Blogum 3 yaşında!

Adettendir, blog her yeni yaşına girdiğinde bir özet geçerim 1 yıllık rapor niyetine. Olmuş 3 yıl, Arşiv üzerinden takip edince sanki çok bir şey olmamış, dün başlamışım gibi hissettiriyor, ancak böyle hatırlıyorum blogumun nereden nereye geldiğini. Bu 3 yılda blogumda hemen her konuda bir şeyler için kaynak oluşturmuş oldum, ağırlık tabii ki GNU/Linux, hatta bu sene yoğunlukla Maemo oldu, içime sinmeyen şeyler de var (Kişisel hiç bir şey yazmıyor olmam, Makaleler’i boşlamam gibi) ama hep diyorum zaman ve efor satın alınamayacak kadar değerli şeyler ve kafamı yaptığım şeylerden kaldırıp burayla daha fazla ilgilenebilmeyi istiyorum aslında. Geleyim istatistiklere:

  • 147529 Ziyaretçi (2008: 26889 2009: 56855 , Bu yıl: 63785 ) 366170 sayfa gösterimi (2008: 58335 2009: 140878 Bu yıl: 155957) yapmış. Yani bu yıl da bir çok gencimizi zehirlemişiz. İstatistik aparatının uzun süre kapalı kalması yüzünden bu yılın istatistikleri pek net değil, bunlar kayıtlara geçmiş olanlar ve bu haliyle de gayet iyi görünüyor.
  • En çok bloguma ulaştıran Google kelimeleri: ahmet, Body, linux, anarşizm, n900 türkçe, 24proxy youtube, bios şifresi, 1 mayıs, maemo 5, aranel surion. Ahmet’in sevenleri çok onu anladım ben, her sene o kelime işgal ediyor birinciliği. Maemo 5 ile olan ilişkim ve turkish-l10n paketinin de etkisiyle kelimeler değişmiş. Kendi adımla aranıp bulunmak da hoşuma gitti. Geçen sene olup bu sene olmayan kelimeler: bodypainting, fenerbahçem, aranel, body painting, N96.
  • 55 etikette (2008: 27 2009:  22 Bu yıl: 6), 6 kategoride, 257 yazıya (2008: 151 2009:  70 Bu yıl: 36) 723 yorum (2008: 75 2009: 217 Bu yıl: 431) gelmiş. Ziyaret sayısında mantıklı bir artış varken yorum sayısının 2 kat artması hoş bir durum, yorumların bir çoğu Maemo ile ilgili şeyler, destek için meegoturkiye.org’u açtıktan sonra bu yorumların çoğu kesildiği için gelecek sene bu kadar yorum almayacağımı tahmin ediyorum. “Objektife Takılanlar” ‘ın Kişisel Bölge ile birleştirilmesi üzerine kategori sayısı bir azalmış, boş duruyordu daha iyi oldu böyle.
  • Sırasıyla, en çok yorum alan yazılar: Turkish Localization (turkish-l10n) 0.1 – Maemo 5 (114), Nokia N900 İncelemesi (82), Kırılmadık BIOS Şifresi Bırakmayın! (79), Maemo 5 (N900) artık Türkçe! (77), Maemo, Moblin ve MeeGo (23), Regnum Online ! (16). Maemo işgal etmiş yorumları tabii ki. Blogumun her daim en çok yorum alan yazısı olacağını sandığım BIOS şifresi yazım aldığı 30 yeni yoruma rağmen üçüncülüğe düşmüş.
  • 2009 – 2010 arasında epey bir altyapı çalışması yapacak fırsatım olmuş. Yorum düzenlemesi, Yeni Arşiv, Yeni Paylaşım seçenekleri, Yeni Benzer Yazılar sistemi, Kod Renklendirme, Yan menüde Arşiv yenilenmesi, “Ne kodluyorum?” aparatı, Yeni 404/Projeler sayfaları ve bir sürü kozmetik/minor değişiklik yaptım, blogun bu 1 senede oldukça geliştiği söylenebilir. Tam liste Değişiklikler sayfasında mevcut.
  • Bloguma 2 yeni komşu servis (projeler.aranelsurion.org ve svn.aranelsurion.org) geldi. Henüz çook yeniler ama şimdiden iş görecek hale getirdim onları.

Bu yazının şarkısı: The Cardigans’dan My Favourite Game. Klibiyle beraber dinlenmeli, yoksa istenilen etkiyi yaratmayacaktır. Araba kullanırken dinlemeseniz iyi olur. :P

10 “Çok Mantıklı” Şey

Aklımdan geçip de Twitter’a sığdıramadığım 10 şeyi sıraladım, düşününce şöyle bir, mantıklı değil mi bunlar? :

  1. Neden buzdolaplarının buzluk kısmında ışık olmuyor hiç? Oradan karanlıkta bir şey alma ihtiyacımız olamaz mı?
  2. MSN gibi uygulamalar ücretli olsa, saçmasapan gereksiz muhabbetlerde %95 azalma görürüz, toplumun faydası için, IM uygulamaları paralı olsa daha iyi olmaz mı? (5 dolar olsa apaçi sayısında en az %30 azalma oluşur)
  3. Multiboot yaparak iki farklı OS boot edebiliyoruz, ama neden aynı anda iki OS boot edemiyoruz? Sistem kaynaklarını uygun bir şekilde bölüştürecek böyle bir aparatın kaç geliştiricinin hayatını kurtaracağını düşünmek çok mu zor? (Hayır, sanal makine sisteminden hazzetmiyorum)
  4. Hayatımızın bir Lifezilla’sı, bir SCM’si olsa fena mı olur? Gittikçe daha iyileştiğimiz mevzularda commit etsek, başkası gelse yanlışımızı düzeltse, onları kabullensek, hatalarımızı eksiklerimizi kolayca takip etsek, iyi olur aslında?
  5. Akıl edilmişi var da, neden benzer telden blogları birleştirip gezegenler haline getirmeyi popülerleştiremiyoruz? İnsanlar GNU/Linux hakkında bilgi edinmek için 30 tane blogu takip etmek zorunda mı olmalı?
  6. Şimdi bu biraz fantastik; Istemediğimiz insanları IRCdeki gibi ignore, MSNdeki gibi block edebilsek, hatta onları konuşmalardan banlayabilsek ne iyi olurdu.
  7. Savaşmaktan, birbirimizin üstüne basmaktan, hayattan yorulduğumuzda kaçabileceğimiz PvE alanları yaptırsa ya belediye.
  8. Biri de çıkıp GNU/Linux için MSN üzerinden sesli-konuşma fonksiyonu yapamaz mı? O kadar MSN istemcimiz var, ses bile gönderemiyorlar. Ota boka MS Windows açmaktan daral geldi.
  9. Film ve dizilerde, uzatmak için bazı soruların sorulmaması, 10 mantıklı yol varken 11.inci en saçma yolun tercih edilmesi baymadı mı? Sabaha kadar 10 kez kaçacağını bile bile “sabaha karşı idam edileceksin” diyen
    türk filmi karakteriyle, en can alıcı soruları 6 sezondur sormayan Lost’un Jack’i pratikte aynı salak senaryonun kurbanı değil midir?
  10. Animelerde, özellikle de türü Ecchi falansa, erkek karakterin bütün karakterlere gömmesinden illallah etmedik mi halen?
    • School Days: Kızlarla konuşmaktan aciz bir lavuk, tüm okulu sıradan geçirir..
    • Elfen Lied: Minimum 2 kız karakter, yardımsever gencimize aşıktır. Animede zaten bu herife aşık olabilecek kıstaslarda
      pek karakter yoktur esasen.
    • Shuffle!: Bunu daha bitirmedim, ortalama bir liseliye aynı anda hem arkadaşı,hem şeytanların hem tanrıların lordlarının
      kızları yazar. Oha.

Doğumgünüm :)

Portal cake

Doğumgünü girdilerimin vazgeçilmezi, gülen smiley ve Portal resmini kondurduğumuza göre, başlayabiliriz, ehe: *gelenekselleşti*

Doğumgünü mesajlarını son ana bırakma fantezim var sanırım. Neredeyse doğumgünü biter, hediyeler alınır verilir, “iyikidoodunlar” yapılır, teşekkürler edilir falan, sonra PCmin başına otururum.. Aaa, geç kalmışım, yine. Aceleyle bir şeyler karalanır sonra tabii. Geçen sene’nin 9 Nisanından bu güne hiç bir şey olmamış gibi hissediyorum, ne acayip. 2 senedir de aynı his üstelik. Oysa bir sürü şey olduğuna yemin edebilirim! Maemo’ya kavuştum, türkçeye çevirdim, gönüllü projesini açtım, dünya kadar film izledim, zibilyon tane albüm çıktı. Hayatım ya çok hızlı, ya çok yavaş. Ben bunlar olurken orada değilmişim gibi sanki. Hmm düşündüm bak şimdi, çogzel bir yaz tatili yapmışım. Dediydim ben geçen sene “koşucam tatil mekanlarına” diye, di’ mi? Sonra bayaa bi gezip tozmuşluğum oldu, kendime verdiğim bir “ekstra 2 dil öğren > 4 dile hakim ol > profit!” sözü vardı, onu tutmadım ama daha. Sonra bissürü bi’ şeyler daha yaptık ya.. Neydi o şeyler hatırlamıyorum da, iyiydi iyi..

Günlük tutmalı mıydım diye soruyorum bazen. Blog gibi değil tabii, daha bir kişisel, “tüm bi sene ne yaptım lan ben!?” anlarında hatırlatsın diye. 2010-2011 “Doğumgünüm, meh..” yazısından öncelikli dileğim bana Sonisphere getirsin. O olmadı tatil istiyorum yine böyle. Bir de, adam gibi doğumgünü yazısı yazayım istiyorum ben. Nereden girip nereden çıktığım belli olsun, hani Türkçe dersi geyiği, “giriş gelişme sonuç” yapayım mesela.

Daha da batırmadan; (30-40 saattir uykusuzum, biliyor musun?) Aranel Surion, yanında olan tüm arkadaşlarına teşekkür eder, hepinizi sevgiyle kucaklar. Her zaman destekleyici olan ve arkasında duran, muhtemelen bu blogu okuyamayacak-Internet’le aralarından su sızmaz diyeyim- aileme teşekkürü eksik etmemek de lazım tabii. Sonracıma.. Ne bileyim ya, sevin birbirinizi. Hmm, yılbaşlarında ve doğumgünlerinde Boxxy’den bile *izlemediysen izle onu bak..* şeker oluyorum lan ben. Alala..

PS: Bu yazı 30 saatin üstünde uptime ile yazılmıştır, “Bir yaş daha yaşlandım” muhabbetinden özellikle kaçınılmış olup, baştan sona kesinlikle okunmamıştır, okuyacak derman kalmadı bende bu gün. Yazıda yanlışlar varsa, onu hatalarıyla sevin, yok batırmışsam, daha da iyi, Twitter’a malzeme çıktı işte. Bir de, Boxxy ne sevimli yaa. Ne tatlı yaa. Böyle bir insan değilim ben, böylesini de görmedim, süper. Arkaplan şarkısı: Rammstein – Sonne ve Engel. (Yazının geneliyle hiç bir alakası olmayışına dikkat),

PS #2: Bu sefer amma uzun yazmışım, bu ne oolum? İnsan okuyacak bunu insan. tl;dr :P

2010 – Mutlu Yıllar..

2010 Happy New Year

2010′a saatler kaldı. Tam bir sene önce burada 2009 ile ilgili bir şeyler yazmıştım ve şimdi okuyunca baya saçmaladığımı farkettim o gece. 2009′da neler oldu dediğimde kendime, belki de aldığım cevaplardan tam olarak emin olamadığım tek yıl bu oldu. Telefonumu yenilemek, kendimi şımartmak, para kazanmak ve aile/arkadaş ilişkilerimi toplamak gibi bir kaç şeyin dışında aslında çok fazla bir şey yaşanmamış gibi geliyor bu yıl, bir hızla geçti gitti, hiç anlamadım. Belki de blogumda daha fazla yazsaydım takip etme şansım olurdu, zirâ günlük tutan biri de değilim. Belki de önceki yılların aksine ilk defa bu yıl sürekli bir şeyleri oturtmak yerine sadece üstüne inşa etmiş oldum. Bir sonraki yılımın daha verimli geçmesini diliyorum, sadece kendimi şımartarak değil :)

2010′dan neler beklediğimi de bilmiyorum, sanırım daha çok verimlilik, daha iyi bir vücut (hmm evet, bunun üzerine çalışmalıyım) ve daha iyi insan ilişkileri umabilirim, zaten her şey bu yönde gidiyor. Hmm ya da direkt, $, €, hadi olmadı TL falan bekliyorum arkadaşım. Evet herkesin beklentisi o yönde :P Umarım yeni yıl hepinize daha çok kaos, daha iyi ruhlar -bana değil!- ve başka daha ne istiyorsanız onu getirir. *geçen yıldan kopya çek*

Hah, unutmadan, gelecek yıldan, hatta yarın saat 7den bir beklentim var: Steam! Lütfen. Adam ol. Modern Warfare 2 istiyorum, 30 dolara. Bir de Nokia, Maemo 5 için firmware updateini çıkartsın istiyorum. Ayrıca Ekin de ebayden aparatları getirsin, hatta gidip yerinden alsın *ohaha* istiyorum. kthxbye.

Blogumu okuyan, Twitterdan takip eden, MSNden selam veren, ya da bir şekilde iyi hatırladığım herkesin yeni yılı umarım mutlu geçer, diğerleri.. en iyisi ölün siz.

PS: 2010′da neler olacak gibisinden, şuraya: http://en.wikipedia.org/wiki/2010 . Bir de twitter trendleri var, katılabilirsiniz dilerseniz: #10YearsAgo #2010wish #in2010

Doğumgünüm! :)

Resim :: The Cake

Bir yaş daha geldi geçti, bu yıl neler oldu diye sordum kendime, hmm hiç bir şey olmamış. Tamam hiç bir şey demiyorum, bir şeyler oldu tabii. Yeni insanlarla tanıştım, 1 yılda bir sürü insanı unuttum, evet acı ama 1 senede çok kişi gelip geçiyor. Teknolojide bir sürü gelişme oldu o arada, onları buraya yazmamın bir anlamı yok. Biraz daha iş güce gömüldüm, zamanım daraldı, zaman daraldıkça ben de daraldım. Bu yaz “Özgürlüüüğğğkk!” diye bağırarak koşacağım tatil mekanlarına, o kadar.

Aslında bir şey daha oldu. Eski bir arkadaşım mesaj attı bu gün, pek beklemediğim biri. Şaşırdım falan, acayip şeyler. Gerçi onca zamandan sonra çok da sallamadım başta ama sonra dedim “geçmişte bazı yanlışlarım oldu” diye, ama butonu yokmuş.  Önümüzdeki senelere bakıyoruz artık.

Unutmadan, RLdeki arkadaşlarımın hangileri bu blogu ne sıklıkla okuyor bilmediğimden atıfta bulunmayacağım ama, bu blogu okuduklarını bildiğim rohanrhu (Oğuzhan) , Oytun, wincih ve diğer-diğer dedim basın küfrü bana, ehehe- arkadaşlara da MSN üzerinden Linux ve bilişim üzerine muhabbetlerini esirgemedikleri için teşekkürler. Böyle “dolu” insanlar çok bulunmuyor.

Hepinize sevgiler, (Optimizm akıyor her yanımdan, dur bakalım kaç gün gider böyle)

PS: RSSinde bir anda belirenler şaşırmasın, 1 saatcik geriye aldım da girdiyi :)

Bikinili Ahmet Çakar

Fenerbahçem Oley! yazımda “Ahmet Çakar’ın bikinili fotoğraflarını bekliyorum.” demiştim, evet buyrun taze taze:

PS: Kim yaptıysa alkışlamak lazım :)

Fenerbahçem Oley!

     

Sevilla‘yı da eledik, çeyrek finallerdeyiz! Ahmet Çakar’ın bikinili fotoğraflarını bekliyorum ayrıca. [via]

Mutlu Yıllar!

Mutlu Yıllar!

The Secret (Sır)

Geçenlerde bir mağazada gördüğüm kitap, oldukça ince olmasına rağmen, kapağıyla ilgimi cezbetmişti. Medyadan da aldığı övgüleri duyduğumdan, bir tane de kendime aldım.

Kitap, hayatta istediğiniz her şeyin gerçekleşmesini sağlayacak büyük Sır’ı inceliyor ve bu konuda sizi eğitimden geçiriyor. Sır’ra vakıf önemli insanların anılarını ve yorumlarını da içeren kitap, sadece 13 YTL gibi bir fiyata, size, eğer doğru yaparsanız, hayatta istediğiniz, mutluluk,para,saygınlık,sağlık gibi her şeyi vaat ediyor.

Belirtmeliyim ki, kitabın henüz başlarındayım, ilk okuduğunuz bir kaç sayfada “delirmiş bunlar” demeniz normal, ama biraz ilerleme kaydedince, ne kadar “gerçek” olabildiğini, anılarınıza da dayanarak çözebiliyorsunuz. Gerçekten önemli bir eser.

Kısaca özetlersem, bu kitabı alın! içindeki bilgileri öğrenmek, sırrını keşfetmek için alın, ve hayatınızda büyük bir değişim yapın. Denemekten zarar gelmeyecektir.