kaybettiği erkek arkadaşını yeniden kazanmak için her yolu denemeye hazır. Don&#8217;t take it personally babe &#8216;de merkezi bir ahlak kriteri, &#8220;doğru yol&#8221;  bulamayabilirsiniz, belki de hikaye, paralel bir evrende &#8220;almak istediğiniz ama alamadığınız kararları&#8221; aldırmak istiyordur, kim bilir?</p>
<p>Aynı Digital&#8217;de yaptığım gibi, çok anlatarak hikayeyi mahvetmek istemediğim için kısa kesiyorum yine. Don&#8217;t take it personally babe, bir Digital değil, ne format ne hissiyat olarak. Çok daha farklı bir dünyayı, olasılığı yaşıyor, o dünyada bir karakter olarak aldığınız kararların sonuçlarını yaşıyor ve her karakterin hayatını resmen röntgenliyorsunuz.  Her anlamda orijinal, farklı ve yaratıcı bir deneyim bu, günümüz kriterleriyle biraz da &#8220;hastalıklı&#8221; belki de, ancak kesinlikle farklı. Hikayenin size pek çok konuda pek çok mesaj vermeye çalıştığını, gizliliği, geleceği, resmiyeti, arzuları, iyi ya da kötü olacağı belli belirsiz bir toplum modelini anlatıyor size. Oynarken unutmayın, <em>bu sizin hikayeniz değil.</em></p>
<p>Oyun, Windows, MacOSX ve GNU/Linux platformları için ücretsiz <a href="http://www.scoutshonour.com/donttakeitpersonallybabeitjustaintyourstory/">dağıtılıyor.</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: Digital: A Love Story">Digital: A Love Story</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıllı Kol Saatleri</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 22:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>Daha önce SE MBW-150 Executive incelemesi <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi">yapmıştım</a>, Engadget&#8217;da bu sıralar ardı ardına yeni saatler görünce hepsini derleyip ufak bir özet çıkarmak istedim, unuttuklarım ya da bahse değer görmediğim ürünler olmuş olabilir, altına yorum olarak girebilirsiniz. Bulabildiğim farklı saatleri tanıtmaya çalıştım, aralarında telefonla beraber, yarı-ayrı veya tamamen kendisi telefon gibi çalışan modeller mevcut, benim daha çok önerdiklerim Sony Ericsson olanlar, SE bu işi uzun süredir yapıyor ve ortaya becerikli ürünler çıkartıyor, tabii yazıyı okuduktan sonra kararı yine kendiniz vereceksiniz <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> <br />
</em></p>
<p><strong>SE MBW-150 Executive Edition</strong><br />
<img class="alignleft" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_001-300x225.jpg" alt="" width="220" height="165" />En üste bunu aldım çünkü bunu kullanıyorum <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Detaylı bir incelemesini zaten <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi">yapmıştım</a>, özete dahil etmek gerekirse; MBW-150 hemen her telefonla uyumlu Bluetooth mesaj/arama/bilgi gösterme, arama reddetme,  medya oynatıcı yönetme (durdur/çal/ses),  şarkı bilgileri, senkronlu dijital saat/tarih, titreşimli uyarı, suya dayanıklılık, hırsız alarmı gibi özelliklere sahip çok şık bir kol saati, yaklaşık 7+7 gün batarya süresine sahip ve Executive dışında iki farklı modeli daha mevcut. Üstelik ekranında istediğiniz her metni gösterebildiğiniz için telefon üzerinde geliştirdiğiniz uygulamalarla işlevler arttırılabiliyor, farklı MBW-150 bağlantı yazılımları farklı ve ekstra işlevler bulundurabiliyor. (Uygulama başlatma,API,Değiştirilebilir Ana Ekran,Batarya Gösterme). Fiyatı Amazon&#8217;da 210 TL.</p>
<p><br />
<strong>Sony Ericsson LiveView</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1030" title="Sony_Ericsson_LiveView_13_inch_Android_Device_Satiates_Your_Android_Craving" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/Sony_Ericsson_LiveView_13_inch_Android_Device_Satiates_Your_Android_Craving-300x213.jpg" alt="" width="219" height="155" />Muhtemelen bu listedeki en kapsamlı özelliklere sahip bu ürün aslında tam bir saat değil, ancak yanında gelen bandıyla bir saate çevrilebiliyor, maalesef bu band pek tarz sahibi bir görüntüye de sahip değil. Fonksiyonları arasında RSS,Twitter,Facebook,Takvim eklentilerle geliştirilebilme, medya kontrolü, titreşim, telefonu bulma gibi ilginç özellikler var, eklentilerle eklenebilen özellikler arasında Hava Durumu, Gmail, Sahte Arama mevcut ve daha fazlasının eklenmesi de muhtemel. Ekranı maalesef sürekli saati göstermiyor ve bekleme moduna geçiyor, batarya da yalnızca bir kaç gün idare edebiliyor. LiveView şimdilik sadece belirli cihazlarla çalışıyor ve karmaşık yapısından dolayı da yakın gelecekte desteği artacak gibi durmuyor. Özelliklerinin yanında bir çok eleştiri de alan LiveView, yine  de ilgi çekici bir ürün, Engadget üzerinde yeterince detaylı bir incelemesi de mevcut.  Fiyatı ise sadece 90 dolar.</p>
<p><strong>iPod Nano</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1031" title="ipodwatchlarge1" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/ipodwatchlarge1-300x225.jpg" alt="" width="212" height="159" />Aslında bir mini müzik çalar olan iPod Nano, saat olarak kullanılmasını sağlayan kemerler piyasaya sürüldükten sonra kısa süre içinde ilginç bir alternatif haline geldi, tabii bunda üstünde Apple yazan her şeyi satın alan kitlenin de etkisi yadsınamaz. iPod Nano, diğer bir çok akıllı saatin aksine Bluetooth üzerinden bildirim, uzaktan yönetim gibi fonksiyonlara sahip değil, saati sürekli gösteremiyor ve genel akıllı saat fonksiyonlarına sahip değil, ancak &#8220;saat&#8221; uygulamasına sahip olmasını bir artı kabul edebiliriz. Bunun yanında 8~16 GB kadar alana sahip, müzik/resim oynatabiliyor (doğal olarak), dokunmatik ekranlı ve aslında Apple %99 ihtimalle asla kullanmayacak olsa da (iWatch yapıp satmak varken) epeyce bir potansiyele de sahip. 8 GB&#8217;lık sürümü 140 dolara Amazon&#8217;da satılan bu ürünü, tüm popülaritesine rağmen ölecek derecede taşınabilir müzik çalara ihtiyacınız yoksa ve arada saat de yaparım demiyorsanız pek öneremiyorum, 140 dolara öküz alırız, iPod Nano&#8217;dan da güzel görünür.</p>
<p><strong>LG Prada Link</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1033" title="dsc04144a" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/dsc04144a-300x224.jpg" alt="" width="181" height="135" /></p>
<p>LG&#8217;nin Prada II ile birlikte kullanılmak üzere çıkardığı (smartwatchm uygulaması ile şuan WinMe gibi sistemleri de destekleyen) Prada Link, hakkında fazla konuşulmayan ancak hoş bir akıllı saat. Özellikleri arasında, Arama gösterme, Arama kaydı, SMS gösterme, Alarm, Dünya Saati, Kronometre ve 120x56px ekran mevcut, ayrıca titreşim, sesli uyarı ve deri band da yanında geliyor.  2 Gün Batarya süresi can sıkıcı derecede az ve ürün saatten başka her şeye az çok benziyor olsa da, tarz sahibi bir geek için alınabilir. Fiyatı maalesef özelliklerinin çok üstünde, tam 250 dolara Amazon &#8216;da alıcı buluyor. (Ya da muhtemelen o fiyata alıcı bulamıyor..)</p>
<p><strong>Swap Rebel</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1034" title="swap-rebel" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/swap-rebel-300x300.jpg" alt="" width="154" height="154" /></p>
<p>Swap Rebel, adı pek duyulmamış ve yeni çıkan bir kol saati/telefon melezi. Görünümü pek de şık olmayan (kişisel kanaatim: berbat) bu saatin özellikleri ise epey etkileyici, diğer akıllı saatlerin aksine quad-band GSM sunuyor olması önemli (ancak okula telefon sokmaya çalışma yaşını geçtiyseniz çok da değil), USB portuna sahip, 1.46 inş renkli dokunmatik ekran,  kamera gibi özelliklerin yanında MP3 ve MP4 de oynatabiliyor, ancak hafızası sadece 2GB. Tabii bu alan microSD üzerinden arttırılabiliyor.  Saatin aynı zamanda FM Radio, Bluetooth kulaklığa ses gönderme gibi özellikleri de mevcut. Dizaynı oldukça kötü ancak telefon olma, FM Verici, Kamera gibi özellikleriyle sıyrılan bu saat yaklaşık 300 dolara mal oluyor.</p>
<p>Sonuç olarak, saatlerin hepsi hoş, tercih etmek ise size kalmış. Bazıları telefonla bağlantılı çalışırken bazıları tamamen ayrı, hatta kendileri birer telefon olarak çalışabiliyorlar. Ben daha &#8220;etkili&#8221; bir görünüşe ve istediğim fonksiyonlara sahip olduğu için MBW-150 kullanıyorum, ancak daha kompleks saatler isteyen kullanıcılar şanslarını LiveView&#8217;da deneyebilirler, ancak daha sonra kötü sürprizler yaşamamak için mutlaka Engadget incelemesini dikkatle okumalısınız. Yine daha çok &#8220;saate benzeyen&#8221; ancak daha geniş ekranlı Prada Link gibi geniş ekranlı alternatifler de mevcut, ancak Prada Link&#8217;in yüksek fiyatı herkes için ideal olmayabilir. Yine Swap Rebel kötü bir saat ancak pratik bir telefon olabilir.</p>
<p>Bunlar dışında çin malı video gösteren ya da GSM özellikli ancak vasat saatler de mevcut, bunları listeye dahil etmedim, zira hepsini gittigidiyor &#8216;da bir aramada bulabilirsiniz ve büyük bir çoğunluğu aldığınıza değmeyecektir. İmkanınız varsa bu saatlerin oldukça pratik ve hayatınızı çok daha kolaylaştırdığını söyleyebilirim, fiyat aralığı $90 ~ $300 arasında değişiyor, ancak ürünlerin kaliteleri fiyatlarıyla doğru orantılı da değil, bu noktada yukarıdaki özetlere bakmanız ve almaya karar verdiğiniz ürünün mutlaka incelemesini okumanız gerekiyor.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/youtubeye-2ci-dava" rel="bookmark" title="Permanent Link: YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava">YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Servis Deneyimim">Logitech Servis Deneyimim</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/nvidia-18006-beta-surucusu" rel="bookmark" title="Permanent Link: NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü">NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: Digital: A Love Story">Digital: A Love Story</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iyi-ki-dogdun-darwin" rel="bookmark" title="Permanent Link: İyi ki doğdun Darwin!">İyi ki doğdun Darwin!</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 01:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[hitech]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[maemo]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-961" title="20100906_001" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_001-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><br />
<em>Kendime bir kol saati arıyordum, önce akıllı, ne bileyim GSM&#8217;li, müzik çalarlı bir şeyler almayı düşündüm, ancak cebimde N900 taşırken GSM&#8217;li kol saati ihtiyacım yoktu aslında, ben de zaten James Bond değildim. Sonra aklım ThinkGeek&#8217;deki E-Ink saate kaydı, neredeyse alacaktım da. Hiçbir zaman estetik insanı olamadım, bence fonksiyonellik estetiği döver. E-Ink saat gerçekten estetik ve hoş durmasına rağmen içim rahat etmedi çünkü epey bir parayı, saati göstermekten daha teknolojik bir iş yapmayan bir alete bayacaktım, kaybet kaybet anlaşması gibi bir şey. Sonra Maemo forumlarında OpenWatch&#8217;i gördüm, oradan yola çıkıp MBW&#8217;yi araştırdım derken kendimi bir MBW-150 almış ve mutlu bir müşteri olarak buldum. İşte bu incelemede SE MBW-150 &#8216;yi, ne numaraları olduğunu ve N900 üzerinde OpenWatch deneyimimi anlatacağım.</em></p>
<p><br />
SE MBW-150, basitçe, üzerinde ufak bir ekranı bulunan oldukça hoş bir analog saat diyebiliriz, elbette bu ekranı sayesinde aynı zamanda dijital bir saat de. Bluetooth üzerinden başka cihazlara bağlanıp, epey bir iş görebiliyor, ayrıntılarına birazdan gireceğim. Bu başka cihazlar arasında; Sony Ericsson telefonlar, Maemo, Android, Windows Mobile, Blackberry, PalmOS, Windows ve Linux kurulu bilgisayarlar da var, Symbian üzerinde de &#8220;ite kaka&#8221; çalışabildiği söyleniyor ancak OpenWatch yok Symbian için. iPhone sürümü ise şimdilik &#8220;düşünülüyor&#8221;muş ancak net bir sonuç yok.  MBW serisi, 150 olan erkekler, 200 olan bayanlar için. MBW-200&#8242;lerin teknik anlamda 150 ile bir farkı yok ancak çözünürlükleri daha düşük. MBW-150&#8242;ler de kendi aralarında 3 farkı editiona sahipler.</p>
<p>Bunlar da fiyat sırasıyla; Executive Edition, Music Edition, Classic Edition. Benim aldığım Executive Edition olduğundan bunu inceleyeceğim. Bunlar için sırasıyla Ciddi saat, Genç saati ve Dede saati (eheh) diyebiliriz. Executive&#8217;in Music&#8217;den farkı kayış kısmının metalik olması, rengi ve görünümü de Music Edition&#8217;a göre çok daha iyi görünüyor. Yine burada tabii ki zevkler ve renkler faktörü var. Executive Edition&#8217;un kayış kilidi &#8220;oturtmalı&#8221; şekilde ve herhangi bir biçimde kazara çıkmıyor. Ayrıca dış yüzü tamamen paslanmaz çelik. Executive Edition&#8217;u Amazon.co.uk &#8216;dan 90 pounda (210 TL) ve artı 20 pound kargoya, 1.5 haftada alabildim. Amazon.co.uk deneyimimi ayrı bir yazıda zaten yazacağım, belki siz bunları okurken ben onu çoktan yazmışımdır bile.</p>
<p>MBW-150&#8242;nin bazı özelliklerine bir özet geçersek, OpenWatch ile eşleştirdiğimiz bir MBW-150 şunları yapabiliyor:</p>
<ul>
<li>Mobil cihazla saat senkronizasyonu</li>
<li>Dijital saat/tarih gösterme</li>
<li>30 metreye kadar suya dayanıklı</li>
<li>Titreşimli uyarıya sahip</li>
<li>SMS bilgilendirmesi ve SMSleri ekranda gösterme</li>
<li>IM bilgilendirmesi ve mesajları ekranda  gösterme</li>
<li>Aramaları gösterme (numara veya isim)</li>
<li>Arama reddetme</li>
<li>Medya oynatıcıyı kontrol etme (dur/başla,geri/ileri, ses kapat/aç)</li>
<li>Medya bilgileri gösterme (sanatçı/eser)</li>
<li>Okunmamış SMS/IM sayısı, Batarya bilgileri</li>
<li>Cihazla bağlantı kopunca titreşimli uyarı. (Hırsız alarmı)</li>
<li>Değiştirilebilir bilgi ekranları</li>
<li>API</li>
</ul>
<p>Aklıma gelenler (ve OW sitesinden kopya çektiklerim) bunlar. Buradaki en önemli şey elbette API. MBW-150, bilgileri aldığı yazılıma bağımlı çalıştığından onu her amaca hizmet ettirebilirsiniz. Biraz Python bilgisiyle ekranda tamamen istediğiniz şeyleri gösterebilir, farklı uygulamalar tasarlayabilir, bunları paylaşabilirsiniz de. Mesela OpenWatch&#8217;in Windows Mobile muadili olan smartwatchm &#8216;de GPS koordinat verici gibi ilginç &#8220;eklentiler&#8221; mevcut. API desteği sayesinde hayal edebileceğiniz bir çok şey MBW-150 için hazırlanabilir. Yani bir tür &#8220;hacker oyuncağı&#8221; diyebiliriz aslında. MBW-150&#8242;nin arama/sms gösterme özelliği, N900&#8242;deki &#8220;müzik değiştirmek için mantıklı bir yol olmaması&#8221; ve hırsız alarmı özellikleri benim en çok ilgimi çekenler oldu, gerçekten ihtiyacım vardı bunlara.</p>
<p>MBW-150&#8242;mizi aldık ve kutu elimizde: İlk farkedeceğimiz şey kutunun oldukça hoş olması. Siyah ağırlıklı bir tasarımı var ve ön yüzde saatin bir resmini, arka yüzde ise genel anlamda özelliklerinin olduğu bir çok dilde bir listeyi bulabiliyoruz. Kutu tasarımını ben Nokia N96 (ve muhtemelen diğer Nxx&#8217;ler de benzerdir) kutusuna oldukça benzettim. Bu karton kutuyu kaldırdığımızda, 2 parçalı kutucuklar, bir kullanım kılavuzu (hemde Türkçe) ve bir adet büyük Sony Ericsson yazan yine hoş tasarımlı bir kutu buluyoruz. Maddelerden pek anlamadığımdan ayrımını yapamayacağım ancak sanırım plastik bir kutu bu. Birine hediye vermek isterseniz (birine 90 poundluk bir hediye vermek istiyorsanız, bana da bir hediye gönderin. =P ) bu kutu sizi yarı yolda bırakmayacaktır. Dıştaki iki kutucuğun içinde şarj aletinin iki parçası bulunuyor. bu parçaları birleştirerek şarj aletini hazırlıyorsunuz, zaten Türkiye prizleriyle de uyumlu. Bunlar dışında kutudan bir şey çıkmıyor. İçteki afilli kutuda ise tabii ki saatimiz, sıkması çok zevkli bir siyah yastığa sarılı halde duruyor.<br />
<center><img class="aligncenter size-medium wp-image-962" title="20100906_002" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_002-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></center><br />
MBW-150 ilk şarjı olmadan geliyor ve siz şarjını yapana kadar açılmasının bir yolu yok. Şarj yaklaşık 2 saat kadar sürüyor ve Bluetooth fonksiyonunu 1 hafta, analog saat fonksiyonunu da 14 gün boyunca götürebiliyor. Böyle bir cihaz için 7 + 7 günlük bir şarj ömrü ve sadece 2 saatlik bir şarj etme süresi bence oldukça kabul edilebilir. N900&#8242;ünüzü 7 gün boyunca canlı tutmanın bir yolu olmadığına göre, onu şarj ederken saati de şarj ederseniz asla şarj bitmesi durumu olmayacaktır.</p>
<p>MBW-150&#8242;yi ilk kez elimize alıyoruz: Saatin üzerinde 3 solda ve 3 sağda tuş var. Soldaki 3 tuş medya oynatıcıdaki dur/başla, ileri/geri fonksiyonlarını sağlıyor. Sağda ise iki tuş ve analog saatin kurma kolu mevcut, bu iki tuştan alttaki menüler arasında gezinmeyi, üstteki seçim yapmayı ve bilgi ekranları arasında gezinmeyi sağlıyor.  Saat ilk geldiği haliyle güreşçi bileği için dizayn edilmiş gibi. kolunuza takıp, kilitleyip, kilitli şekilde elinizden çıkarabilirsiniz, o kadar geniş. Tabii herhangi bir saatçiye gidip birkaç lira karşılığında kayış kısmından birkaç birim eksilttirebilir, sorunsuzca oturmasını sağlayabilirsiniz. Executive Edition&#8217;daki çelik tasarım ve haliyle gri renk oldukça hoş ve ışık vurunca daha da güzel görünüyor.  Kayış kilidi  üst üste 3 parçayı oturtarak yapılıyor ve dışarıdan kilitmiş gibi durmuyor, üzerindeki tuşuna bastırarak kilidi açabiliyoruz. Saat 182 gram çekiyor, Music ve Classic Editionlar tabii ki daha hafifler. Saatin camının &#8220;özel çizilmeye dayanıklı cam&#8221; olduğu iddiası var kutusunda ancak ne kadar dayanıklıdır onu zaman gösterebilir ancak.  Bilgi ekranının aydınlatması şaşırtıcı derecede iyi ve takibi kolay, parlaklık ve kalitesi gerçekten iyi ayarlanmış, aydınlık ortamlarda bile ekranı görmekte sorun yaşamıyoruz. Bunların dışında saatin alt kısmında minik bir soket var, buraya şarj aparatını oturtarak şarj ediyoruz. Saatin kullanımı oldukça rahat diyebilirim, dışarıdan uzaylı teknolojisi gibi görünmemesi ve acayip görünmeden ihtiyacınız olan işlevleri yapabilmeniz artı puan sağlıyor. Tabii &#8220;ben nerdim diye bağırsın&#8221; istiyorsanız tam olarak iş görmeyebilir. Tuşların basımı kolay ancak medya tuşları biraz daha ergonomik yapılabilirmiş. Analog saatte bir eksiklik sayar mısınız bilemiyorum ancak saniye belirten bir ok yok. Ben bunu bir avantaj olarak gördüm, zira sinir bozucu oluyor onlar. Özetle diyebilirim ki bir kez kolunuza oturttuktan sonra bir rahatsızlık yaşamayacaksınız ve 90 pounda alabileceğiniz bir çok saatten de iyi gözükecek.</p>
<p>Donanımsal özellikler kısaca böyle. Gelelim kullanıma, yani yazılımsal kısma. MBW-150&#8242;nin alttaki tuşuyla açabileceğimiz kayan menü sayesinde eşleştirme ve uyarıları ayarlayabiliyor, bluetooth&#8217;u açıp kapatabiliyoruz. Bağlantı yokken herhangi bir medya tuşuna dokunmak bağlantı kurulmasını sağlıyor. Üst tuş ise bilgi ekranlarını açıyor. İlk iki bilgi ekranı saatin kendi ekranıyken, üçüncü ekran telefon tarafından yazdırılıyor. İlk ekranda tarihi, ikinci ekranda BT durumu ve dijital saati, üçüncü ekranda ise telefondan gelen verileri -çalan müzik, batarya vs. bilgiler- görebiliyoruz. Burada iki önemli eksiklik var, birincisi ekranların yerini değiştiremiyoruz. İkinci ve daha önemlisi ekranları &#8220;sürekli açık&#8221; moda alamıyoruz, mesela sürekli dijital saati göster diyemiyoruz. SMS/Arama geldiği durumlarda bir ikon ve  titreşimle uyarılıyor, kişi eğer rehberimizde kayıtlıysa ismini, değilse numarasını görüyoruz.  Üçüncü ekranın herhangi bir veriyi gösterebilmesi en önemli özelliği, bu sayede cihazımızdaki herhangi bir şeyi burada gösterebiliyoruz ve tamamen kişiselleştirilebilir oluyor. MBW-150 dünyanın kullanımı en kolay saati sayılmaz ancak kılavuzu -zaten olsa olsa 5 sayfa kadar- bir kez okursanız 5 dakika içinde alışacaksınız.<br />
<center><img class="size-medium wp-image-963  aligncenter" title="20100906_003" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_003-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></center><br />
MBW-150&#8242;nin canımı sıkan tek şeyi ise OpenWatch&#8217;in kurulumu oldu. Aslında pek zor bir işlem değil ancak kimse zahmet edip açıklamadığı için ben birkaç saatimi harcamıştım. OpenWatch&#8217;i Extras Devel deposundan alıyorsunuz. Paket python-Imaging&#8217;e ihtiyaç duyuyor, ancak bu sistemdeki python-imaging ile çakışabilir (bende çakışmıştı) bu durumda paketin source dosyasını packages.maemo.org &#8216;dan indirip, control adlı dosyayı not defteriyle açıp Depends satırından python-Imaging &#8216;i silmelisiniz. Yine kurduktan sonra benim yaptığım gibi OpenWatch uygulamasını açıp sap gibi beklerseniz sinirden küp olursunuz. Yapmanız gereken şey, üstteki menüden Start on boot seçeneğini işaretlemek ve N900&#8242;ü yeniden başlatmak. Bir sonraki açılışta saatiniz bağlanınca &#8220;Watch connected&#8221; mesajı göreceksiniz ve herşey tamam olacak. Bunu biri böyle anlatınca yapması kola ama kendim bulması oldukça sıkıcıydı. Neyse ki OpenWatch&#8217;ı bir kez ayarladıktan sonra tekrar tekrar açmanıza gerek olmayacak.</p>
<p>Biraz da içimizdeki hackeri heyecanlandıralım, geliştiriciler API&#8217;yi kullanarak ve AT komutları sayesinde kendi OpenWatch&#8217;larını bile yazarak uygulamalar üretebiliyorlar. Mesela RSS okuyucu, GPS, Kopya çektirici, Hava durumu, Wi-Fi Monitörü, Adım sayıcı gibi şeyleri entegre edebilirsiniz, bu saydıklarımın bazılarının Windows Mobile için eklentileri bile yapılmış, Maemo üzerinde de kolayca yapılabilirler. Python üzerinde biraz bilgiyle ufacık bir alete oldukça iş yaptırmanız mümkün. Yine butonları cihaza fake buton olarak tanıtabilir, böylece onları birer tuşmuş gibi uygulamalara atayabilirsiniz. DBUS çağrılarını saate atayıp, buradan istediğinizi açıp kapayabilir, uzaktan yönetim yapabilirsiniz.</p>
<p>Son olarak da, genel hissiyattan, kullanıcı deneyiminden bahsedeyim: MBW-150 oldukça kullanışlı bir saat, görsel olarak yeterince iyi olmasının yanında, N900 için mantıklı bir medya kontrolcüsü görevi üstlenebiliyor ve hırsız alarmı sağlıyor. Aramaları/SMSleri buradan görebilmek meşgul bir günde gerçekten çok pratik, cebinizdeki ya da odanın bir köşesindeki telefona koşmadan önce kimin aradığını bilebilmek çok güzel, üstelik geleneksel sesli uyarılara olan ihtiyacınızı da sıfıra indiriyor diyebilirim, kolunuzda bir şeyler zangır zangır titrerken N900&#8242;ü sessizden çıkarmanıza da pek gerek yok.  Gün içinde bir çok kez hayatınızı kolaylaştırabiliyor ve sonuçta sadece bir saat olmasına rağmen. Saatinize bakarak bu kadar iş yapabilmenin hissi tabii ki enfes oluyor.</p>
<p>Sonuç olarak, MBW-150 hem bir saat hem bir bluetooth cihazı olarak verilen paranın karşılığını ödüyor, tamamen geliştirilmeye açık -ben şimdiden bir kaç şey düşünüyorum aslında.. :)-, pratik ve etkili. İncelemenin daha stabil olması açısından eksi yanlar da yazmak istiyorum ancak çok da bir eksiğini görmedim, yapacağını söylediği işlevleri yapıyor. Belki biraz daha kişiselleştirilebilir fonksiyonlar ve daha büyük bir ekran yapılabilirmiş diyorum. Sunduğu özelliklere ihtiyacınız olup olmadığı ise sonuçta size kalmış bir şey, kendi açımdan konuşursam, E-Ink bir saate sırf hoş göründüğü için buna yakın bir miktarda ödeme yapacakken, bu fiyata istediğim bir çok işi yaptırabildiğim bir ürün almaktan memnun kaldım. Performansa oranla fiyatı, fonksiyoncu bir adamın bakış açısından elbette ki çok iyi, kesinlikle alın da diyemiyorum ancak, sonuçta bu bir lüks ürün ve fiyatı da bazı ailelerin bir aylık mutfak masrafına denk düşüyor. Ancak düz mantıkla, Nokia N900&#8242;e 1000+ TL verebilen biri için MBW-150 pahalı gelmeyecektir. Saatle ilgili kafanıza takılan bir şeyler varsa sormaktan çekinmeyin, sonuçta hepimiz &#8220;kurcukluyoruz&#8221; <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri" rel="bookmark" title="Permanent Link: Akıllı Kol Saatleri">Akıllı Kol Saatleri</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/amazon-co-uk-dan-alisveris-yapmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Amazon.co.uk &#8216;dan Alışveriş Yapmak">Amazon.co.uk &#8216;dan Alışveriş Yapmak</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/oyungezer-temmuz-sayisi-super" rel="bookmark" title="Permanent Link: Oyungezer Temmuz Sayısı, Süper! :)">Oyungezer Temmuz Sayısı, Süper! <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/blogum-3-yasinda" rel="bookmark" title="Permanent Link: Blogum 3 yaşında!">Blogum 3 yaşında!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/enemies-of-turkey" rel="bookmark" title="Permanent Link: Enemies of Turkey :)">Enemies of Turkey <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Digital: A Love Story</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 14:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.scoutshonour.com/digital/digital-thumbnail.png" alt="Digital: A Love Story" /><br />
<em>&#8220;*** DIGITAL: A LOVE STORY*** Powered by Amie Workbench, (C) 1988 READY.&#8221; </p>
<p>Alttaki çubuk hala yanıp sönüyor ve ben ekrana bakakalmış durumdayım. Nasıl oldu, ne oldu bilmiyorum ama bu bağımsız (ve ücretsiz) oyun, sanırım az önce kafamı allak bullak etti. Digital, Amiga Workbench benzeri işletim sistemlerinin kullanıldığı, ARPANET&#8217;lerin, BBSlerin, ücretli hatların ve korsanların olduğu.. aslında hayır, bundan çok daha fazlasının olduğu zamanlarda geçiyor. O dönemi yaşamadıysanız bile, hatta &#8220;ADSL çocuğu&#8221; tabir edilebilecek yaş kitlesine bile mensupsanız, bu oyun size bir şeyler kazandıracak. Belki hissettirmek istediği nostaljiyi değil ama, nereden nereye geldiğinizi. Bu söylediklerim sizi yanıltmasın, Digital&#8217;in amacı nostalji yaptırmak değil, ya da bir tür 1988 dönemi simulatörü değil, hatta %100 gerçeklere dayalı bile değil. Sadece.. oynamanız lazım. Hakkında söylenebilecek her kelime, bu hikayeden alacağınız zevki baltalıyor aslında. </em><br />
<br />
Ve o son dakikalarda.. Onunla son kez konuşurken, veriler akarken ve ben artık başka bir yol kalmadığını farkettiğimde.. Yapımcıya Twitter&#8217;dan teşekkür ettim elbette. Neden bahsettiğimi anlayabilmeniz için, bir kaç saatinizi bu oyuna ayırmanız gerekli. Hikaye konusunda fazla bir şey vermemeliyim, hayır. Basitçe -ilk 10 dakikada sizin de farkedeceğiniz üzere- yapım 80&#8242;lerin sonlarında geçiyor, babanızın arkadaşı, size bir modem ve kablo, bir de Lake City BBS&#8217;inin numarasını vererek size Internet&#8217;in en ilkel halinin kapılarını açıyor. Burada tanışacağınız insanlardan bir şeyler öğreniyor, bu yeni toplulukla kaynaşmaya çalışıyor ve sanatçı ruhlu bir bayanla tanışıyorsunuz. Başlarda bütün bunları niye yaptığınızı anlamamanız, hatta Digital&#8217;ı sürekli devam eden bir &#8220;sandbox tarzı&#8221; yapım sanabilirsiniz, kesinlikle değil. Digital, eğer bir eksi olarak kabul ediyorsanız bile; son derece çizgisel, ancak bunu da size hissetirmeyecek kadar düzgün tasarlanmış. Öyle ki, sona geldiğimde, aslında mesaj atıp almak ve aramalar yapmak dışında, bu oyunu oynamak için gerçekten ne yaptığımı bile anlayamadım. </p>
<p>BBS&#8217;ten BBS&#8217;e yaptığınız gezintilerde, farklı insanlar, tartışmalar ve tavırlar göreceksiniz, onlara değer verin. Size en büyük kazancı bu insanlarla yaptığınız konuşmalar ve keşfetme hissi olacaktır. Hikaye her şekilde devam edecek, acele etmeye gerek yok. Hikaye hakkında söyleyebileceğim o kadar çok şey var ki aslında.. Özellikle son 5 dakikası, son derece vurucu, başında geçirdiğiniz saatleri öyle güzel değerlendiğinizi farkettiriyor ki. </p>
<p>Eğer vaktiniz varsa şimdi, yoksa da vakit bulduğunuz an, bu bağımsız yapımı deneyin. Ona bir şans verin ve anlamaya çalışın. Sizin için hem bir zaman tüneli, hem de Harikalar Diyarı görevi görecektir. Ve şarkıları sakın kapatmayın, özellikle 8-Beat&#8217;in Disappointment&#8217;ı, öyle harika şekilde oturacak ki yerine.. Bilgisayarlarla, onların tarihiyle, bilimkurguyla biraz olsun ilginiz varsa alacağınız zevkin on kat artacağı da bir gerçek. </p>
<p>Denemek için: <a href="http://www.scoutshonour.com/digital/">http://www.scoutshonour.com/digital/</a> Bağımsız, ücretsiz ve Windows,MacOSX ve GNU/Linux üzerinde çalışabiliyor, üstelik sadece 35 Megabyte. Bitirdikten sonra, Christine Love&#8217;a (Twitter&#8217;da @christinelove) harika interaktif hikayesi ve yeteneği için teşekkür etmeyi unutmayın.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: don&#8217;t take it personally, babe, it just ain&#8217;t your story">don&#8217;t take it personally, babe, it just ain&#8217;t your story</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/dogumgunum-3" rel="bookmark" title="Permanent Link: Doğumgünüm! :)">Doğumgünüm! <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Death Note</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 02:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://images1.fanpop.com/images/photos/2400000/Kira-death-note-2405265-800-600.jpg" alt="" width="288" height="216" />Ey Anime izlemeyenler! Titreyin ve kendinize gelin, az önce belki de son yılların en iyi yapımlarından birinin sonunu izleme fırsatım oldu, ve içtenlikle söyleyebilirim ki, çok az yapım beni Death Note kadar etkileyebildi. Sadece 37 bölüm (ve 3 film, muhtemelen WB tarafından berbat edilmiş olsalar da. Henüz izlemedim onları) olması sorun değil, Death Note sadece iki bölümde başlayıp, daha ortalarda her şeyin değiştiği, değişime izleyiciyi de katan ve son bölüme kadar sonunu tahmin etmenin mümkün olmadığı türden bir anime.</p>
<p><strong>Bu yazı çok ağır olmayan bazı spoiler bilgiler içerebilir. Uyarmadı demeyin.</strong></p>
<p></p>
<p>Neresinden başlasam bilemiyorum, en iyi konuya bir özet geçeyim: Bir ölüm tanrısı (Shinigami) ölüm tanrıları dünyasından çok sıkılır ve defterini dünyada rastgele bir yere gönderir, defteri bulan Yagami Light, toplumun gittikçe çürümesinden, suçlardan ve adaletsizlikten bezmiş bir lise öğrencisidir. Defteri merak edip dener ve işe yaradığını farkeder, Artık Light, kısa süre içinde Kira olarak tanınacak -ve hatta tapılacak bir katil haline gelmiştir, ve suç işleyen herkesi acımasızca cezalandırmakta, defterin gücünü kullanarak onları öldürmektedir, böylece, bir gün hayalini kurduğu ve kendisi tanrı olacağı yeni bir düzeni kurabilecektir. Ancak, suçluların bir anda rastlantısal bir şekilde ölmeye başlamadığını elbette polis de farkeder, ve bu sıradışı suçluyu yakalamak için sıradışı birinden yardım ister: L. L, polisin asla çözemediği suçları kolayca çözen, kendileri halledemedikleri davaları son çare olarak taşıdıkları efsanevi bir karakterdir, gerçek ismini ve yüzünü kimse bilmez. Kira, peşine düşen bu son derece zeki ve açık görüşlü kişiden kurtulabilmek için onun adını bilmeli ve yüzünü görmelidir. Death Note, uzun bir süre hep bu iki güç arasındaki savaşı, adalet anlayışlarındaki farklılığı ve kolayca kullanılıp atılan insanları işler.</p>
<p>Death Note&#8217;u mükemmel yapan şey, sadece farklı hikayesi olamaz. Bence asıl harika yaptıkları olay, karakterlerdeki &#8220;gerçeklik&#8221; hissiyatı ve zaten ilginç bir hikayenin ele alınış biçimidir. Hikaye boyunca Misa&#8217;dan Mello&#8217;ya bir çok karakteri tanırız ve tanıdıklarımızın bir çoğu da ölür-bu konuda Kurtlar Vadisi ile yarışır diyebilirim- ve her bir ölenin arkasından hep en az 5 saniyelik bir &#8220;daha neler ya..&#8221; tepkisi verilir. Daha da güzeli, hikaye boyunca kimin haklı kimin haksız, kimin doğru kimin yanlış olduğu tamamen izleyicinin anlayışına bırakılır. Kira, kendisine göre haklıdır, çünkü Dünya çürümektedir ve büyük bir güce sahip birinin bu konuda hiç bir şey yapmaması düşünülemez. L de haklıdır; çünkü toplumun kaderi, masumluk ve suçluluk bir kişinin anlayışına emanet edilemeyecek kadar değerlidir. Ryuk muhtemelen en haklısıdır, zirâ onun için önemli olan sadece elma yemek ve insanların birbirine düşmesini keyifle seyretmektir. Kira&#8217;nın nasıl bir kişilik olduğunu her geçen bölümde görmek ancak ona saygı duymamak imkansız, amacı için herşeyi, herkesi, ona en çok bağlananları ve destek verenleri, yüzünde bir gülümsemeyle silebilen bir karakterdeki adanmışlığa saygı duymamak elde değil.</p>
<p>Anime&#8217;nin bittiği şu dakikada bile, bir daha asla sevimli ve saplantılı Misa&#8217;yı, kendini düşünen Ryuk&#8217;u, Shinigami için bile fazla sevgi dolu olan Rem&#8217;i, oğluna olan güvenini bir an bile kaybetmeyen Light&#8217;ın babasını, sevgi dolu kardeşini ve daha bir çoklarını bir daha asla göremeyecek olduğumu bilmek, ve buna üzülmek (işin gerçeği, gerçek hayatta gün içinde bir düzine insanla tanışabiliyorum ve herhangi birini bir ömür görmemek hiç de umrumda olmazdı) çok garip.</p>
<p>Animelerle çok alakam olmadığından olabilir, bir çizgifilmin-halen animeye çizgifilm demekten de hoşlanmıyorum, o ayrı- beni doğru ve yanlış üzerine düşündürebileceği ve bir karakterle kendimi bu kadar özdeşleştirebileceğimi (Ryuk. Ancak hikayede çok etkisi olmadığından, Kira da yeterli.) hiç sanmazdım, bundan önceki son izlediğim anime One Piece&#8217;di ve başlardaki gazdan sonra, yaklaşık bir 10-20 bölüm içinde son derece sıkıcılaşmıştı. İçinde bu kadar polisiye unsur barındıran bir animeden beklediğiniz, kan gövdeyi götüren aksiyon sahneleri olur muhtemelen, oysa ki 37 bölümde aklıma gelen aksiyon sahnesi sayısı bir elin parmakları etmez, tüm güç savaşı karakterler arasındaki düşünce savaşıdır. Light, L&#8217;in kendisinden kuşkulanmasının önüne geçmeye çalışırken (bu konuda epey beceriksiz olması ayrı) , L, Kira&#8217;nın kim olduğunu bulmak için sadece çok ufak bir kanıta ihtiyaç duyar ve bunun peşindedir.</p>
<p>Death Note, işte tam bu yüzden, ancak belki daha da fazla şey yüzünden harika, ve işte bu yüzden izlemeli, ona bir şans vermeli, her karakteri ayrı ayrı anlamaya çalışmalısınız. Kira&#8217;nın yakalanmaktan kıl payı kurtulduğu anları, poker oyuncularını gıpta ettirecek yeteneklerini hayretle seyretmelisiniz, DN&#8217;i mükemmel yapan ayrı ayrı belirtip, çünkü arkaplan müziklerinin harika olması, çünkü Misa&#8217;nın tek başına bir sebep olması, çünkü harika karakterleri, çünkü ilginç senaryosu, çünkü gerilimi, çünkü..  gibi bir çok şey değil, bunun oluşturduğu bütünlük hissi. Belki de hikayenin sonundaki toplama amaçlı bir kaç müdahale-ki sinir bozucuydu kabul etmeliyim- ufak bir leke olmuş olabilir bu yapımda, ancak zaten dört dörtlük olsaydı insan yapımı olamazdı. Death Note mükemmel, çünkü bana bu saatte bu yazıyı yazdırdı. Yetmez mi?</p>
<p>İlgilendiyseniz ve izlemek istiyorsanız ben şurada izledim: animefreak.tv adresinde. İngilizce dublajlı veya İngilizce/Türkçe altyazılı seçenekler mevcut, eğer yabancı diliniz varsa lütfen Türkçe altyazı tercih etmeyin, Ingilizce olanı çok daha iyi, yoksa en az bir kaç sahnede önemli detayları kaçıracaksınız demektir, uyarmadı demeyin. Bunun gibi başka harika anime veya film olarak önerileriniz varsa bana da ulaştırın ki ben de onları izleme şansına kavuşabileyim.</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px;">
<p><img class="alignleft" src="http://images1.fanpop.com/images/photos/2400000/Kira-death-note-2405265-800-600.jpg" alt="" width="320" height="240" /></p>
<p><strong>Bu yazı çok ağır olmayan bazı spoiler bilgiler içerebilir. Uyarmadı demeyin.</strong></p>
</div>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/izlenesi-animeler" rel="bookmark" title="Permanent Link: İzlenesi Animeler">İzlenesi Animeler</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2012/kisisel-bolge/death-feels-like-the-butterfly" rel="bookmark" title="Permanent Link: Death feels like the butterfly">Death feels like the butterfly</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/tasindim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Taşındım (:">Taşındım (:</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Life After People</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/life-after-people</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/life-after-people#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 01:48:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[<p>History Channel tek kelimeyle harika bir belgesel yayınlamış, <strong>Life After People</strong> belgeselinde, eğer şu an tüm insanlık bir şekilde &#8220;kaybolsa&#8221; (nasıl kaybolabileceği konusunda da teoriler sunuyor) Dünya&#8217;nın başına önümüzdeki 24 Saat&#8217;ten önümüzdeki 10,000 Yıl&#8217;a kadar neler gelebileceğini detaylıca incelemişler, çok beğendim, üstelik fazla fanteziye kaçılmamış, suyunu çıkartmadan yapmışlar.</p>
<p>Belgesel 1 Saat 28 Dakika sürüyor, her dakikasını beğeneceğinizi umuyorum. Daha etkili olması için tam ekran modunda izleyin. Altyazılı bir versiyon bulamadım, İngilizce yeteneğinizi konuşturursunuz artık biraz <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4939078184096254535&#038;hl=tr&#038;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed></p>
<p><a href="http://video.google.com/videoplay?docid=4939078184096254535" class="broken_link">(Embed ettiğim video çalışmazsa, direkt link için tıklayın.)</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/enemies-of-turkey" rel="bookmark" title="Permanent Link: Enemies of Turkey :)">Enemies of Turkey <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/half-life-2-combine-vs-turk-polisi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Half Life 2 Combine vs Türk Polisi">Half Life 2 Combine vs Türk Polisi</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/bilisim/end-of-life" rel="bookmark" title="Permanent Link: End of  Life">End of  Life</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2012/kisisel-bolge/life-instructions-gec-kalmis-2012-yazisi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Life Instructions (Geç Kalmış 2012 Yazısı?)">Life Instructions (Geç Kalmış 2012 Yazısı?)</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/kisisel-bolge/ilk-oyungezer-imi-aldim" rel="bookmark" title="Permanent Link: İlk &#8220;Oyungezer&#8221; imi Aldım">İlk &#8220;Oyungezer&#8221; imi Aldım</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/life-after-people/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

