﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aranel Surion&#039;un Blogu &#187; eleştirel</title>
	<atom:link href="http://www.aranelsurion.org/etiket/elestirel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aranelsurion.org</link>
	<description>Bilişim dünyasını kucaklayan blog.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 01:10:47 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Nereden Alışveriş YAPILMAZ: Vatan Bilgisayar</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/nereden-alisveris-yapilmaz-vatan-bilgisayar</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/nereden-alisveris-yapilmaz-vatan-bilgisayar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 01:53:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[donanım]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[izlenim]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left"><em>(<strong>Not: </strong>Olaylar yaklaşık 1 ay kadar önce oldu, vakit bulup üzerine yazamadım. Ama bu sayede hikayenin devamını da ekleme şansı kazandım.)</em></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">İş ahlakı nedir? Bence ticari anlamda iş ahlakı, verdiğiniz paranın karşılığını ya da şirket açısından düşünüldüğünde sunduğunuz hizmet karşılığı ücret almaktır. Bunu çok farklı düzlemlerde tartışıp, kapitalizmdi, komünizmdi ayırıp didiklemek istemiyorum, işin içinde ürün/para dengesi varsa iş ahlakı budur. Bu tanımı genişletirsek, Türkiye&#8217;de iş ahlakına uygun kurum bulunmadığını görürüz, mesela elektrik dağıtımını ele alırsak, aylık olarak ödediğiniz sabit ücretlendirme karşılığında o ay boyunca istediğiniz an elektrik servisinden yararlanabilmeniz gerekir. Ya da Türk Telekom&#8217;a ayda 49YTL gömüyorsanız, hızın size reklamda sunulduğu teorik değeri(100~kb/sn) yakalayabilmesi gerekir. Eğer her ay elektrik faturanızı günü gününe ve eksiksiz yatırıyorsanız, karşılığında elektriğinizin hiç kesilmemesini beklemeniz doğaldır. Tabii Hiçbir şey dört dörtlük, mükemmel olamayacağından hatalar olabilir ve müşteri bunu tolere etmelidir. Yani ayda yılda bir elektriğin kesilmesi tolere edilebilirdir. Ancak yaptığınız uyduruk sözleşmeye kıçını dayayıp, haftada bir evin elektriğini kesen şirketin yaptığı, yasal olabilir ancak etik değildir. %100 Uptime veremiyorsa veremediği servisi ücretten indirmesi lazımdır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Buradan çok hayalperest olduğum sonucunu çıkarabilirsiniz, zira hepimiz, boktan hizmet almaya alışmışız. Elektrik kesildiğinde “nasıl olsa gelecek”, paketiniz aksadığında “yarın alırım”, hatlar kopunca “düzeltirler elbet” demek açıkça salak bir tüketici olduğunuzu gösterir ve boktan hizmeti hak ediyorsunuz. Verdiğiniz paranın TAM OLARAK karşılığını beklemelisiniz, ay sonunda servis sağlayıcı sizden ücreti TAM OLARAK alacak ve bir kuruş tolerans göstermeyecektir çünkü.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Şimdi biraz daha “günün şartlarına” uyarak bakarsak, alışveriş sitelerinin de belli şartları sağlaması gerekiyor. Şuan hesabımdan Vatan Bilgisayar 694 TL para çekmiş ve bunun bir kuruş eksik ödenmesine razı olmayacaklarına eminim, tanrı şirketleri korusun! Ancak verdikleri boktan hizmete bakılırsa bu parayı hiç de haketmiyorlar. Sitelerinden ilk siparişimi geçen sene Logitech G9 mouse için vermiştim ve oldukça memnun kaldım ürünün kalitesinden, gerçi Vatan&#8217;ı tercih etmem çok sevdiğim, saygı duyduğum, süper bir satıcı olduğundan değil, ürünün en uygun fiyatta orada olmasındandı. Paralel ders: “Ucuz etin yahnisi yavan olur.” Mouse bir sene kadar sonta tutukluk yaptı ve Vatan tamir etmek için bilmemnesoft&#8217;a göndermek istedi. Tamir işlerini kendileri yapmadıklarından ürünün başına ne gelirse gelsin sorumluluk da almıyorlar.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Logitech&#8217;in ürünlerine uyguladığı standart bir prosedür vardır. Eğer o ürün çalışmıyorsa ve ben bunu kanıtlayabiliyorsam ürün geri alınır ve yenisi gönderilir. Tamirle falan müşteri kastırılmaz, ki buna her zaman çok saygı duymuşumdur. Fakat tabii ki Türkiye&#8217;deki kurt şirketler yeni açılmamış ambalajında ürününü size kaptıracağına pencereden atmayı tercih eder. Bu yüzden Logitech Uluslar arası ofisiyle görüşüp Vatan&#8217;ın ürünü geri almayı red ettiğini(bilginiz olsun, Logitech ürünleri Türkiye&#8217;de tamir ettirilmez. Logitech önermiyor bunu.) belirttim ve adamlar Almanya&#8217;dan bana yeni mouse gönderdiler, eskisini de geri almadan. Aradaki müşteri memnuniyeti farkını görebiliyor musunuz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">İki farklı yaklaşım var burada: Yerli olanı, yani Vatan, ürünü geri alayım, tamir ettireyim, geri göndereyim, bu sırada siz o mouseu hiç kullanamayın, yasal sürem 30 gün, laylaylom şeklinde takıldığından işlerinizi olabildiğince aksatırken, Logitech, ürün sizde kalsın, biz ikincisini gönderelim, ikincisi gelene kadar düzgün çalışmayanla idare edersiniz, kargoyu da biz karşılarız, elinizde 2 mouse birden olması da hediyemiz olsun yaklaşımı sergiliyor ve hem işleriniz aksayıp saçmasapan bir bekleme stresi yaşamıyorsunuz, hem de sonuçta bir arıza üzerinden karlı çıkıyorsunuz. Vatan&#8217;dan aldığım bir başka ürün olan Logitech G15, eğer bir gün sorun yaratırsa kime başvur-ma-yacağımı iyi öğrettiler bana.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Geleyim günümüze. Yaklaşık 1 hafta önce Vatan Bilgisayar&#8217;dan 2 adet 23” ACER X233HBD sipariş ettim. Sitelerindeki sipariş formunun bir rezalet olduğu hem Firefox 3 hem Opera 10 ile adam gibi çalışmadığı gerçeğini de kendilerine bildirdim. Cumartesi akşamı sipariş verdiğimden mesai bitmişti, Pazar  günü de tatildi zaten, derken Pazartesi günü kargolayıp Salı&#8217;ya UPS üzerinden bana ulaştırdılar. Bilmenizi isterim ki Türkiye&#8217;nin işini doğru düzgün yapan tek kargo şirketi de UPS&#8217;dir, bu açıdan Vatan&#8217;ın doğru kararı vermesi ne mutlu.  UPS paketi çok kısa sürede ve kargoyu GPS üzerinden izleme özelliği bile olan hoş bir arayüzle takip edilir şekilde bana ulaştırdı ve oldukça memnun kaldım. Şehrin en ücra köşelerine ofis açma inatlarını saymazsanız, bu adamlar işi biliyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Her neyse, paketler evime ulaştı, ilk farkettiğim monitörlerden birinin paketinin yırtık, diğerinin ambalajlı olduğuydu ve kıllandım tabii. Çok önemsemeyip paketleri açtığımda, paketi yırtık olan monitörün ekranında koruyucu olmadığını, diğerinde olduğunu farkettim ve bu da ürünün bana ulaşmadan önce kullanıldığını gayet belli ediyordu. İyi niyetimi korumaya çalışarak, önce ilk, sonra da açılmış olan monitörü sisteme bağladım ve çalıştılar. Hatta ilk Birkaç saat içinde bu olanları unutmuş gibiydim. Ve.. iş monitörlere ayar çekmeye gelince farkettim ki ambalajı yırtık, koruyucusu yapıştırılmamış olan bu monitörün MENU tuşlarından biri çalışmıyordu ve o tuş olmadan monitöre ayar yapmak mümkün değildi. Harika değil mi? Monitörü kim paketlediyse, benim ambalajı, koruyucuyu farketmeyecek kadar salak olduğumu, MENU tuşunun bozukluğunu ise “gözden kaçıracağımı” düşünmüş olmalı. Arızalı bir ürünü, sanki yeniymiş gibi paketleyip müşteriye yutturmaya çalışan zihniyet, yazının başında bahsettiğim iş ahlakından nasibini almamak oluyor. Eğer ikinci el ve arızalı bir ürün almak isteseydim GittiGidiyor&#8217;dan falan bulabilirdim, neden kullanılmamış bir ürünle aynı parayı vereyim? Vatan müşterilerini salak yerine koyuyor, o monitörün beş para etmeyeceği açıkken 350~ TL fiyat kesmesinin bir açıklaması yok.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Bunun üzerine, her yeterince rahatsız edilmiş ve siniri bozuk müşterinin yapacağı üzere Vatan&#8217;a ulaşmaya çalıştım. Bu pek kolay olmuyor tabii, o sırada mesai saati dışında olduklarından iletişim formundan mesaj gönderdim, sonraki gün öğlen saatlerinde otoriter sesli bir bayan tarafından arandım. Kendisinin “Vatan Bilgisayar&#8217;a mesaj göndermişsiniz” cümlesini kuruşundaki imayı anlamazlıktan gelmek çok zor oldu. Çünkü gönderdiğim mesaj “anlamayacağımızı mı sandınız”, “yapılan şey çok ayıp” gibi iğneleyici cümlelerle doldurulmuş ve öfkemi yansıtıyordu, arayan bayan da sağolsun neredeyse suçlayıcı bir şekilde bu cümleyi kurdu, ses tonundan benim anladığımo cümlenin devamı şu şekilde: “Vatan Bilgisayar&#8217;a mesaj göndermişsiniz. Neden yaptınız ki bunu? İşimiz gücümüz var arkadaşım. Bozuk gönderdiysek bozuk kullan. Trip atma bana.” Her neyse, mesajı yazarken “kargoyu üzerime yıkmayı düşünmeyin bile” dediğimi hatırlamış olacak ki, UPS üzerinden gönderirseniz kargoyu da biz karşılıyoruz dedi. Buradan sanki lütuf edermiş gibi bir anlam çıkardım, tabii siz karşılayacaksınız lan? Yok bana ödetseydiniz.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Bu kadarla kalsa iyi, bu sorunlar olurken, aynı anda benim birkaç gün içinde çıkacağım tatil planlarım devam ediyordu ve tatile çıkmadan önce bu işi sonlandırmalıydım ki paketi bir an önce alabileyim, evde beni bulabilmiş olsunlar ve konu kapansın. Tabii UPS saat 6&#8242;dan sonra dağıtıma çıkmadığından “yarın alalım, bir gün geç gitsin” dedi, tatil amacıyla kabul edemeyeceğimden UPS&#8217;in ofisine gidip elden bırakmak zorunda kaldım, bunun da bana 20 lira taksi ücreti olarak döndüğünü unutmayalım tabii, o zahmete girene kadar kargoyu ben öderdim, Vatan zahmet etmesin, hatta ürünü adam gibi göndersin kurye de ödetsin bana, yediğim kazığın haddi hesabı kalmış mı ki o dakikadan sonra? Her neyse, müşteri hizmetlerini aramaktı, taksisiydi bilmemnesiydi derken bana giren bu “ekstra giderler”den dolayı kimseyi suçlayamamak da ayrı bir şey. Hem arızalı monitör alıp, hem vakit kaybedip bir de üstüne para kaybedince Vatan&#8217;ın anasının adresini sorası geliyor insanın, kusura bakmasınlar. Yine paralel olarak: ben bu monitörü aldıktan bir gün sonra Vatan %15 indirim kampanyasına dahil edip 20şer lira indirdi o monitörlerin fiyatını, ekstradan 40 TL fazla ödediğimle kaldım. Bu 40 liranın üzerine 20 lira taksi ücreti ve henüz gelmeyen telefon faturalarımı eklerseniz çok hoş bir tablo çıkıyor ortaya.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="left"><span style="font-weight: normal;">Devam edelim, taksiyle paketi bıraktıktan sonra, sonraki gün Vatan&#8217;ı aramaya hiç zahmet etmeden, UPS&#8217;i aradım. UPS sistemine saat akşam 7den önce son kayıt girmediğini söylediler ve 7de aradım tekrardan(bu her “aradım” için bir telefon görüşmesi gideri daha ekleyiniz.) paketi ulaştırdıklarını öğrendim. Bu da demek ki işin bana kalan kısmı sonunda bitmişti. Bu daha dün oldu. Vatan&#8217;ı aradığımda bilindik “şimdi mesai saatleri dışındayız” geyiğine maruz kaldım elbette. Vatan&#8217;ın Internet sitesinde Saat 10 – 19:30 Ürün Değişim ve Iade Hizmeti yazması tamamen aldatmaca, yemeyiniz. O saatten önce de ulaşsa onları pek ilgilendirmiyor. Tabii telefonla “yine” ulaşamadığım  Vatan&#8217;a bir e-posta daha gönderdim. O e-postanın üzerinden 24 saatten fazla geçti ama cevap alamadım, hafta içi olduğunu da düşünürsek call centerdaki elemanlar halı sahaya kaçmadıysa, bu e-postalarla neden ilgilenmiyorlar bir fikrim yok. Sonraki gün tekrar aramak üzere vazgeçtim bende tırmalamaktan.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Şimdi sanacaksınız ki, sonraki gün uyandım, Vatan&#8217;dan bir temsilci beni aradı, ya da e-postama yanıt verdi falan. Tabii ki hayır! Vatan&#8217;ı aradığımda moron bir otomatik cevaplama zımbırtısından başka hiçkimseden yanıt alamadım ve o da doğru olduğunu 100 kez kontrol ettiğim tuşa her bastığımda aynı sıkıcı sesle “yanlış tuşa bastınız” şeklinde ısrar etti. Kastırmaktan vazgeçip bir saat kadar sonra akrabama denettirdiğimde kendisinin “12.sırada” olduğunu ve uzun süre bir sıra bile ilerleyemediğini öğrendim.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Oha Vatan! 12.sıra nedir bir kere? Ekmek kuyruğuna girmiyoruz arkadaşım burada. Bir şey sorup kapatacağım yani, bu da başbakanın özel hattı falan değil. Hadi 12 kişi birden yüklendi cevaplayamadınız, o 12 zavallıdan çarptığınız paralarla oraya en az iki call center çalışanı daha alırdınız. Sonuç: bir başka başarısız girişim. UPS&#8217;e göre paket zamanında ulaşmış, yani önceki gün ulaşmış. Vatan&#8217;a göreyse.. Ne bileyim lan? Vatan&#8217;a ulaşabilen cennetlik zaten. Biraz zaman geçsin tekrar deneyeyim diye düşünüp yeniden aradığımda: “mesai saatlerimizin dışında..” şimdi buna ben anca assktir derim. Sabahın 10unda mı arayalım illa ulan? Bu mu? Tabii gün içinde de e-postalara cevap gelmediğini belirteyim.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Bu yazının bu kısmına kadar olan bölümü olayların son gününde yazmıştım, sonradan yazıyı göndermeyi ihmal ettiğim için geri kalanını da anlatayım:</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Sonraki gün Vatan&#8217;ın müşteri hizmetleri yerine mağazalarından birini(sanırım Topkapı) arayıp merkez ofisinin telefon numarasını aldım. Buradan ulaştığım temsilci için sırada beklemeyişimi hayretlerle karşıladım diyebilirim. İsteyince olabiliyormuş! Buradan, henüz gerekli testlerin yapılmadığını öğrendim. Ulan neyi test ediyorsunuz bu kadar birader? 3 günde monitörü kırıp döküp göndermiş olamam ya? Madem o kadar test ediyordun niye bana bozuk ürün gönderdin?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Monitörün bir türlü gelemeyeceğine ve Vatan&#8217;ın bu işi iyice bok edeceğine emin olduğumdan, siparişimi iptal etmelerine karar verip HepsiBurada&#8217;dan yeni bir sipariş verdim, bu siparişe daha fazla para ödeyecek olsam da bir halta benzeyen bir servis çok yeterliydi o an için. HB&#8217;da siparişim onaylandıktan kısa süre sonra ise Vatan&#8217;ı arayıp iptal edin dediğimde “nakliyata verdik” denildi. Bu adamlara bir kez daha inanıp-salak bir günümde olmalıyım- HB&#8217;deki siparişimi iptal ettim. Ardından öğrendim ki o olay da “beyaz yalan” sınıfına giriyormuş. En sonunda bir kaç günlük ekstra zahmetin ardından bir başka temsilci bana mail adresim üzerinden form gönderip imzalamamı istedi. Şimdi buradaki komiklik şu: burası bir ev, tarayıcım yok, faks cihazım da. Bunun üzerine zeki Vatan çalışanları paintte imza atmamı istediler. Öhm. Yani bu zeki buluşa denilecek laf bulamıyorum. Paintte atılan bir imzanın ne kadar kolay kopyalanabileceğini, ve bir o kadar anlamsız ve geçersiz olduğunu geçtim, o kadar bekledikten sonra ekstradan paperwork haketmiyor olmalıyım!</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Vatan tüm bu çektirdiği zahmetlerden sonra, ürünü bir şekilde kargoya vermeyi becerdi. Tabii o kadar kolay oldu sanılmasın, arada en az  bir 5~ telefon görüşmesi ve dil dökme vardır. Zirâ bir ürünü geri alıp yerine yenisini koymanın iki hafta alabilmesinden ben bunu anlıyorum. En sonunda, üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen hala inanamadığım bir şekilde, yeni monitör, bu sefer kullanılmamış bir şekilde elime ulaştı ve tüm bu zahmet bir halta yaradı. Tabii ben çoktan bu zahmetli işlerle uğraşırken, tatilimi günlerce ertelemiş, vakit ve para kaybetmiştim bile. İşin en gülünç yanı da, gönderilen yeni ürünün aynı modelin farklı bir üretimi-sanırım üretim yeri farklı- olmasından ötürü ayaklarının daha kaliteli, menülerinin az değişik ve bildirim ışığının daha parlak olması oldu, sebebi de Penta&#8217;dan yenisinin getirtilmiş-hatta bu karambolde Penta&#8217;nın logolu kartları bile kutudan alınmamış zaten- olması. Kısacası para verdiğim ürünün kalitesi bile şansa bırakılabiliyor Vatan&#8217;da.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">Eğer bir yerden ürün temin edecekseniz, bu Vatan OLMASIN! Kolay kolay hiç bir satıcıya karşı cephe almam, ancak “10 Kontör kazanmak için tıklayın!” bannerları kadar bile güvenilir olmayan bir yer daha varsa o Vatan Bilgisayar, Computer, ne halta odur. Vatan&#8217;dan aldığınız ürün, eksik, geç gelebilir, başına her iş gelebilir, yarın bir gün bozulursa 30 gün beklersiniz, kimseye de ulaşamazsınız, müşteri hizmetlerine ulaşabilenlere %10 indirim yapsalar yeridir. Buraya yaptığınız her arıza bildirimi, sizin en az 20 kez ittirmeniz olmadan işlemez ve her seferinde size gerek telefon, gerek ulaşım masrafı olarak girdikçe girer. Müşteri hizmetleri kendi suçunu size yıkabilir, yalan söyleyebilir, gönderilen ürün “piyangodan çıkabilir”. Eğer gerçekten çok umutsuz bir durumdaysanız ve kampanyalı bir ürün alacak olursanız bile, YAP-MA-YIN! Değmez. Çin malı alın, Vatan&#8217;dan almayın. Ben değil, konuşan tamamen tecrübe.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;" align="left">
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/benzer-problem-farkli-bakis-acisi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Benzer problem, farklı bakış açısı.. :)">Benzer problem, farklı bakış açısı.. <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Servis Deneyimim">Logitech Servis Deneyimim</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/logitech-yeni-g9umu-gonderdi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Yeni G9umu Gönderdi">Logitech Yeni G9umu Gönderdi</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/olimpik-oyunlar-icin-vista-uygun-degil" rel="bookmark" title="Permanent Link: Olimpik Oyunlar için Vista Uygun Değil">Olimpik Oyunlar için Vista Uygun Değil</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/dogumgunum-2" rel="bookmark" title="Permanent Link: Doğumgünüm :)">Doğumgünüm <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/nereden-alisveris-yapilmaz-vatan-bilgisayar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IM Adabı</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/im-adabi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/im-adabi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 02:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[<p>MSN, ICQ, AIM. Artık her ne kullanıyorsanız, IM uygulamalarına bulaşmadan önce bilmeniz gereken şeyler var ve istemeden de olsa bir başkasının sinirlerini zıplatabilirsiniz. IM uygulamaları her şeyden önce noktadan noktaya iletişim kurma amaçlıdır, oturup boş muhabbet çevirme amaçlı değildir. Çok önemli bir sorununuz var, canınız sıkkın veya herhangi bir sebepten o an ulaşmak istediğiniz kişiye ulaşamıyor musunuz? Bu yazı sizin için. Sonuna kadar okuduğunuzda o kişiye ulaşmanızın artık bir önemi olmayacak. Tabii ki bende bu bağlantıyı &#8220;kısa cevap&#8221; olarak kullanmaya başlayacağım, eğer benden cevap alamadıysanız ya da daha iyimser bir tablo oluşturup, size bu bağlantıyı gönderdiysem lütfen devamını okuyunuz. Çok zor olmayacak ve çok acıtmayacak.</p>
<p></p>
<p>Her şeyden önce şunu kavramak gerekiyor: Hepimizin sizin kadar çok vakti olmayabilir. Projesi deadline a 24 sayan şahıs size cevap vermekle hiç ilgilenmiyor olabilir, özellikle yoğun olarak bilgisayar kullanan bizler, IM kullanıyorsak ve sürekli çevrimiçi durumdaysak bu &#8220;gel boş muhabbetle ömrümü çürüt&#8221; anlamında değildir.  Zirâ sizin için selam verip karı kız muhabbet çevirme uygulaması olan MSN, aynı zamanda önemli görüşmelerin yapılması ve veri aktarımı amaçlı da kullanılabilmekte. Kısacası şu, elinizin altındaki &#8220;Gönder&#8221; butonu sadece komik smileyler gönderme, &#8220;Dosya Al/Ver&#8221; butonları da sadece MP3 paylaşma amaçlı üretilmediler.  Ulaşmak için debelenip spam yaptığınız, titreşim gönderdiğiniz sırada belki karşınızdaki meşguldür,bir şeyler okuyor, öğreniyor, geliştiriyor, pazarlıyordur. Arkadaş olmanız ya da kan bağınızın bulunması bu anı bölme ayrıcalığı tanımaz.</p>
<p>Eğer benden-ve muhtemelen herhangi bir rahatsız ettiğiniz kişiden- cevap alamıyorsanız, sebepleri basitçe şunlar olabilir:</p>
<ul>
<li>Orada olmayabilirim. Evet, açık ve net değil mi? Cevap vermiyorsam belki mesajınızı görmüyorumdur, dışarıdayım ve IM istemcim evimde açıktır. Uyku saatlerimiz uyuşmuyordur ve ben uyuyorumdur. Ya da kitap okuyorumdur, televizyon izliyorumdur. %50 ihtimalle cevap alamayışınızın sebebi bu kadar basittir ve durum çok acil değilse beklemeniz gerekir. Acilin tanımını ise az sonra yapacağım.</li>
<li>Bir işle uğraşıyorumdur. Hepimiz koşuşturan insanlarız. O an bir uygulamayla uğraşıyor olabilirim mesela, ya da bir konuyu tartışıyorumdur, önemli bir makale okuyorumdur, projemi yetiştirmeye çalışıyorumdur. Ya da sadece sizin dürtmeniz olmadan mısırımı patlatıp film izliyor da olabilirim ve bu sizden ve sizin sorunlarınızdan daha önceliklidir. Mesajınızı görsem bile sizin sorunlarınızdan ve ilgi beklentinizden daha önemli yapacak şeylerim olabilir. Eğer o an uygun olsaydım cevap verirdim, değil mi? Ya da sadece o an konuşmak istemiyorum, olamaz mı?</li>
<li>Kara-liste tutmuyorum ama kafamda oluşmuş bir karaliste var artık. Eğer sürekli sorular soruyor, işlerinizi yaptırmaya çalışıyorsanız, beleşçiyseniz, yazdığınız bir şeyler olduğunu gördüğümde ilk aklıma gelen &#8220;Şu an vaktim var mı?&#8221; ve ikinci düşündüğüm şey de &#8220;Bu herif 1 saatimi  alacak, o kadar vaktim var mı?&#8221; oluyorsa, ki ikinci sınama genelde olumsuzdur, cevap alamazsınız. Bu durumda bana sinirlenmektense kişiliğinizi gözden geçirme zamanı gelmiş demektir.</li>
<li>Bazen yalnızlık iyidir. Eğer o an kendime vakit ayırma zamanıma denk gelirseniz demek ki benimle sosyalleşmenize uygun ortam yoktur, Facebook&#8217;ta falan takılın biraz.</li>
</ul>
<p>YapMAmanız gereken bazı şeyler de var ki gıcık olurum bunlara, aman ha:</p>
<ul>
<li>Cevap alamadıysanız ısrar etmeyin. Israr iyi bir şey değildir. IM istemcim titreşimleri algılamıyor ve arka arkaya yazdığınız mesajlarda ilk mesajdan sonrası yoksayılıyor. Rahatsız etmenizin herhangi bir yolu yok, boşuna tırmalamayın. Olsa ki rahatsız edebilseniz engelleyebilirdim zaten, zor değil.</li>
<li>Eğer yazacağınız şey önemliyse veya bir şey soracaksanız, selam verdikten sonra cevap gelmiyorsa, derdiniz neyse anlatın. Vaktim olduğunda size çözümüyle dönüş yapabilirim. Üstelik onca iş gücün arasında &#8220;selam hocam&#8221; temalı mesajlar pek ilgimi çekemiyor takdir edersiniz ki.</li>
<li>Sürekli bir şeyler sorup duruyorsanız bir sonraki verdiğiniz selam &#8220;aha soru soracak&#8221; olarak algılanabilir, Microsoft Call Center değil burası.</li>
<li>Tamamen alakalı değil ancak, MSN adresiniz, kullanıcı adnız ve avatarınız ciddiye alınma oranınızı ciddi bir şekilde etkileyebilir, &#8220;bu alemde yönetmen de benim..&#8221; diye başlarken bunu göz önünde bulundurun.</li>
<li>&#8220;Sende hiç cevap yazmıyorsun&#8221; yapmayın, sinir oluyorum gerçekten.</li>
</ul>
<p>Şunları yapmak caizdir:</p>
<ul>
<li>E-Posta atın. E-Postalarımı genellikle boş vaktim en çok olduğu zamanlarda kontrol ederim ve bu sayede en saçmasapan, gereksiz cümlelerinizi bile okuma, hatta cevaplama ihtimalim en çok bu yolla yükselir. E-Posta adresime sahip değilseniz İletişim bağlantısını kullanın.</li>
<li>Çok gereksiz bir şey değilse telefonumu biliyorsanız doğrudan ulaşın. Bu yolla yöneltilecek soruları pek ciddiye almam ama söyleyeceğiniz önemli şey her neyse onu söyler ve işimi bölmezsiniz. Eğer telefon cevap vermiyorsa TEKRAR ARAMAYIN. Uyuyorumdur belki.</li>
</ul>
<p>Bir de acilin tanımını yapacağım demiştim, eksik kalmasın. Birinin başına bir şey gelmiştir, unutmamam gereken bir şey, önemli bir olay, bilmem gereken bir şey vardır ve bana ulaşmanız gerekiyordur, ya da parayla ilgili bir konudur, mesela beraber iş yapıyoruzdur. Bunlar acildir. Muhabbet etmek acil DEĞİLDİR. Size göre acil olan her şey benim için acil OLMAYABİLİR. Mesela, bilgisayarınızın bozulması ve bir hafta ömrünüzün kalması benim için hiç de acil değildir.</p>
<p>Ortalama zeka seviyesiyle anlaşılabilir olduğunu ve trip atmadan önce okuduğunuzu varsayıyorum. Kafanızdaki bazı sorulara cevap olabildiyse ne mutlu bana.</p>
<hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/im-adabi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Satanist Evlat Arif</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/satanist-evlat-arif</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/satanist-evlat-arif#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 22:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="330" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="file=http://alkislarlayasiyorum.com/videos/2889_20081128100722.flv&amp;logo=http://alkislarlayasiyorum.com/player/logo.png&amp;image=http://alkislarlayasiyorum.com/video_reklam.jpg&amp;frontcolor=ffffff&amp;lightcolor=99FF99&amp;skin=http://alkislarlayasiyorum.com/player/alkislar_template.swf&amp;linktarget=_top&amp;stretching=exactfit" /><param name="src" value="http://alkislarlayasiyorum.com/player/flvplayer_3_7.swf" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="330" src="http://alkislarlayasiyorum.com/player/flvplayer_3_7.swf" allowfullscreen="true" flashvars="file=http://alkislarlayasiyorum.com/videos/2889_20081128100722.flv&amp;logo=http://alkislarlayasiyorum.com/player/logo.png&amp;image=http://alkislarlayasiyorum.com/video_reklam.jpg&amp;frontcolor=ffffff&amp;lightcolor=99FF99&amp;skin=http://alkislarlayasiyorum.com/player/alkislar_template.swf&amp;linktarget=_top&amp;stretching=exactfit" bgcolor="#ffffff"></embed></object></p>
<p>Devamı:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="330" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="file=http://alkislarlayasiyorum.com/videos/2851_20081126101558.flv&amp;logo=http://alkislarlayasiyorum.com/player/logo.png&amp;image=http://alkislarlayasiyorum.com/video_reklam.jpg&amp;frontcolor=ffffff&amp;lightcolor=99FF99&amp;skin=http://alkislarlayasiyorum.com/player/alkislar_template.swf&amp;linktarget=_top&amp;stretching=exactfit" /><param name="src" value="http://alkislarlayasiyorum.com/player/flvplayer_3_7.swf" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="330" src="http://alkislarlayasiyorum.com/player/flvplayer_3_7.swf" allowfullscreen="true" flashvars="file=http://alkislarlayasiyorum.com/videos/2851_20081126101558.flv&amp;logo=http://alkislarlayasiyorum.com/player/logo.png&amp;image=http://alkislarlayasiyorum.com/video_reklam.jpg&amp;frontcolor=ffffff&amp;lightcolor=99FF99&amp;skin=http://alkislarlayasiyorum.com/player/alkislar_template.swf&amp;linktarget=_top&amp;stretching=exactfit" bgcolor="#ffffff"></embed></object></p>
<p>Üzerine yapılabilecek yorum var aslında. Çok şey söyleyebilirim. Çünkü talep var ki, bunu izleyip inanan öküzler var ki bu adamlar televizyonda yer işgal edebiliyorlar.  Ama onun yerine, hiç bir şey söylemeyeceğim. Yalnız, eğer STVden birilerine falan denk gelirseniz, söyleyin, Arif&#8217;ten çok daha iyi rol keserim, 70 milyonu kandırırız valla. Kurtlar vadisi yüzüğüyle &#8220;hevi metalci genç&#8221; olmuyor, anlatabiliyor muyum?</p>
<hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/satanist-evlat-arif/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korsanı Marijinalize Etmek</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/korsani-marijinalize-etmek</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/korsani-marijinalize-etmek#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 16:38:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kaçınız scene gruplarını takip ediyor, ya da The Pirate Bay davasına ilgi gösteriyor bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki, Internet özgürlüğünün son günlerini yaşıyor olabilir. </p>
<p>Internet, bazılarınızın artık hatırlayamadığı bir geçmişte kalmış gibi olsa da, ülkemizde sadece bir kaç sene önce, kimsenin elini uzatamadığı, gerçek anlamda özgür, yasaların işle-ye-mediği bir yerdi. Kendi küçük kasabamızda mutlu mutlu yaşıyor, dataların akışını izleyerek mest oluyorduk, durum şu ki, artık o dünyada yaşamıyoruz. Kısıtlamalar ve sansür, bir kaç DNS oyunuyla görmezden gelinebiliyor, fakat mesele bu değil. Geçtiğimiz günlerde TPB aleyhine işleyen dava süreci bir kez daha gösterdi ki, egemenler ve şirketlerinin hedefi hackerler değil. Hayır, saysanız parmakla gösterilebilecek kadar az, bilgisayarla ilgilenen, GNU/Linux&#8217;tan zevk alan, amerikan filmlerinde şişman ve gözlüklü tabir edilen kitleyi hedef almıyorlar. Çünkü bu kitle, siz ne kadar sansürde yeni ufuklara yol açsanız da, mutlaka arkanızdan dolaşmanın bir yolunu bulacaktır.<br />
</p>
<p>SecuROM&#8217;a şimdiye kadar yatırılan parayla bana bir Porsche alabilirdiniz. Oysa SecuROM&#8217;un en çetrefilli haliyle karşımıza çıkan GTA IV&#8217;in kırılması günlerle sayılabilecek bir süreçti. Şimdiye kadar çıkmış ama kırılamayan bir oyun gösterin? Online oyunlar nispeten korunuyor, emule edilemedikleri sürece sunucularına güveniyorlar ve kırılamıyorlar, bu bir istisna. Bunların dışında bir tane kırılamayan oyun, yazılım var mı? Aradığınız 85 yapımı filmi, 60lardan kalma parçaları, bu senenin hit dizilerini bulabiliyor musunuz? Evet hepsi burada, sonsuz bir veri denizi.</p>
<p> Bunun engellenmesi &#8220;şimdilik&#8221; mümkün değil. Hackerlar lehine 10 puan! Fakat çok daha yumuşak bir karnımızdan vurulmak üzereyiz. Artık korsanı ve internet özgürlüğünü-ki ikisi birbirinin tamamlayıcısıdır- durdurmak için çabalamak yerine, zayıflatmaya çalışıyorlar ve şu noktada gayet başarılılar. BSA kaç şirketin gözünü korkutuyor? Her geçen gün bir scene daha FBI tarafından yakalanıyor, TPB erişimi engelleniyor, müzik siteleri bir bir kapanırken, ISPler şimdi de hesaplarımızı dondurmakla tehdit ediyorlar bizleri. Bu tabii ki hackerları durdurmayacak, XYZ bit şifreleme yapan GNU/Bilmemne algoritmasını kullanarak kendi aramızda verileri paylaşacağız ve kimseler çakmayacak, proxy kullanıp ülkenin firewallunu deleceğiz, mp3lerin uzantısını değiştirip yayınlayacağız.</p>
<p>Mesele şu, YouTube engellendiğinden beri hepimiz girmenin yollarını biliyoruz, ama bu gerçekten &#8220;hepimiz&#8221; mi? Mahallenizin bakkalı bilmiyor, apartmanınızda her gün çöplerinizi toplayan adamın haberi yok, muhtemelen arkadaşlarınızın bile bazıları YouTube&#8217;a giremiyordur. Sonuç YouTube hanesine koca bir eksi. XYZ Bit şifreleme yapılmış bir mp3ü, Windows&#8217;u doğru telaffuz edemeyen ortalama kullanıcıların ne kadarı açabilir ki. Engellemeler arttıkça ve kırılması zorlaştıkça(Şuanki sistem çok primitif. Bırakın paket taramayı, IPyi bile doğru yakalayamıyor) giremeyen insanların sayısı artacak ve girenler marijinalize olacak. Hep diyoruz, bütün korsan kullananları hapse atsalar ülkenin yarısı hapse girer diye, şimdi sayıyı azaltıyorlar. Yöntemler zorlaştıkça caydırıcılık artıyor, bu yöntemlere itibar edenler azaldıkça daha küçük ve gözden çıkarılabilir suçlular oluyoruz. Şimdi başbakanın &#8220;ben giriyorum siz de girin&#8221; demesini hukuğun başarısızlığı gibi görebilirsiniz, bir 10 sene sonra YouTube&#8217;a girmenin hapse girmek olmayacağını kim söyleyebilir? Korsan kullanımı ve bu &#8220;suçlar&#8221; azaldıkça biz &#8220;suçlular&#8221; devlet şiddetine, onların verdiği ismiyle &#8220;cezalara&#8221; tabii olacağız.</p>
<p>Yani demek istediğim şu ki; Plan gayet başarılı işliyor, oyun fiyatları düşüyor, algoritmalar zorlaşıyor, siteler daha sıkı engelleniyor, müzik indirenlerin ISPleri hesap bile dondurmaya başladı Avrupa&#8217;da. Caydırıcılık arttıkça sayımız azalıyor, bir gün gelecek ve korsanları cezalandırmak ülkenin yarısını cezalandırmak anlamına gelmeyecek, işte o gün Internet&#8217;in sonuna ulaşacağız. Internet özgür olduğu kadar anlamlı-idi, artık olamayacak. Yine 3-5 scene her çıkan filmi ripleyip koyacak belki ama insanlar indirmeye korkacak, yasa uygulayıcılar bizi karşılarına almaktan da çekinmeyecekler o vakit. Steam ve diğer pay2play uygulamalar, korsanı kendi silahıyla vurmak için hazırlar, her zaman tekrar ettiğim &#8220;insanlığın ortak mirası parayla satılmaz&#8221; fikri bu noktada yalan oluyor.</p>
<p>Hollywood filmlerinde her zaman kötülerin B planı vardır, bir de B planı uydurmuşlar: Cloud Computing. Sanki bilişim dünyasına bir hediyeymişcesine sunulan bu zehri farketmeden solumaya başladık bile. eyeOS, OnLive, bunlar ilk örnekler, yakın gelecekte verilerimiz sunucularda saklanacak, böylece içerik kopyalamak da mümkün olmayacak, arkadaşınızla yaptığınız dostça bir muhabbet de, cinsel fantezileriniz de. Bu sunucuları elinde tutanların nasıl bir güce sahip olacağını düşünsenize? İstatistiksel gücü bir yana koyun, tüm Internet hayatınızı ellerinde tutacaklar. RFID&#8217;yi korkutucu bulup, uydulardan korkanlar, biraz daha burnunuzun ucunda duran gerçekleri görmelisiniz. Bir zamanların fantezi de kalmış Microsoft buluşu Palladium, çok daha acımasız şekilde ve çok daha sevimli bir görünümle piyasaya çıkmaya hazırlanıyor.</p>
<p>YouPorn&#8217;a giremedim diye kahrolanlar, yakında izlediğiniz her videonun listesi tutulurken dar görüş açınıza lanet edebilirsiniz. Bir yandan marijinalize edilen hackerlar, bir yandan Cloud Computing, Internet&#8217;in sonundayız artık.</p>
<p>Not: Bu yazı boyunca kullanılan &#8220;hacker&#8221; kavramı asla ve asla &#8220;cracker&#8221; veya &#8220;script kiddie&#8221;lere işaret etme amaçlı değildir, bunun yanında &#8220;üstad&#8221; kelimesinin karşılığı olan bir anlamda da kullanılmamıştır. Standart bir kullanıcının nispeten üstünde olan kullanıcı grubu, penguen sevip, programlama dillerini kurcuklayan herkes bu grubun bir yerlerine dahildir.</p>
<p>Not #2: Belki de bir aralar dijital veri paylaşımı(bazıları &#8220;hırsızlık&#8221; demeyi çok seviyor, ben kendi adıma Robin Hood&#8217;u oynamayı tercih ederim) hakkında bir şeyler yazarım. Ne hakkında konuştuğunu bilmeden beyinsizce orijinal kullanımın yüceltilmesine anlam veremiyorum.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sansurlu-internetin-gelecegi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sansürlü Internet&#8217;in Geleceği">Sansürlü Internet&#8217;in Geleceği</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/ic-mihrak-blogu-kapandi" rel="bookmark" title="Permanent Link: İç Mihrak blogu kapandı">İç Mihrak blogu kapandı</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iste-o-anarsistler" rel="bookmark" title="Permanent Link: &#8220;İşte o Anarşistler!&#8221;">&#8220;İşte o Anarşistler!&#8221;</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/ubuntuda-neler-oluyor-ubuntustats" rel="bookmark" title="Permanent Link: Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats">Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/opensozluk" rel="bookmark" title="Permanent Link: OpenSOZLUK">OpenSOZLUK</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/korsani-marijinalize-etmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;İşte o Anarşistler!&#8221;</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iste-o-anarsistler</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iste-o-anarsistler#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 11:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[antimilitarizm]]></category>
		<category><![CDATA[antiotorite]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[özel gün]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[<p><object width="340" height="325" data="http://video.milliyet.com.tr/m.swf?id=27005&amp;tarih=2009/05/01" type="application/x-shockwave-flash"><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://video.milliyet.com.tr/m.swf?id=27005&amp;tarih=2009/05/01" /></object></p>
<p>Medyanın marijinalize etmeye çalıştığı düşüncelere karşı geliştirdiği sistematik baskı bitmek bilmiyor. En son, üye olduğum isyan adlı bir mail grubunda Star&#8217;ın yaptığı haber kanımı dondurdu diyebilirim.</p>
<p>Tam 5 Dakika boyunca 1 Mayıs&#8217;ta anarşist eylemlerden bahseden kanal, neredeyse hiç bir slogana yer vermiyor, anarşistleri &#8220;Nükleer füzelere,kapitalizme,devlete karşı olanlar&#8221; gibi son derece sığ, hatta gerizekalılık derecesinde basitleştirilmiş bir özetle açıklarken, tüm yayın boyunca tek yaptığı şey &#8220;Anarşistler şurayı kırdı,mermeri söktü,çöp konteynırını devirdi&#8221; den oluşan acizlik ve korku yaymaktan başka  bir şey değil.</p>
<p></p>
<p>Anarşizmden 5 dakikalığına bile olsa TVde bahsetme şansım olsa, en azından ne olduğuna özet geçmeye çalışırdım, değil mi? Star&#8217;ın sayesinde sanki PKK&#8217;nın bir alt koluymuş gibi göstermeyi bile başardılar, tebrikler.</p>
<p>Özellikle haberin ortalarına doğru ekrana çıkan &#8220;İşte o Anarşistler!&#8221; yazısına gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Yanlı yayının bu kadarına pes. Anarşist grupların neden orada bulunduğu konusunda en ufak bir açıklama yapılmazken, polisin dövdüğü sahneler &#8220;kaybolmuş&#8221; olmalı ki vandalizmden başka habere ekleyecek bir şey bulamamışlar.</p>
<p>Bir &#8220;ortalama türk&#8221;ün bu haberi görünce ne düşünmesini beklersiniz? Tehlike? Korku? Ve muhtemelen anarşistlere karşı bir nefret, evet. Çünkü biz etrafı yakıp yıkan kötü insanlarız, zaten sıradan bir Türk için hayattaki en amansız düşman kendince geliştirdiği &#8220;teröristler&#8221; tanımı iken, bu tanıma anarşistleri bile uydurmayı başarmışlar. Sağ banttaki &#8220;Günün Olayı&#8221; yazısı ise ayrı bir mizah unsuru.</p>
<p>Bir başka atak da HaberTurk&#8217;den geldi elbette, HT yine klasik &#8220;1 Mayıs Şiddeti&#8221; başlıklı haberleriyle bana CNN&#8217;in Irak operasyonlarını canlı yayınladığı günleri anımsattı. HaberTurk farklı yayınlarda sürekli olarak Taksim&#8217;e &#8220;sınırlı giriş&#8221;i överken, polisin sendikaları ve -marijinal- grupları başarıyla ayırdığından bahsetmeyi unutmadı. Yine haberlerde polis şiddeti ve bombaları geriplana itilirken, ekrana verilen görüntülerin çoğunluğu sapanlar ve taşlardan oluşuyordu.</p>
<p>Medyanın bu refleksi yine aptal çoğunlukta, 1 Mayıs&#8217;ın terörize edildiği gibi saçmasapan düşüncelere sebebiyet verecek ki, bunu gördükçe kendi adıma üzülüyorum, ve yine sadece maske taktığı için terörist bağlantıları kurulacak insanların zihninde, yıllardır başaramadığımız &#8220;halka inme&#8221; girişimi bir kez daha beyinsiz popülizm tarafından yitip gidecek ve biz seyredeceğiz.</p>
<p>Üzücü.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/1-mayista-turk-anarsistler" rel="bookmark" title="Permanent Link: 1 Mayıs&#8217;ta Türk Anarşistler">1 Mayıs&#8217;ta Türk Anarşistler</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/youtubeye-2ci-dava" rel="bookmark" title="Permanent Link: YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava">YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/kde4-iste-bunu-seviyorum" rel="bookmark" title="Permanent Link: KDE4 &#8211; İşte bunu seviyorum!">KDE4 &#8211; İşte bunu seviyorum!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/youtube-ve-720p" rel="bookmark" title="Permanent Link: Youtube ve 720p ?">Youtube ve 720p ?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/kisisel-bolge/penguenden" rel="bookmark" title="Permanent Link: Penguenden..">Penguenden..</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iste-o-anarsistler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Logitech Servis Deneyimim</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 16:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>Logitech&#8217;in kullanıcı dostu bir üretici olduğu hep söylenir. Aynı fikirde olduğumu söyleyemeyeceğim, her şirketin kullanıcı dostuluğu kendi çıkarlarına kastettiğiniz an biter çünkü. Fakat bazı üreticiler vardır, diğerlerinin kabus gibi servisinin yanında parlar, yükselirler. İşte Logitech, sanırım böyle bir şey.</em></p>
<p>Kısaca hikayemi anlatayım, 23 Nisan&#8217;da güzel G9&#8242;um bana bir bayram hediyesi olarak, sol tuşunu bozdu. Sürükle &amp;  Bırak işlemlerinde kafasına göre bırakması mı dersiniz, rastgele çift tıklaması mı, hepsi var. Hem WinXP hem Linux&#8217;da benzer sorunu aynı gün yaşayınca sorunun donanımsal olduğundan emin olabilidim. Bu noktada her ürünü bozulmuş ve canı sıkkın müşteri gibi Logitech&#8217;e ulaşıp garantimi kullanmaya çalıştım.</p>
<p>Ayın 23&#8242;ünde Logitech Forumlarına sorunumla ilgili bir başlık açtım, 24&#8242;ünde Vatan&#8217;ı aradım. Daha önce Logosoft, Penta gibi firmaların servislerinin kalitesizliği üzerine çokça şikayet duyduğum için onlarla muhattap olmamaya çalıştım. Aynı gün <strong>00800448825862 </strong>numaralı Logitech Türkiye servisini de arayıp 3 koldan saldırdım Logitech&#8217;e. Burada hemen söylemeliyim ki, Logitech&#8217;in türkçe sitesinde de anasayfada bulunan bu numara yanlış, cevap vermiyor. Sanırım ücretsiz bir hat, ama yine de mesai saatleri içinde hiç ulaşamadım kendilerine. 118&#8242;den Logitech&#8217;i sorarsanız size bir başka numara veriyorlar ve bu numara aslında müşteri servisi değil, ama derdinizi anlatabiliyorsunuz.</p>
<p>Vatan aynı gün beni genel merkezine yönlendirdi,  onları aradığımda tamir edilmesi için faturadaki belirttikleri adrese ürünü göndermemi istediler. 118&#8242;den aldığım numaradaki yetkilisi de Vatan&#8217;ı arayıp derdimi onlara anlatmam gerektiğini, onların ürünü Logitech Türkiye&#8217;ye ulaştıracaklarını söyleyerek topu yine Vatan&#8217;a attı.</p>
<p>Şimdi burada, akıllı ve deneyimli bir müşteri bilir ki, bu şu demek:</p>
<p>&#8220;Vatan&#8217;a gönderin, bu sırada bir kaç gün kargoda geçsin, sonra Vatan gerekli işlemleri yapsın ki bu da minimum bir kaç gün alacak, sonra onlar bize kargolasınlar, etti size en az bir gün daha, sonra biz ürünü alınca &#8220;bir ara&#8221; tamir edelim, süre sınırımız 30 gün olduğundan acelemiz yok. Sonra biz Vatan&#8217;a geri gönderelim ve bir gün de böyle geçsin, sonra onlar da size geri göndersinler. Tabii tatil günlerini de hesaba katmak koşuluyla! Kargoyu da size yıkacağımızı söylemiş miydik? Ürünü aldığınızda halen bozuksa, Vatan&#8217;ı arayın sonra onlar değiştirsin, sonra..&#8221;</p>
<p>Eeh lan, insanın okurken içi sıkılıyor değil mi? Ama öyle, satıcı ile üretici arasında devleti andıran bir bürokrasi var ve sizin aceleniz onları hızlandırmaya yetmiyor, sonuç olarak küçücük bir parça değişimi için 2-3 hafta mousesuz kalıyorsunuz.</p>
<p>Tabii başka şansım yoktu, Logitech hakkında duyduğum iyi şeylerin pek de gerçekleri yansıtmadığına karar vermiştim, gönderecektim. O sırada foruma açtığım başlıktan yola çıkarak, bir destek görevlisi bana email ile Logitech Uluslararası servisine ulaşabileceğimi söyledi. Türkiye&#8217;den olduğumu söylemiş olmama rağmen beni Amerika/Kanada servisine yöneltmesinin çok parlak bir fikir olduğunu söyleyemeyeceğim-Amerikadaki elemanlar Avrupa ofisine  yönlendiriyor sonra- ancak en sonunda iki kelimeden fazla derdimi anlatabildiğim birilerini bulmak beni sevindirdi.</p>
<p>Amerika ofisindeki destek görevlileri neredeyse bir CV detayında yazdığım problemime &#8220;ayarlar bozuk olabilir&#8221; cevabı vererek bende bir &#8220;link ışığınız yanıyor mu&#8221; nostaljisi uyandırmadı değil. Kendilerine kibarca 2 farklı OSta zaten denediğimi hatırlattım. Yine de verdikleri adımları uyguladım ve başarısız oluşunu büyük bir &#8220;ben demiştim&#8221;cilikle izledim.</p>
<p>Ardından gelen postanın beni oldukça şaşırttığını söylemeliyim, Logitech herhangi bir karşılık beklemeksizin adresime yeni bir G9 göndermeyi önerdi ve benden bazı bilgileri istedi. Bu &#8220;bilgiler&#8221;i toplamanın oldukça can sıkıcı olduğunu söylemeliyim, zira ad/soyad/adres/posta kodu/ev tel/mobil tel, satıcı firmanın adı/adresi/satın aldığınız tarih, neden size yeni ürün vermedikleri, G9unuz ve size verdikleri referans numarası ile beraber çekilmiş ürünün resmi, faturanın scan edilmiş hali, -varsa- online faturanız gibi bilgileri gibi bir sürü şey istiyorlar, neredeyse &#8220;3 aylık su,elektrik ve telefon faturamı da isteyecekler&#8221; diye düşünmeye başlamıştım ki bitti.</p>
<p>Bunun harika bir servis olduğunu söylemeliyim, bilgileri toplamak yaklaşık 30 dakikamı aldı ancak karşılığı büyük oldu, adresimi onayladıktan sonra bana yeni bir ürün göndereceklerini söylediler, bu servisin bir benzerini Türkiye&#8217;de bulabilen var mıdır bilmiyorum. Bu servisin tek sıkıntısı saat farkı. Ofisleri tam olarak nerede bilemiyorum fakat, sabah 5 gibi gudik saatlerde mail attıklarına göre buralara yakın olmasa gerek. Eğer o gün öğlene kadar yattıysanız, o sırada adamların mesaisi de biteceğinden yazacağınız cevabın okunması da yarına kalacak demek.</p>
<p>Logitech konusunda önerim asla Türkiye koluyla ve satıcınızla muhattap olmayın, satıcıyı bir kez arayıp ürünü değiştirmelerini talep edin, %95 ihtimalle reddedecek ve tamir etmek isteyeceklerdir, o noktadan sonra Logitech&#8217;in uluslararası servisine haber verip günü kurtarmalarını isteyebilirsiniz.</p>
<p>Şuan henüz adresimin onaylanması aşaması yeni bitti, sanırım uluslararası servisin de yenisini kargolaması &#8220;biraz&#8221; zaman alacak, bu yüzden işin kargo ve elinize ulaşma süresi kısmı hakkında yorumdan kaçınacağım ancak, böyle bir servisin verilmesi bile, bana yaşadığım onlarca küfrettirici servis anısından sonra ilaç gibi geldi.</p>
<p>Mouseumu G9, Klavyemi G15, Gamepadimi Chillstream alırken bir bildiğim varmış demek ki <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/logitech-yeni-g9umu-gonderdi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Yeni G9umu Gönderdi">Logitech Yeni G9umu Gönderdi</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/bilisim/logitech-g15-icin-sistem-bilgisi-modulu" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech G15 için Sistem Bilgisi modülü">Logitech G15 için Sistem Bilgisi modülü</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/bilisim/logitech-g15-bulmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech G15 Bulmak..">Logitech G15 Bulmak..</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/logitech-chillstream-linux-kurulumu" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Chillstream Linux Kurulumu">Logitech Chillstream Linux Kurulumu</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/gnulinuxda-acilista-komut-calistirmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: GNU/Linux&#8217;da Açılışta Komut Çalıştırmak">GNU/Linux&#8217;da Açılışta Komut Çalıştırmak</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Symbian İzlenimlerim</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/symbian-izlenimlerim</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/symbian-izlenimlerim#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 23:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[symbian]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>İzlenim dedim yanlış anlaşılmasın, ajandası var, mesaj kutusu şöyle şeklinde değil. Bu tip incelemeleri her yerde bulursunuz, bu sığlıkta açıklamaların da mantığını hiç anlamamışımdır. Ajandası var, OMG! Bu bir devrim. Hayır değil. Telefon alırken eğer önce megapikseline, bataryasına falan bakıyorsanız bu yazıyı anlamsız bulabilirsiniz. Ben öyle yapmıyorum, benim için telefonun işletim sistemi en önemli şeyidir. hızı, stabilliği, güvenliği, uygulama desteği, hack kapasitesi, kodlarının korumalı olup olmayışı, popülaritesi. En çok bunlar önemli. İki çift laf edeyim diye telefon almıyorum anlayacağınız.<br />
</em></p>
<p><br />
Eskisi gibi değil işler, mobil pazar büyüdükçe rekabet arttı. Bir yandan gümbür gümbür gelen Android, bir yandan Apple&#8217;ın MacOS çakması işletim sistemi, yılların WinMEsi, Symbian&#8217;ı, sektörde kendisine yer açmaya çalışan Linux da var artık. Böyle bir ortamda insan &#8220;imdaat!&#8221; diye bağıracak noktaya geliyor. Ben uzun süredir Nokia kullanıyorum, kaç telefon geçti elimden hepsi Nokia. Tasarımlarını, özelliklerini hep beğenmişimdir bu telefonların. Haliyle en çok ilişkim hep Symbian ile oldu.</p>
<p>Uzun süre yenilemeyip bir anda N96&#8242;ya geçince ne olduğumu şaşırdım haliyle <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Zaten alırken en çok istediğim şey, N-Gage ortamı, oyunları, uygulamaları, her şeyiyle bir güzelce kurcalayacaktım. Alalı bir ay falan oluyor, kurcaladım ettim, didik didik edilmedik yanını bırakmadım, ve evet, Symbian&#8217;a &#8220;laflar hazırladım&#8221;!</p>
<p>Neresinden başlasam bilemiyorum, öncelikle, Symbian stabil olmayan bir işletim sistemi. Şöyle izah edeyim: Yıllar yılı bir OS geliştirip içine güvenli modu koymayan adamlara ne denir? Diyelim ki yanlışlıkla kendini başlangıçta başlatan ve sorunlu bir uygulama, tema falan kurdunuz. Yandınız! Hahaha. Hiç kurtuluşunuz yok. Peki sizce ne olacak? Symbian telefonlarına hiç bir yönetimsel araç koymuyor! Telefona PCden ulaşma gibi bir şansınızda yok. Gitti o telefon. Tamam, tam olarak gitmedi, formatlarsanız ilk günkü haline dönecektir. İyi ama ey salak Symbian, bir kere adam gibi boot etsen kolayca silebileceğim bir uygulama için niye format atıyorum lan? Bir şey bozulmadı ki, altıüstü başlangıçta başlıyor meret. Safe Mode&#8217;un falan olsa düzeltirim hemen.</p>
<p>Bir kere bu yüzden formatladım telefonu, ne kadar sinirim bozulduğunu tahmin edersiniz. Bu olaydan tek kaçış yolu uygulamalarınızı MMC karta yüklemek, böylece kartı çıkardığınızda uygulamanın verilerine erişilemediğinden başlayamayacaktır. Eğer bir MMC kartınız yoksa kullanmayın Symbian. Evet öyle de acımasızlar.</p>
<p>Sanırım ilk sorunu anladınız. Symbian&#8217;ın hiç bir yönetim aracı yok. Dış uygulama yüklemeksizin süreçleri bile göremiyorsunuz. Dışarıdan alacağınız uygulamalarla da süreçlere erişim hakkınız olacak diye bir şey yok, Symbian&#8217;ın insafına kaldınız. Uygulamaları göremediğiniz için hangisinin ne kadar CPU, MEM tükettiğini bilemiyorsunuz. Belki de yeni yüklediğiniz yazılımın bir daemonu, tüm bataryanızı yedi! Ama siz bunu bilemezsiniz çünkü CPU durumunu göremiyorsunuz. Hiç bir yönetim aracı olmadığından, her sorunda kapınız formata çıkıyor. Evet açık ve net, 50 kere formatlayacaksınız o telefonu. Sistem dosyalarının üzerine çizik bile atamadığınız bir OS nasıl formata mahkum olur yahu?</p>
<p>Bu daemonlar, loglar falan derken sistem şiştikçe şişiyor tabii. Mesela Nokia, 16Gig Mass Memory, 100Meg onboard memory vererek salaklığın daniskasını yapmış, çünkü her uygulama sanki inatmışcasına o 100meglik kısımdan üç beş bir şeyler alıyor. Ya birader, hasta mısınız? 16G hafıza var uygulama kuramıyoruz be! Yine hiç bir yönetim şansınız olmadığından bu şişen dosyaları silemiyor, daemonları göremiyorsunuz.</p>
<p>Hatta birazdan açıklayacağım üzere,  dış uygulamalarla Symbian&#8217;ı adam etmenizi önlemek için bile neler neler düşünmüş herifler. Şimdi düşünelim, eğer hiç bir yönetim hakkımız yoksa, telefonumuzda aptalca bir hata varsa, düzeltilmesi için tek yapılması gereken basit bir işlemse fakat biz bunu yapamıyorsak, bunu kim yapabilir? Ta-daa! Servis! Servise veririz, onlar yapar, tüm verilerimizi de kurtarıp bize verir değil mi? Değil. Kendi adıma Nokia Care Pointlerde gördüğüm manzara felaket. 10 yıl öncenin &#8220;resetleyelim makinayı&#8221; bilgisayarcıları gibiler. O oldu reboot, bu oldu reboot. Aynı mantık, her şeye format atıyor bunlar. Yani servisin bu işletim sisteminin ömrünün bir haftadan fazla olması gerektiği konusunda hiç bir fikri yok ve önemsemiyorlar. Sizin de yönetim aracınız olmadığı için siz de el süremiyorsunuz ve her sorun yeni bir veri kaybı demek oluyor.</p>
<p>Gerek Symbian Signed, gerek diğer aparatlarla telefona erişiminiz kısıtlanmış. iPhone&#8217;dan esinlendiler herhalde. Telefona ne kurup ne kuramayacağınız Symbian&#8217;ın keyfine kalmış. İmzalı olmayan uygulamaları kuramıyorsunuz, bu imzayı veren yine Symbian. Yani bir korsan uygulamayı kuramazsınız. Daha da  güzeli, diyelim ki 3-4 kafadar bir araya  gelip Symbian&#8217;ı adam edecek über bir yönetim aracı geliştirdi, bunu kuramazsınız! Çünkü sistem dosyalarına yazma yetkisi ancak dev sertifikasına ait yazılımlarla yapılır, o sertifikada zor alınır. Yani adam edemezsiniz. Ha tabii bu olay yüzlerce kez kırıldı bile, ama böyle bir uyduruk sistemde bu tip bir kısıtlama ne biçim bir kendine güven oluyor acaba?</p>
<p>Tabii bütün bu korumalar  yüzünden telefonu dilediğiniz şekilde hackleyemiyorsunuz. Symbian&#8217;dan sıkıldım, bilmemneOS boot edecem diyemiyorsunuz. Symbian her taşın altından size &#8220;sopalarım seni&#8221; diye dikiliveriyor karşınıza.</p>
<p>Symbian zaten performans açısından başarısız, Nokia gibi üreticiler bunu tam bir felaket haline getirebiliyorlar. Anlamak için bir adet N96 bulun lütfen-örnekler arttırılabilir, bendeki bu- , v10 firmwarei ile 10 dakika dayanmaya çalışın o alete, imkansız. acı verir. v12 ile yapın sonra aynısını ve &#8220;oh lan dünya buymuş be&#8221; deyin. İşte böylesi performans kayıpları olabiliyor telefonlarda. Üstelik bu hantallık, siz üzerine bir şeyler ekledikçe artıyor, ya da telefona daha geniş hafızalar taktıkça telefon yavaşladıkça yavaşlıyor. Symbian zaten yavaşken bir de üstüne telefonun CPUsuna binen yükler gelince, menüde bile adamın anasını ağlatıyorlar. Yine elinizde hiç bir yönetim aracı olmadığından eliniz kolunuz bağlı bir biçimde mal mal GUIye bakmak zorunda kalıyorsunuz. Böyle düşüncesizlik hayret verici.</p>
<p>Belki de en çok canımı sıkan şey, Symbian&#8217;da uygulama koruma sistemi olmaması. Yani bir siz sınırların dışına tuvalet bile yaptıramazken, bir başka uygulama tak diye başka bir önemli verinin üzerine yazıyor ve Symbian için bu sorun değil! Bu yüzden bir bakıyorsunuz uygulamanın teki yüzünden açılıştakı Nokia simgesi uçmuş, bir başka zaman bakıyorsunuz müzik çalıcı bozulmuş! Ve hep aynı şey, format, format, formaaaat! Yeter ediyor insana. Uygulamaların hiç bir koruma sistemi olmayışı yüzünden her biri çakışabiliyor, sistemi bozabiliyor, kaldırsanız da gideremebiliyorsunuz. Bunun üzerine binlerce Symbian uygulamasını koyarsanız, her biri binlerce potansiyel format olan bir canavara dönüşüyor telefonunuz.</p>
<p>Sadece bunlar olsa iyi. Dosya sistemi resmen pamuk ipliğiyle tutturulmuş. Telefonu Mass Memory olarak bir PCye falan bağlayın mesela, tek bir veri transferinde oluşan sorun her şeyi bozabiliyor. Asla silemediğiniz gudik gudik null veriler oluşuyor ve bunlar işi dosya sistemini taramak olan her şeyi bozabiliyor. Saçmalığın böylesi. Üreticiler yine bu konuda size altın bir çözüm sunuyor elbette: format.</p>
<p>Bu kadar boktan bir stabilliğin üzerine, nasılsa harika çalışan bir uygulama yapmış adamlar, o da format. Firmware sorunları hariç düzinelerce kez farklı cihazlarda denedim ve her seferinde bütün sorunları çözdü. Yani bu kadar rezalet bir sistem üreten adamlar nasıl böyle bir format uygulaması yazmış anlamak güç. Belki dışarıdan geliştirici çağırmışlardır diyorum artık.</p>
<p>Bu saydığim Symbian Signed&#8217;i falan görünce sanarsınız ki Symbian güvenlik konusunda çok ciddi bir tutum sergiliyor. Hayır! Curse of Silence rezaletini-N96 da işe yaramıyor gerçi- duyanlar biliyordur ki, Symbian&#8217;ın böyle uyduruk çalışmalarla bile güvenliği delinebiliyor. Ya da çok uğraşmanıza gerek yok, arkadaşınız ortada yokken onun telefonuna bozuk bir tema atın ve default hale getirin. Formattan başka kaçışı olmayacaktır. Uygulamaların da kafasına göre takılışını düşünürsek, Symbian kesinlikle güvenlikten D+ dan yukarı not alabilecek bir OS değil.</p>
<p>Symbian bir yandan gelişimini sürdürüyor olsa yine bir nebze &#8220;daha iyi olacak&#8221; umudu beslersiniz belki ama durum o değil, babam zamanından kalma Symbianların hesap makinesi, ajanda uygulaması gibi uygulamaları halen şimdikilerle neredeyse aynı. Açılışta çalışan uygulamaları bypass edecek bir güvenli modu bile olmayan OStan ne beklersiniz zaten. Üstüne üstlük Symbian&#8217;ın yeni çıkan hiç bir sürümü öncekinin üzerine yazılamıyor, yani yeni Symbian, yeni telefon demek. Aynı yüzsüzlüğü diğer üreticilerde yaptığından dikkate almıyor olabilirsiniz ama ben bunu mantıklı bulmuyorum, iki cihazın donanımı neredeyse aynıyken yeni çıkan sistem sadece birinde varsa bu anlamsız  bir ticari taktik demektir. Olsa ki bir gün Symbian akıllanıp adam akıllı bir sürüm çıkartsa bile siz yeni telefon almadan göremeyeceksiniz.</p>
<p>İzlenim deyip böyle sert çıkınca taraflı olduğum sanılmasın, beni Symbian sevdalısı bir kullanıcı iken Symbian Hater haline getiren bu sistemin ta kendisi. Başıma bu kadar sorun açmasa muhtemelen bu yazdığım yazıda &#8220;En Güzel 10 Symbian Uygulaması&#8221; tanıtacaktım ama bunun yerine öncelikle bir güzel kafa göz dalmak istedim Symbian&#8217;a, hak ediyorlar. Son olarak biri şu format uygulamasının tuş kombinasyonunu değiştirsin, tamam yanlışlıkla format atılması gibi bir saçmalığı kimse kabullenemez ama iki elimle yarım saat uğraşarak format atmayı beceremiyorum lan! En sonunda komşudan yardım istedim de öyle hallettik. Elimde kalacaktı alet.</p>
<p>Daha sayılacak çok şeyi var aslında da saat geç oldu, öfkem geçiyor hafiften <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Kısacası, eğer telefonunuzu oyun alanına çevirecek bir adamsanız ve stabil olsun diyorsanız Symbian tercih etmeyin. Evet Symbian uygulama yelpazesi sayesinde çok geniş bir oyun alanı fakat kesinlikle stabil değil ve saç baş yoldurabiliyor insana, sadece yeterli sabıra sahipseniz Symbian kullanmalısınız. Bunun dışında, Symbian son derece güvensiz ve stabil değil. İçinde verilerinizi, mesajlarınızı taşımak isteyeceğiniz bir OS  değil kesinlikle. Bir sonraki kuracağınız uygulamaın saatlerce zamanınızı alacak bir formatla &amp; yeniden kur işkencesine dönmeyeceğinin hiç bir garantisi yok ve servisleri tam anlamıyla rezalet.  Diğer mobil işletim sistemlerini denemediğimden kıyasa  gidemiyorum, bildiğim kadarıyla WinME de benzer şekilde yönetim araçlarından yoksun, fakat iPhone MacOSumsu oluşu sayesinde biraz daha bu tip gelişmelere açık ve kıçınızı kurtarabileceğiniz bir OS. Ama içtenlikle söyleyeyim, bir Linux ya da türevi gelmeden bir bok olmaz bu mobil telefonlar. Çıldırttılar yemin ediyorum ki.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/symbian-oyunlarim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Symbian Oyunlarım">Symbian Oyunlarım</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/linux-dunyasindan/linuxta-kbluelock-la-guvenlik-sistemi-olusturmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Linux&#8217;ta KBluelock la Güvenlik Sistemi Oluşturmak">Linux&#8217;ta KBluelock la Güvenlik Sistemi Oluşturmak</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/nokia-n96-hakkinda-hersey" rel="bookmark" title="Permanent Link: Nokia N96 hakkında herşey">Nokia N96 hakkında herşey</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/blogum-2-yasinda" rel="bookmark" title="Permanent Link: Blogum 2 yaşında!">Blogum 2 yaşında!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi">Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/symbian-izlenimlerim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TUBITAK&#8217;ın Evrimi</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/tubitakin-evrimi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/tubitakin-evrimi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 19:54:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[<p>200.cü girdimi böylesine bir rezaletten bahsetmeye adamak istemezdim fakat, sansürcü zihniyetteki gerzeklikler bitmiyor sayın seyirciler, bakınız ne olmuş:</p>
<p>Darwin&#8217;in 200.cü doğumgünü adına, 42 yıldır yayın yapan Bilim ve Teknik dergisi Mart için 15 sayfalık içerik ve kapak hazırlamış. TUBITAK yönetimi dergiyi basım aşamasında iptal etmiş, kapağı değiştirmiş, 15 sayfalık içeriği çıkartmış, hatta bu zahmetin üstüne bir de 1 hafta gecikmeyi kabullenebilmişler. Evrim gibi önemli bir konu basım aşamasında çıkarılmış, bunun yerine Küresel İklim Değişikliği gibi zottirik bir konuyu ısıtıp ısıtıp yeniden servis etmişler.</p>
<p><br />
<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/6624/7516624.jpg" alt="" /><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/6625/7516625.jpg" alt="" /></p>
<p>İşte buna gülünür. Dergi 42 yıllık tarihinde ilk defa sansür edilmiş. Daha önce de Akıllı Tasarım ve dinlerin neden bilimsel olmadığını açıklamaya çalışmış ve değişik tepkiler almıştım fakat, sanırım ne demek istediğimi bu beyler güzelce açıklamış. Bir teoriyi çürütmenin en &#8220;güzel&#8221; yolunun onu sansürlemek olduğu kanısına varmışlar.</p>
<p>Tabii önemli ülkeler arasında-ortadoğu ve doğu bölgeler dahil edilmeksizin- yapılan istatistiklere göre Türkiye  dindarlıkta başı çeken bir ülke, doğal karşılarım böyle bir aptallığı. Fakat bu kadarıyla da kalmamış, kapağı hazırlayan Genel Yayın Yönetmeni Dr. Çiğdem Atakuman görevinden alınmış ve Sorumlu YİM seviyesine getirilmiş.</p>
<p>Hürriyet&#8217;in haberdeki son paragrafı ise bir harika:<br />
&#8220;Derginin Nisan sayısında Çiğdem Atakuman&#8217;ın isminin yer alıp almayacağı konusunda TÜBİTAK&#8217;ın hiçbir yetkilisi konuşmaya yanaşmadı. 2009 UNESCO tarafından tüm dünyada Darwin Yılı olarak ilan edilirken, Türkiye&#8217;nin en saygın bilim ve araştırma kurumu olarak bilinen TÜBİTAK&#8217;taki bu skandal akıllarda soru işaretleri bıraktı. Dini çevreler Evrim Teorisi&#8217;ne ve Darwin&#8217;in görüşlerine şiddetle karşı çıkıyor.&#8221;</p>
<p>Hah süper. Onu diyoruz abi biz de. Bu derginin adı &#8220;Sorularla Islâmiyet&#8221; değil ki, &#8220;Bilim ve Teknik&#8221;, bu kadar önemli bir yılda sen gidip küresel iklim değişikliği anlatırsan gülerler sana ancak.</p>
<p>Yazıyı yazarken bu yüzsüz herifler acaba  tutup da bir açıklama yazmaya tenezzül ederler mi diye araştırdım, etmemişler. Yalnız <a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=17&amp;soru_id=4816" class="broken_link" >şunu</a> gördüm:</p>
<p>Son derece alakasız bir yazı, şu kısmı ilginç:<br />
&#8220;Benzer şekilde, eğer ki beynimizde kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini kaybetmiş olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir yana, iddia evrimle de uyuşmuyor&#8221;</p>
<p>TUBITAK ne oluyor? Götün başın ayrı oynuyor abi. Sen hem evrimi çıkart içeriklerinden, hem destek olarak evrimi göster başka bir yazında. Ne lan bu?</p>
<p>TUBITAK konusunda, çok önceleri bazı paslaşmalar olmuştu, TUBITAK nedir nasıldır, nasıl olmalıdır konuları dönmüştü. Devlet TUBITAK&#8217;a müdahale mi ediyor denilmişti falan. AKP iktidarıyla birlikte TUBITAK revizyona gitmişti.  O zaman &#8220;TUBITAK&#8217;dan bir bok olmaz&#8221; demiştim, ne doğru demişim meğer. Türkiye&#8217;de  bilim icra etmeye kasanın sonu görevinden alınmak olur. Tarihe not düşülsün. &#8220;Bilim&#8221;i Afrika&#8217;da bir ülke zannetmekten vazgeçilmedikçe bu böyle.</p>
<p>Türkiye&#8217;de TUBITAK gibi bir &#8220;bilim&#8221; kuruluşu dahi Darwin&#8217;in 200.yılı hakkında açıklama basma lüksüne sahip değilken, İngiltere&#8217;de Darwin adına hatıra parası bastırılıyor, İngiltere Kilisesi özür mesajı yayınlıyor, Vatikan Evrim konferansı düzenliyor. Farklı farklı ülkelerde festivaller düzenleniyor. Bütün bunlar olurken, bize de bok yemek düşer şu vakitten sonra. TUBITAK yönetimi evrimi olmasa da benim gözümde şu dakika itibariyle geri-evrimi kanıtladı. Bilinçli bir canlının bu hızla &#8220;aptallaşmasına&#8221; ben başka isim bulamıyorum.</p>
<p>Umarım bir sonraki sayılarına Allah diye kükreyen aslanı kapak yaparlar. Ne bilimsellik.</p>
<p>Detay için: <a href="http://sansuresansur.blogspot.com/2009/03/ne-evrimi-melun.html">Sansüresansür &#8211; Ne evrimi mel&#8217;un!</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iyi-ki-dogdun-darwin" rel="bookmark" title="Permanent Link: İyi ki doğdun Darwin!">İyi ki doğdun Darwin!</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/tubitakin-evrimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Linux Ölüyor&#8221; Safsatası</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/linux-oluyor-safsatasi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/linux-oluyor-safsatasi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 02:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[antims]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[windows]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=462</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.crunchgear.com/wp-content/uploads/2009/01/linux-kill-bill.jpg" alt="" width="373" height="341" /><br />
<em>Yabancı bilişim medyasını takip ediyorsanız görmüşsünüzdür, &#8220;Windows 7 &#8211; The Linux Killer&#8221; yazan abartılı başlıklar falan. Gerçi medya abartmayı sever, bunu biliyoruz, her trafik kazasında bağırıp çağıran ebeveynler görmenizin sebebi budur. Ama bu artık gerçekten <strong>aptalca </strong>bir hal almaya başladı. Özellikle Digg&#8217;de gördüğüm en son &#8220;Windows 7 netbook pazarına bir ışık gibi doğacak..&#8221; hikayelerinden o kadar sıkıldım tarif edilemez.</em></p>
<p></p>
<p>Win7&#8242;yi inceleyen hemen herkes, ortak bir karara varmıştır ki Win7 yeni bir işletim sistemi değil arkadaşlar. Değil. Win7, bildiğimiz Vista&#8217;yı alıyoruz, arabirimle biraz oynuyoruz, adam gibi optimize edip, yeni IE ve DirectX-olmazsa olmaz, tam bir klasik-  ile giydiriyoruz ve Win7 oluyor. Yani bir &#8220;patch&#8221; olarak yayınlanabilecek bir şey Windows 7.</p>
<p>Her neyse, anlatmaya çalıştığım, Win7&#8242;nin ne kadar &#8220;ben bu filmi izlemiştim&#8221; hissiyatı verdiği değil. Linux&#8217;un gittikçe büyümeye devam ettiği gerçeği. Sanıyorum ki bu sıralar popüler olan görüş &#8220;Win7 geldi Linux gelişmiyor&#8221; düşüncesi. Ya siz gerçekten, ama <strong>gerçekten</strong>, Microsoft, ya da Apple, ya da bir başka ticari şirketin &#8220;yeni oyuncağı&#8221; yüzünden Linux geliştiricilerinin değişimden vazgeçeceğini, Linus&#8217;un Mac OS X kullanacağını, RMS&#8217;in özgür yazılımı bırakıp &#8220;Windows&#8217;daki ışığı göreceğini&#8221; sanıyor musunuz? Yapmayın lütfen.</p>
<p>Linux gelişiyor, gelişmeye de devam edecek. Arkasında her geçen gün artan hevesli bir kullanıcı tabanı var, gelişiminde söz sahibi olan yetenekli insanlardan bahsediyoruz. Windows&#8217;un &#8220;Linux&#8217;u öldüreceği, kendi hegemonyasını yeniden kuracağı&#8221; bana &#8220;Google tanrıdır&#8221; diyen Googleism&#8217;den daha mantıklı gelmiyor açıkçası. Uyduruk bilişim medyasının Apple, Microsoft, Para üçgeninden çıkmayan gaz verme haberleri ciddiye alınır şey değil-aynı medya Linux&#8217;u sizi bir &#8216;loser&#8217; olarak gösteren şeyler listesine bile eklemişti zamanında-, fakat birilerinin gerçekten de oturup bu haberlerin üzerine tartışmalar çevirmesi işin aptallık boyutunun ne kadar geliştiğini gösteriyor.</p>
<p>Yalan habercilik onursuzluktur.</p>
<p>Şuraya alalım sizi: <a href="http://www.crunchgear.com/2009/01/26/linux-keeps-dying/">CrunchGear &#8211; Linux keeps dying</a></p>
<p>P.S: Linus&#8217;un KDE4&#8242;ün berbat olduğunu düşünüp GNOME&#8217;a geçmesini garipsedim. Zamanında GNOME&#8217;a ağzına geleni söyleyen yine Linus değil miydi? Şaşırtıyorlar bazen.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/opengl-21-vs-directx" rel="bookmark" title="Permanent Link: OpenGL 2.1 vs DirectX 9 &#8211; 10">OpenGL 2.1 vs DirectX 9 &#8211; 10</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/ubuntuda-neler-oluyor-ubuntustats" rel="bookmark" title="Permanent Link: Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats">Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/linux-dunyasindan/linux-oyunculari-yasadi-et-quake-wars-demosu-cikti" rel="bookmark" title="Permanent Link: Linux oyuncuları yaşadı! : ET: Quake Wars demosu çıktı!">Linux oyuncuları yaşadı! : ET: Quake Wars demosu çıktı!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/linux-body-painting" rel="bookmark" title="Permanent Link: Linux Body Painting">Linux Body Painting</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/linux-dunyasindan/kim-demis-linuxta-oyun-olmaz-diye" rel="bookmark" title="Permanent Link: Kim demiş Linux&#8217;ta oyun olmaz diye?">Kim demiş Linux&#8217;ta oyun olmaz diye?</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/linux-oluyor-safsatasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstatistiklerle adam oluyoruz</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/istatistiklerle-adam-oluyoruz</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/istatistiklerle-adam-oluyoruz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 01:14:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>İstatistik kullanarak konu açıklamak, özellikle de &#8220;tek tek saydın mı&#8221; sorusuna muhattap olunabilecek konularda hoşuma gitmiyor. O yüzden benim yerime oturup sayan insanların istatistiklerini kullanmak, ya da &#8220;türkiye nin yüzde X i Y dir.&#8221; derken öncelikle cümleye &#8220;bence&#8221; diye başlamak gerekiyor. Hazır Internet&#8217;te bununla ilgili bir yazıya denk gelmişken, belki burada da paylaşmak en güzeli olur dedim.</em></p>
<p><em>Türkiye&#8217;de sekülerist devletin, laikliğin aslında esamesinin okunmadığının kanıtı için. Gerçi zorunlu din dersi kapsamında, kanıta ihtiyaç da duymuyoruz zaten <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Benimki biraz da <strong>olumlu görmeye çalışmak </strong>oluyor aslında.</em></p>
<p></p>
<p><strong>( Can Dündar’ın kaleminden.)</strong></p>
<blockquote><p>NTV’deki “Neden” programında “Aleviler ve Siyaset”i tartıştık. Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser’e sordum:<br />
“Neden her seçim öncesi ‘Sünniler ve Siyaset’ değil de ‘Aleviler ve Siyaset’ tartışılır?”<br />
Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu…Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.<br />
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:<br />
* * *<br />
Türkiye’de kaç okul var?<br />
67 bin…<br />
Kaç hastane var?<br />
1220…<br />
Kaç sağlık ocağı var:<br />
6 bin 300…<br />
Peki kaç cami var?<br />
85 bin…<br />
<strong>Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.</strong><br />
Peki kaç kilise var?<br />
270…<br />
Kaç cemevi var?<br />
100.<br />
* * *<br />
Türkiye’de kaç doktor var?<br />
77 bin…<br />
Peki kaç din görevlisi var?<br />
90 bin…<br />
Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.<br />
Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.<br />
* * *<br />
<strong>Türkiye’de kaç kütüphane var?<br />
1435…</strong><br />
Almanya’da kaç kütüphane var?<br />
11 bin…<br />
Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?<br />
13…<br />
<strong>Kaç kentte kuran kursu var?<br />
81…<br />
Bu kursların toplam sayısı kaç?<br />
3852…</strong><br />
* * *<br />
<strong>Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.<br />
Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?<br />
35 bin…</strong><br />
* * *<br />
İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?<br />
783 trilyon…<br />
Ulaştırma Bakanlığı’nın?<br />
678 trilyon…<br />
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?<br />
677 trilyon…<br />
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?<br />
632 trilyon…<br />
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?<br />
280 trilyon…<br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?<br />
249 trilyon…<br />
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?<br />
404 trilyon…<br />
<strong>Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?<br />
1.3 katrilyon…<br />
8 bakanlığın bütçesi kadar…<br />
22 üniversitenin toplam bütçesine denk…</strong><br />
* * *<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:<br />
1997′de 66 trilyon.<br />
1998′de 119…<br />
1999′da 180…<br />
2000′de 270…<br />
2001′de 302…<br />
2002′de 553…<br />
2003′te 771…<br />
2004′te 1 katrilyon…<br />
2005′te 1 katrilyon…<br />
2006′da 1,3 katrilyon…<br />
2007′de 2.7 katrilyon…<br />
* * *<br />
Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?</p></blockquote>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/will-it-blend-den-2-video-daha" rel="bookmark" title="Permanent Link: Blendırda iPod">Blendırda iPod</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/yine-yeni-yeniden-ahmet-cakar" rel="bookmark" title="Permanent Link: Yine.. Yeni.. Yeniden Ahmet Çakar :)">Yine.. Yeni.. Yeniden Ahmet Çakar <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/nvidia-18006-beta-surucusu" rel="bookmark" title="Permanent Link: NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü">NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/gnulinuxda-acilista-komut-calistirmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: GNU/Linux&#8217;da Açılışta Komut Çalıştırmak">GNU/Linux&#8217;da Açılışta Komut Çalıştırmak</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/kde42-masaustum" rel="bookmark" title="Permanent Link: KDE4.2 Masaüstüm">KDE4.2 Masaüstüm</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/istatistiklerle-adam-oluyoruz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
