﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aranel Surion&#039;un Blogu &#187; film</title>
	<atom:link href="http://www.aranelsurion.org/etiket/film/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aranelsurion.org</link>
	<description>Bilişim dünyasını kucaklayan blog.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 23:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>İzlenesi Animeler</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/izlenesi-animeler</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/izlenesi-animeler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 02:09:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[anime]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=935</guid>
		<description><![CDATA[<p>Anime izlemeye daha yeni başladım sayılır ama şimdiden bir çok güzel seriyi bitirecek vaktim oldu, bazı seriler o kadar eğlenceli, bazıları o kadar derin oluyor ki çizgilerle anlatılabilen hikayelere şaşırıp kalıyorsunuz, sanat işte böyle bir şey olmalı. Hangi medyanın üzerine durduğuyla değil içeriğiyle sanat. Eğer siz de benim gibi 300-500 bölümlük devasa serileri takip edecek vakit bulamıyorsanız, denemenizi önereceğim bir kaç güzel anime var burada: </p>
<p><strong>1. Death Note:</strong> Daha önce buna bir yazı ayırmıştım hatta. Kesinlikle izlenmesi lazım. Sebepleri de <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note">burada.</a><br />
<strong>2. Elfen Lied:</strong> Fantastik, kısa ve eğlenceli bir anime. Kafa bulandırmadan, anlatmak istediğini anlatıp gidiyor. Sonu için bile izlenebilir.<br />
<strong>3. Serial Experiments Lain:</strong> Bunu üçüncülüğe düşürmemin tek sebebi kafa kaynatıcı olması. İlginizi vermezseniz ya da anlatmak istediği konuya ilgi duymuyorsanız 10 küsür bölümü bitirip &#8220;ee neydi lan bu?!&#8221; diye kalabilirsiniz. Yok benim izlediğim anime bana da bir şeyler katmalı, tasarımıyla alkış toplamalı diyorsanız mutlaka izlemeniz gerekiyor.<br />
<strong>4. School Days:</strong> Kategori dışı diyeyim buna. Tür olarak Drama,Ecchi ve Komedi diyebiliriz zira kısa sürmesine rağmen 2-3 bölümde bir resmen tür değiştiriyor School Days. Önce komik, sonra Ecchi ve sonra da dramatik bir kapanışla bitiyor. Bir kaç bölümü hariç de sıkmıyor üstelik, sadece karakterleri için bile izlenir. (Setsuna <3)<br />
<strong>5. Shuffle!:</strong> Bunun henüz başlarındayım ama gidişata bakarak diyebilirim ki, kafa dağıtmak için Shuffle. Hatta ağır bir animeyle arka arkaya koyarsanız en iyisi. Fazla düşündürmeden, yormadan, mantık aratmadan güldürüp eğlendirip gidiyor Shuffle. Karakterlerinin çok ilgimi cezbettiklerini söyleyemeyeceğim ama, aralarındaki ilişkileri falan takip edebilirsiniz. Ya da en güzeli fazla sallamayıp kafa dinlendirici olarak kullanabilirsiniz.</p>
<p>Halen bu güzelliklerle tanışmadıysanız geç kalmış değilsiniz. İzlemek için sizden ekstra bir birikim, japon kültürüne derin bir ilgi de istenmiyor üstelik, hepsi kendi çapında oldukça rahat izleniyor, detaya boğarak öldürmüyor. Ben izlemek için Animefreak.tv adresini kullanıyorum, mümkünse İngilizce dilde izlemeye çalışın, diğer dillerdeki (ve Türkçe&#8217;deki) çeviriler rezil rezil ve rezil olabiliyor.</p>
<p><strong>Konu-dışı:</strong> Kaçırdınız ama, oyunlarla ilgilenenler Steam Summer Sale&#8217;dan umarım bir şeyler kapabilmiştir. Ben epey bir şey kaptım, 5-10 dolara harika şeyler sattılar. Steam&#8217;i izleyin, haberiniz olsun, bence.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/dunden-bugune-iran" rel="bookmark" title="Permanent Link: Dünden Bugüne İran">Dünden Bugüne İran</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/kuran-dan-inciler" rel="bookmark" title="Permanent Link: Kur&#8217;an &#8216;dan Inciler">Kur&#8217;an &#8216;dan Inciler</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/animeler-angel-beats-hotd-chobits" rel="bookmark" title="Permanent Link: Animeler: Angel Beats, HotD, Chobits">Animeler: Angel Beats, HotD, Chobits</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/animeler-suzumiya-haruhi-no-yuuutsu-lovely-complex-ve-welcome-to-the-nhk" rel="bookmark" title="Permanent Link: Animeler: Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, Lovely Complex ve Welcome to the NHK">Animeler: Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, Lovely Complex ve Welcome to the NHK</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/izlenesi-animeler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Death Note</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 02:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://images1.fanpop.com/images/photos/2400000/Kira-death-note-2405265-800-600.jpg" alt="" width="288" height="216" />Ey Anime izlemeyenler! Titreyin ve kendinize gelin, az önce belki de son yılların en iyi yapımlarından birinin sonunu izleme fırsatım oldu, ve içtenlikle söyleyebilirim ki, çok az yapım beni Death Note kadar etkileyebildi. Sadece 37 bölüm (ve 3 film, muhtemelen WB tarafından berbat edilmiş olsalar da. Henüz izlemedim onları) olması sorun değil, Death Note sadece iki bölümde başlayıp, daha ortalarda her şeyin değiştiği, değişime izleyiciyi de katan ve son bölüme kadar sonunu tahmin etmenin mümkün olmadığı türden bir anime.</p>
<p><strong>Bu yazı çok ağır olmayan bazı spoiler bilgiler içerebilir. Uyarmadı demeyin.</strong></p>
<p></p>
<p>Neresinden başlasam bilemiyorum, en iyi konuya bir özet geçeyim: Bir ölüm tanrısı (Shinigami) ölüm tanrıları dünyasından çok sıkılır ve defterini dünyada rastgele bir yere gönderir, defteri bulan Yagami Light, toplumun gittikçe çürümesinden, suçlardan ve adaletsizlikten bezmiş bir lise öğrencisidir. Defteri merak edip dener ve işe yaradığını farkeder, Artık Light, kısa süre içinde Kira olarak tanınacak -ve hatta tapılacak bir katil haline gelmiştir, ve suç işleyen herkesi acımasızca cezalandırmakta, defterin gücünü kullanarak onları öldürmektedir, böylece, bir gün hayalini kurduğu ve kendisi tanrı olacağı yeni bir düzeni kurabilecektir. Ancak, suçluların bir anda rastlantısal bir şekilde ölmeye başlamadığını elbette polis de farkeder, ve bu sıradışı suçluyu yakalamak için sıradışı birinden yardım ister: L. L, polisin asla çözemediği suçları kolayca çözen, kendileri halledemedikleri davaları son çare olarak taşıdıkları efsanevi bir karakterdir, gerçek ismini ve yüzünü kimse bilmez. Kira, peşine düşen bu son derece zeki ve açık görüşlü kişiden kurtulabilmek için onun adını bilmeli ve yüzünü görmelidir. Death Note, uzun bir süre hep bu iki güç arasındaki savaşı, adalet anlayışlarındaki farklılığı ve kolayca kullanılıp atılan insanları işler.</p>
<p>Death Note&#8217;u mükemmel yapan şey, sadece farklı hikayesi olamaz. Bence asıl harika yaptıkları olay, karakterlerdeki &#8220;gerçeklik&#8221; hissiyatı ve zaten ilginç bir hikayenin ele alınış biçimidir. Hikaye boyunca Misa&#8217;dan Mello&#8217;ya bir çok karakteri tanırız ve tanıdıklarımızın bir çoğu da ölür-bu konuda Kurtlar Vadisi ile yarışır diyebilirim- ve her bir ölenin arkasından hep en az 5 saniyelik bir &#8220;daha neler ya..&#8221; tepkisi verilir. Daha da güzeli, hikaye boyunca kimin haklı kimin haksız, kimin doğru kimin yanlış olduğu tamamen izleyicinin anlayışına bırakılır. Kira, kendisine göre haklıdır, çünkü Dünya çürümektedir ve büyük bir güce sahip birinin bu konuda hiç bir şey yapmaması düşünülemez. L de haklıdır; çünkü toplumun kaderi, masumluk ve suçluluk bir kişinin anlayışına emanet edilemeyecek kadar değerlidir. Ryuk muhtemelen en haklısıdır, zirâ onun için önemli olan sadece elma yemek ve insanların birbirine düşmesini keyifle seyretmektir. Kira&#8217;nın nasıl bir kişilik olduğunu her geçen bölümde görmek ancak ona saygı duymamak imkansız, amacı için herşeyi, herkesi, ona en çok bağlananları ve destek verenleri, yüzünde bir gülümsemeyle silebilen bir karakterdeki adanmışlığa saygı duymamak elde değil.</p>
<p>Anime&#8217;nin bittiği şu dakikada bile, bir daha asla sevimli ve saplantılı Misa&#8217;yı, kendini düşünen Ryuk&#8217;u, Shinigami için bile fazla sevgi dolu olan Rem&#8217;i, oğluna olan güvenini bir an bile kaybetmeyen Light&#8217;ın babasını, sevgi dolu kardeşini ve daha bir çoklarını bir daha asla göremeyecek olduğumu bilmek, ve buna üzülmek (işin gerçeği, gerçek hayatta gün içinde bir düzine insanla tanışabiliyorum ve herhangi birini bir ömür görmemek hiç de umrumda olmazdı) çok garip.</p>
<p>Animelerle çok alakam olmadığından olabilir, bir çizgifilmin-halen animeye çizgifilm demekten de hoşlanmıyorum, o ayrı- beni doğru ve yanlış üzerine düşündürebileceği ve bir karakterle kendimi bu kadar özdeşleştirebileceğimi (Ryuk. Ancak hikayede çok etkisi olmadığından, Kira da yeterli.) hiç sanmazdım, bundan önceki son izlediğim anime One Piece&#8217;di ve başlardaki gazdan sonra, yaklaşık bir 10-20 bölüm içinde son derece sıkıcılaşmıştı. İçinde bu kadar polisiye unsur barındıran bir animeden beklediğiniz, kan gövdeyi götüren aksiyon sahneleri olur muhtemelen, oysa ki 37 bölümde aklıma gelen aksiyon sahnesi sayısı bir elin parmakları etmez, tüm güç savaşı karakterler arasındaki düşünce savaşıdır. Light, L&#8217;in kendisinden kuşkulanmasının önüne geçmeye çalışırken (bu konuda epey beceriksiz olması ayrı) , L, Kira&#8217;nın kim olduğunu bulmak için sadece çok ufak bir kanıta ihtiyaç duyar ve bunun peşindedir.</p>
<p>Death Note, işte tam bu yüzden, ancak belki daha da fazla şey yüzünden harika, ve işte bu yüzden izlemeli, ona bir şans vermeli, her karakteri ayrı ayrı anlamaya çalışmalısınız. Kira&#8217;nın yakalanmaktan kıl payı kurtulduğu anları, poker oyuncularını gıpta ettirecek yeteneklerini hayretle seyretmelisiniz, DN&#8217;i mükemmel yapan ayrı ayrı belirtip, çünkü arkaplan müziklerinin harika olması, çünkü Misa&#8217;nın tek başına bir sebep olması, çünkü harika karakterleri, çünkü ilginç senaryosu, çünkü gerilimi, çünkü..  gibi bir çok şey değil, bunun oluşturduğu bütünlük hissi. Belki de hikayenin sonundaki toplama amaçlı bir kaç müdahale-ki sinir bozucuydu kabul etmeliyim- ufak bir leke olmuş olabilir bu yapımda, ancak zaten dört dörtlük olsaydı insan yapımı olamazdı. Death Note mükemmel, çünkü bana bu saatte bu yazıyı yazdırdı. Yetmez mi?</p>
<p>İlgilendiyseniz ve izlemek istiyorsanız ben şurada izledim: animefreak.tv adresinde. İngilizce dublajlı veya İngilizce/Türkçe altyazılı seçenekler mevcut, eğer yabancı diliniz varsa lütfen Türkçe altyazı tercih etmeyin, Ingilizce olanı çok daha iyi, yoksa en az bir kaç sahnede önemli detayları kaçıracaksınız demektir, uyarmadı demeyin. Bunun gibi başka harika anime veya film olarak önerileriniz varsa bana da ulaştırın ki ben de onları izleme şansına kavuşabileyim.</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px;">
<p><img class="alignleft" src="http://images1.fanpop.com/images/photos/2400000/Kira-death-note-2405265-800-600.jpg" alt="" width="320" height="240" /></p>
<p><strong>Bu yazı çok ağır olmayan bazı spoiler bilgiler içerebilir. Uyarmadı demeyin.</strong></p>
</div>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/izlenesi-animeler" rel="bookmark" title="Permanent Link: İzlenesi Animeler">İzlenesi Animeler</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2012/kisisel-bolge/death-feels-like-the-butterfly" rel="bookmark" title="Permanent Link: Death feels like the butterfly">Death feels like the butterfly</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/tasindim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Taşındım (:">Taşındım (:</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/death-note/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Religulous</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/religulous</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/religulous#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 19:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=487</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.wildaboutmovies.com/images_6/Religulous_CanadaPoster.jpg" alt="[Religulous Afişi]" width="262" height="359" /><em>Bu hafta kendimi film izlemeye adadım, ve bu sırada çok ilginç bir yapıtla karşılaştım. Religulous, Religious(dindar) ve Ridiculous(saçma) kelimelerinin birleştirilmesiyle isim almış bir film.  2008&#8242;de çekilmiş. Genellikle belgesel olarak tanıtılıyor olsa da, dökümantasyondan çok mizah ağırlıklı.  <strong>Bill Maher</strong>, sırasıyla bütün semavi dinlerin ve egzotik inançların tapınaklarını geziyor, ilgi çekici kişilerle konuşuyor, bu sırada elbette toplumun da görüşlerine eserinde yer veriyor. Filmi izlediğim süre içinde &#8220;bu bir devrim&#8221; diyebileceğim türden inanılmaz bilgilerle karşılaşmadım, hatta bence yanlış gözlemler de mevcuttu-ki değineceğim- ama gerçekten güldüğümü söyleyebilirim. Bill&#8217;in amacı da bu, dinlerin aslında ne kadar &#8220;komik&#8221; yönleri olduğuna değinmek ve buradan bir çıkarıma gitmek. Eserin yapımında, Amerika senatörlerinden, Venedik&#8217;e-içeri alınmıyorlar- kadar her yeri geziyorlar. Hristiyanlığın eleştirilmesi ise biraz &#8220;vakit almış&#8221; diyebilirim, filmin izleyici kitlesi Avrupa ve Amerika olunca Islam ve türevlerini bir kenara itmişler gibi geldi.</em></p>
<p></p>
<p>Religulous&#8217;un izleyici kitlesi hakkında yadırgadığım tek şey şuydu ki, aslında tam olarak hiç kimse hedef alınamamış. Bir ateist için fazlasıyla sığ ve tamamen mizah ürünü olarak, bir müslüman içinse fazlasıyla alaycı bir üslupla sert bir eleştiriymiş gibi görünüyor ve ne toplumu bilinçlendirmek, ne de zaten bilinçli topluluğa bilgi kazandırmak adına bir dala tutunamıyor.</p>
<p>IMDB&#8217;de 7.8 almış fakat &#8220;Documentary&#8221; tanımının eseri doğru tanımladığını düşünmüyorum.</p>
<p>Religulous&#8217;u tahmin edebileceğiniz üzere netten indirdim, herhangi bir altyazısı mevcut değildi. Fakat zaten çok ağır terimler ve felsefi analizler bulamayacaksınız, bu sebeple orta derecede bir İngilizce ile-aksanları anlayamazsanız ingilizce altyazısı mevcut- rahatlıkla anlaşılabilir.</p>
<p>Bill Maher, kendi ailesiyle başladığı araştırmaya, ufak bir topluluk hristiyan ile, ileri bölümlerde ise inançlı bilim adamlarıyla(%93&#8242;ünün ateist ve agnostik olduğunu da belirterek, elbette) , farklı inançların &#8220;tanınan simalarıyla&#8221; devam ediyor. Tabii o kadar basit değil, bu sırada &#8220;akıllı tasarımcılar&#8221;dan tutun,  homoseksüel haklarına kadar bir çok farklı konu üzerinde ilginç tartışmalar ve uç kesimler yer alıyor, ve bir kez daha dinlerin kendinden olmayana karşı tahammülsüzlüğü ve acımasızlığı gözler önüne seriliyor. Hatta kendisini bir nevi &#8220;mesih&#8221; olarak tanımlayan bir şahsiyet ile bile söyleşi yapılıyor. &#8220;10 Emir&#8221;in içinde &#8220;çocuk istismarı&#8221; ya da &#8220;tecavüz&#8221;ün neden bulunmadığı sorgulanıyor, doğru ya, eğer biz şuan bir &#8220;emir listesi&#8221; yapsak ve on ile sınırlasak muhtemelen ilk dördünü &#8220;inanç, inanç ve inanç&#8221; eksenine kurmazdık ve tanrı da muhtemelen bu kadar &#8220;kıskanç&#8221; olamazdı.</p>
<p>Hatta izninizle bir spoileri aktarmak istiyorum, izleme şevkiniz pekişsin:</p>
<blockquote><p>Bill ile senatör konuşmaktadır, tartışmanın uzaması ve senatörün ardı ardına aldığı ataklara mantıklı cevaplar verememesi üzerine şu sözü sarfeder:</p>
<p>&#8220;Siz Amerika&#8217;da önemli işler yapan azınlık kişilerden birisiniz, konuşan bir yılana inanan insanların benim ülkemi yönetiyor olması beni endişelendiriyor.&#8221;</p>
<p>Senatör: &#8220;Senatoda olmak için IQ testi geçmeniz gerekmiyor.&#8221;</p>
<p>Bill: {Mavi Ekran}</p></blockquote>
<p>Bu tür &#8220;efsanevi&#8221; diyaloglar sıkça mevcut, her dinden her inançlı kimsenin verdiği ilginç &#8220;tepkiler&#8221; filmde önemli bir yer ediniyor. Yine aynı senatörle yapılan konuşmanın en ilginç kısmı ise-ki bu doğrudan Türkiye&#8217;deki topluluğu ilgilendiriyor- 32 ülke arasında yapılan &#8220;en inançlı&#8221; sıralamasında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin ikinci gelmesi. Hayır, asıl ilginç olan o değil, Türkiye bu listede başı çekiyor! Tabii listeye Asya ülkeleri dahil edilmemiş, bu da aslında bizim &#8220;inançlar&#8221; açısından da Avrupa ve diğer gelişmiş ülkeler seviyesinden aslında ne kadar geride olduğumuzu gösteriyor ki bence acı bir sonuç.</p>
<p>Bill Maher, diyaloglar esnasında oldukça ilginç sorular da yöneltiyor, neden bronz çağı inançlarını orada bırakmıyoruz? gibi. Bilim ve evrim ekseninde Evrimin ne kadar &#8220;kabul görmüş&#8221; olduğunu ise &#8220;gözümüze sokmaksızın&#8221; anlatışı hoş olmuş. Bunu bir konsensus olarak betimlemesi tam olarak uygun tasvir olmayabilir, ama mantıklı.<br />
<img src="http://www.chlotrudis.org/mewsings/uploaded_images/religulous-772673.jpg" alt="[Religulous Sahne]" /><br />
Daha çok spoiler verip eserin mizahi yönünü kaçırmak istemiyorum, fakat Religulous Islam konusunda bence sınıfta kalıyor. Islam&#8217;ın eleştirilebilecek ve oraya çıkartılabilecek bu kadar &#8220;kirli çamaşırı&#8221; mevcut iken son yirmi dakikaya sıkıştırıp kendilerince bir kaç arkadaşa sorup İslam&#8217;ı terörize etmek ne mizahi, ne de doğru bir bakış açısını yansıtıyor.  Zaten İslami mekanları gezerken Bill hiç mizah yapmıyor, sanıyorum ki biraz da kellesini kurtarmak için. Diğer dinler üzerine yaptığı derin sorgulamaları Islam üzerinde yapmak ve zaten genel olarak bilinen şeyleri bile gündeme getirmiyor. Genelde hep aynı slogan üzerinden gidiliyor: &#8220;Islam is violent.&#8221; Tamam bu tamamen yanlış bir bakış açısı değil ve ortadoğuya bakarsanız Islam&#8217;ın hoşgörüsüzlüğünün her yana yayıldığını, karikatüristlere karşı &#8220;global cihat&#8221; ilan edildiğini görürsünüz, fakat bunu kriminalize etmek bir Türkiye gibi &#8220;ılımlı islam&#8221; takılan ülkeleri zan altında bırakmamak oluyor ki eser boyunca eleştirilen &#8220;din ve inanç&#8221; kavramlarının burada bir nevi boşluk yaratması oldukça kötü durmuş. &#8220;We should become muslim or We should killed. We&#8217;re infidels.&#8221; demek içinde yaşadığımız toplum gibi bir çok &#8220;ılımlı&#8221; toplumu etkilemiyor. 20 dakikaya çok daha kapsamlı sorgulamalar, sorular ve istense tüm bu &#8220;rüyayı&#8221; bitirebilecek şüpheler belirtilebilirdi ama bunun yerine USA&#8217;de şuanki anaakım düşünce olan &#8220;Müslümanlar teröristtir&#8221; düşüncesi beslenmiş. İnanç için &#8220;saçma&#8221; kelimesini kullanıp ardından terörizmle suçlamak bu saçmalığı mantıklı ideolojik temellere oturtmak değilse nedir?</p>
<p>Ama yine de, izlenmeli, izletilmeli. Islam üzerine fazla mizah ve bilgi verici diyalog olmamasına rağmen, zaten sanırım bize yetenini zaten biliyoruz. Diğer &#8220;saçmalıklara&#8221; bakış açınızı geliştirebilir.</p>
<p>Hatta ister misiniz, Darwin Yılı&#8217;nda böyle bir yapım televizyonlarda gösterilse? Ne güzel olurdu ama, nerede bu medyada o <strong>göt</strong>. Yok işte.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt0815241/">IMDB Linki için tıklayın.</a></p>
<hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/religulous/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

