Death feels like the butterfly

Death feels like the butterfly
can’t escape the scarred lie
Real relationships must die
Underneath a scarred lie

Aslında başka bir YouTube videosunun arkaplanında çalıyordu bu, ama duyduğum anda bulup çıkardım, ayrıca dinledim bunu. Tınısıyla, sözleriyle, aynı fikirde olacak mısınız bilmiyorum, ama çok nostaljik bir his verdi bana, keyfim yerindeyken ve o ana ve geleceğe kaptırmışken bile, geçmişe doğru çeken, insanı kayıpları, alternatifleri ve en nihayetinde herşeyin son bulmasına götüren, çok farklı anlamlar veren bir şarkı bu. Tabii dinlediğimiz tınıları anlamlı yapan onun kalitesinden çok, ona bizim verdiğimiz kalite, yüklediğimiz anlamı oluyor özel yapan, bu şarkı da sanırım benim için özel oldu bir şekilde, burada da bulunsun istedim.

Birkaç kez arka arkaya alındığı taktirde, sonrasında 10 dakikalık Nyan.cat seansı ve yetmediği taktirde bir doz Le Internet Medley ile alınması tavsiyedir.

22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları

Devlet baba 22 Ağustos itibariyle Internet hayatımızı iyice bir eline geçirip kafasına göre düzenlemek istiyor; artık DNS değiştirmek işe yaramayacak, yasaklamalar IP-tabanlı olacak ve aşmaya çalışanlar için yaptırımlar uygulanacak. Bu durumda biz ne yapıyoruz? Aşıyoruz tabii! Bize dayatılan hiçbir kısıtlamaya etkili bir tepki veremeyen zavallı bir ülke olduğumuza göre en azından bireysel önlemlerle günü kurtarabiliriz.

İşin sosyal kısmını bir yana bırakıp tekniğine bakarsak, mevcut ve gelebilecek kısıtlamalar şu şekillerde olabilir:

  • DNS yasaklama/yönlendirme: Bu zaten şimdiye kadar uygulanan modeldi ve nasıl aşacağınızı biliyorsunuz.
  • IP-tabanlı engelleme: Bu da yeni yöntem olacak, temel olarak mesela XX.XXX.XXX.XX şeklinde bir IP’yi sansürlediğinizde üzerindeki tüm alanadlarına erişimi kapatmış oluyorsunuz. OpenDNS tarzı alternatifler burada yemiyor.
  • URL-tabanlı keyword engelleme: Bu henüz uygulanmadı ama yakın gelecekte uygulanabilir, mesela “haydar” kelimesini (evet, haydar.) engelliyorsunuz, aranelsurion.org/iş-aş-haydar-baş bağlantısına erişimleri kapatabiliyorsunuz. Bu muhtemelen yine DNS üzerinden yapılır, ki onu aşabiliyoruz.
  • Paket-tabanlı keyword engelleme: Bu da bir üsttekinin sadece web erişimini değil, IRC, e-posta, FTP gibi her formatta desteklenebilir olanı. Belli keywordlere göre bir paketin ulaşımına engel olunuyor.

Bu yazının tamamını oku »

Animeler: Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, Lovely Complex ve Welcome to the NHK

Üç yeni animeden bahsedeceğim bu sefer; Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, yaşadığı evrenin bir tür tanrısı olan ancak bunu hiç farketmeyen, farketmediği gibi paranormal olaylara meraklı ve yaramaz bir kızın hikayesi, Lovely Complex ise animelerde aşk konusunu bitirmiş, aşmış diyebileceğim bir yapım, Welcome to the NHK ilk ikisi kadar hafif değil, biraz daha daraltıcı ve ciddi diyebileceğim bir anime, herhangi bir işte çalışmayan, okumayan, hatta evden dışarı bile çıkamayan bir “hikikomori” (nerd’ün küpünü alınız) hikayesi. Vakit kaybetmeden başlayalım isterseniz:


Bu yazının tamamını oku »

Nokia, Özgür Yazılım Dünyasından Ayrıldı


Nokia ve Microsoft’un sunduğu canlı webcast birkaç dakika önce bitti, sanıyorum ki FOSS’un, özellikle mobil Linux’ların yiyebileceği en ağır darbelerden biri oldu bu, Maemo ile birlikte ilk kez ana akım cihazlarda GNU/Linux görmeyi beklerken, Nokia tüm FOSS camiasından ayrıldığını açıklamış oldu.

Kısaca gelişmeler şöyle: Artık Nokia R&D (Araştırma/Geliştirme) bütçesini kısacak, Symbian’ın gelişimine tamamen son verilecek, Ovi mağazası Microsoft Marketplace’e entegre edilecek, MeeGo’ya yapılan yatırım %50 oranında kısılacak, Qt için bir açıklama gelmedi sanıyorum ama, ona da Nokia’nın destek vermek için bir amacı yok, çünkü Nokia Windows Phone kullanan yeni cihazlarında Qt kullanmayacak. MeeGo ilk defa bu kadar büyük bir güçle, mobil cihazların etrafını (netbook,IVI,smartphone,tablet..) saracakken Nokia’nın bu yaptığına küfür etmemek çok zor. Sonuçta Nokia, Dell gibi, HTC gibi sadece cihaz üreten uyduruk bir üreticilerden biri olacağı gibi, tüm geliştirme projelerinin fişini çekiyor ve FOSS desteğine son vererek baş düşmanlarından biri olan Microsoft ile anlaşıyor.

Bu yazının tamamını oku »

Animeler: Angel Beats, HotD, Chobits

Angel Beats

Bu yaz çok anime izleyecektim ben sözde, işin gerçeği 13 bölümlük Angel Beats’i yeni bitirdim, Highschool of the Dead ise geleceği pek belli olmayan bir bekleme sürecine girdi şuan, yeni bölüm çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Bir de Chobits bitirdim, ondan da ayrıca bahsetmek istiyorum. Ama bu ilk ikisini arka arkaya izleyince kafamda iyi Anime nedir, ya da ben neyi seviyorum, şekillendirmiş oldum. Bu arada animelerle ilgileniyorsanız MyAnimeList servisine mutlaka göz atmanız lazım, uğrarsanız bana anime tavsiye etmeyi unutmayın.

İkisinin hikayesine de bir özet geçersem, Angel Beats, yeni ölmüş gençlerin gittiği bir tür Araf diyebileceğim bir yerde, ölümü kabullenemeyip tanrıya ve meleğe savaş açmalarını konu alıyor. Böyle anlatınca çok ciddi bir mevzuymuş gibi gelebilir ama aslında Angel Beats oldukça komik, hızlı ve eğlenceli bir anime, 13 bölümün nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz bile. Konu aslında savaşı değil ölümün etrafında şekilleniyor. Highschool of the Dead, bildiğimiz Holywood tarzı zombi filmlerine benziyor, Dünya zombi kıyametini yaşıyor, bir grup öğrenci de bu karmaşadan çıkıp ailelerini bulmaya çalışıyorlar. Bu iki anime arasındaki her şey farklı aslında. HotD ağırlıklı olarak aksiyon, aksiyon, aksiyon, parçalanmış zombi cesetleri, fan service, daha fazla aksiyon, zombi cesetleri.. şeklinde giden bir anime, öyle ki tüm iyi çizime rağmen, karakter ve olay vasatlığından dolayı (bir zombi animesinde aklınıza gelebilecek her klişe var) zevk için bile ancak izlenebilecek bir yapım. Bunun tam aksine Angel Beats, aksiyon sahnelerine çok önem verilmeyen, ancak 13 bölüm için oldukça detaylı karakterlere ve olay örgüsüne, hikayede birden fazla sayıda twiste sahip ve bırakın fan service ağırlıklı olmayı, seride aşk adına görebileceğiniz en ufak detaylar bile hikayenin “bir kısmı” aslında. Yüzeysel bir tarifle HotD tek gecelik ilişkiyse Angel Beats yıllar süren dostluktur diyebilirim. (Konularına da uymuyor değil)

Bu yazının tamamını oku »