﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aranel Surion&#039;un Blogu &#187; Bilişim</title>
	<atom:link href="http://www.aranelsurion.org/etiket/bilisim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aranelsurion.org</link>
	<description>Bilişim dünyasını kucaklayan blog.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 23:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>don&#8217;t take it personally, babe, it just ain&#8217;t your story</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 23:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1226</guid>
		<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1231" title="screenshot1" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/screenshot1.jpg" alt="" width="810" height="507" /></p>
<p><em>Daha önce yine bir Christine Love oyunu olan Digital: A Love Story &#8216;den <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story">bahsetmiştim</a> blogumda, onu oynamadıysanız neler kaçırdığınızı anlatmaya kelimeler yetmez. Christine Love kimdir, nasıl oyunlar yapar ondan bahsedeyim. Bu tarz oyunların adı Visual Novel (Görsel Roman), yani spesifik bir olay akışı, bir mesaj ve verilmek istenen bütün bir efekt var, amacınız en yüksek skoru yapmak gibi birşey değil, hatta bu oyunların kontrolü çoğunlukla sizde bile değil.</em></p>
<p>Don&#8217;t take it personally babe (kısaltarak yazacağım), 2027&#8242;de yeni atanmış, pek de başarılı bir hayatı olmayan, orta yaş krizi etkisinde kariyer değişikliği ve başarısız 2 evliliğin sonucu bir öğretmensiniz, 2027&#8242;nin gençleri de, okul mantığı da biraz daha farklı tabii. Öğrencilerin size karşı ve birbirlerine karşı tavrı çok daha, nasıl desem, serbest. Sosyal medya ve mimlerle yaşıyorlar, referanslar ve kısaltmalarla konuşmayı seviyorlar, çok da anlamayacağınız, biraz yabancı hissettirecek bir toplumdasınız, yeni kafalar ve yeni tipler var. Lezbiyen ve gay ilişkilerini rahatlıkla sürdüren öğrencileriniz (Love&#8217;un kendisi de lezbiyen ya da bu konularda &#8220;rahat&#8221; bir insandı yanılmıyorsam) var mesela, herşey bugünü andırıyor ama tam olarak oraya oturmadığınızı, karşınızdaki sınıfın sizinle aynı çağda yaşamadığını da hissediyorsunuz. Peki oyunda bir karakterseniz, karakterlerin birbirleriyle ilişkisini ve bu yeni doğan toplumu nasıl anlayacaksınız? İşte burada devreye, hikayeye  tamamen yeni bir boyut kazandıran bir kavram giriyor: sosyal medya.</p>
<p>Tüm öğrencileriniz AmieConnect adında Facebook türevi bir ağda takılıyorlar, bu ağ sadece okul öğrencileri için ve onlar kullanıyor, hem de sürekli. Günümüzün elinden iPhone&#8217;u düşmeyen gençleri, burada artık sınıflarda bile sürekli iş başındalar. Bilmedikleri şeyse, sizin onların durum mesajlarını, profillerini ve özel mesajlaşmalarını okuyor olduğunuz. Sınıfa ilk girdiğinizde &#8220;Yeni gelen hoca taş gibi!&#8221; minvalinde bir durum mesajını gördüğünüzde şaşırmayın diye söylüyorum, hikayenin her anında öğrencilerinizin AmieConnect&#8217;lerini izleyebiliyorsunuz, birbirleriyle olan dramalarını, aşklarını, kavgalarını görüyorsunuz, bir yandan da hikaye devam ediyor ve bunların hikayedeki size yansımasını görüyorsunuz. Çok orijinal bir hikaye anlatımı değil mi? Aynı zamanda orijinal bir &#8220;sapık&#8221; oluyorsunuz bu hikayede. Dahası, hikayenin belli yerlerinde karar vermeniz gereken dönemeçlere geliyorsunuz, bunlar hakkında konuşarak hikayeyi batırmak istemiyorum ama büyük kararlar vereceğinizi ve bazı karşılıklar alacağınızı bilmelisiniz, hikaye de sizin bu kararlarınıza göre şekilleniyor. Her bir karakterin kendine göre bir tarzı, tercihleri ve hikayesi var, Kendall gerçek bir baş belası/serseriyken, Taylor kaybettiği erkek arkadaşını yeniden kazanmak için her yolu denemeye hazır. Don&#8217;t take it personally babe &#8216;de merkezi bir ahlak kriteri, &#8220;doğru yol&#8221;  bulamayabilirsiniz, belki de hikaye, paralel bir evrende &#8220;almak istediğiniz ama alamadığınız kararları&#8221; aldırmak istiyordur, kim bilir?</p>
<p>Aynı Digital&#8217;de yaptığım gibi, çok anlatarak hikayeyi mahvetmek istemediğim için kısa kesiyorum yine. Don&#8217;t take it personally babe, bir Digital değil, ne format ne hissiyat olarak. Çok daha farklı bir dünyayı, olasılığı yaşıyor, o dünyada bir karakter olarak aldığınız kararların sonuçlarını yaşıyor ve her karakterin hayatını resmen röntgenliyorsunuz.  Her anlamda orijinal, farklı ve yaratıcı bir deneyim bu, günümüz kriterleriyle biraz da &#8220;hastalıklı&#8221; belki de, ancak kesinlikle farklı. Hikayenin size pek çok konuda pek çok mesaj vermeye çalıştığını, gizliliği, geleceği, resmiyeti, arzuları, iyi ya da kötü olacağı belli belirsiz bir toplum modelini anlatıyor size. Oynarken unutmayın, <em>bu sizin hikayeniz değil.</em></p>
<p>Oyun, Windows, MacOSX ve GNU/Linux platformları için ücretsiz <a href="http://www.scoutshonour.com/donttakeitpersonallybabeitjustaintyourstory/">dağıtılıyor.</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: Digital: A Love Story">Digital: A Love Story</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/dont-take-it-personally-babe-it-just-aint-your-story/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Gag Quartet &#8211; Le Internet Medley</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/the-gag-quartet-le-internet-medley</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/the-gag-quartet-le-internet-medley#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 22:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bir arkadaşım paylaşmıştı bunu, bayıldım, Internet mimlerinin pek çoğunu (ve tabii ki NYAN CAT&#8217;i!) bir arada görebileceğiniz nadide bir yapım, sanat eseri:</p>
<div align="center"><iframe width="640" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/mghhLqu31cQ" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>IMMA FIRIN&#8217; MAH LAZOOR!</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2012/kisisel-bolge/death-feels-like-the-butterfly" rel="bookmark" title="Permanent Link: Death feels like the butterfly">Death feels like the butterfly</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/kisisel-bolge/kuzum-siz-aptal-misiniz" rel="bookmark" title="Permanent Link: Kuzum siz Aptal mısınız ?">Kuzum siz Aptal mısınız ?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/kisisel-bolge/yasadiginiz-yeri-zombiler-basarsa-ne-yaparsiniz" rel="bookmark" title="Permanent Link: Yaşadığınız Yeri Zombiler Basarsa Ne Yaparsınız?">Yaşadığınız Yeri Zombiler Basarsa Ne Yaparsınız?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/makaleler/datron-rta1320-plug-baglanti-sorunu-icin-fix" rel="bookmark" title="Permanent Link: Datron RTA1320 &#8211; Plug Bağlantı Sorunu için Fix">Datron RTA1320 &#8211; Plug Bağlantı Sorunu için Fix</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/googlea-kapatma-davasi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Google&#8217;a Kapatma Davası">Google&#8217;a Kapatma Davası</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/the-gag-quartet-le-internet-medley/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ubuntu üzerinde BIND9 DNS Kurulumu</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/ubuntu-uzerinde-bind9-dns-kurulumu</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/ubuntu-uzerinde-bind9-dns-kurulumu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2011 18:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[ubuntu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1203</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>MeeGo Türkiye&#8217;yi yeni VPS sunucusuna taşırken DNS ayarlamalarını yapmayı da öğrenmiş oldum, şimdiye kadar pek de uğraşmadığım bu konuda ortaya hızlı bir şeyler çıkartmak zamanımı aldı, bu yüzden sizin de zamanınız benzer şekilde boşa gitmesin diye BIND9 DNS kurulumu ve basit ayarlamalarını anlatmak istedim. Bu yazı BIND9 üzerine gelişmiş bir anlatım değil, basitçe onun nasıl işinizi görmenizi sağlayacağı üzerinedir.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Ben kurulumu Ubuntu 10.10 sunucu üzerinde yaptım, diğer Ubuntu sürümleri ve GNU/Linux dağıtımları da muhtemelen benzer mantıkla çalışıyor olacaklardır.</p>
<ul>
<li><strong>sudo apt-get install dnstools bind9</strong> komutuyla paket deposundan BIND9 ve ihtiyaç duyabileceğimiz DNS araçlarını ediniyoruz.</li>
<li>Alan adı servisi aldığımız sitenin paneline giriyoruz, bu panelde mutlaka nameserver oluşturmakla ilgili bir bölüm vardır. Bizim durumumuzda bu <strong>ns1.benimsitem.com</strong> ve <strong>ns2.benimsitem.com</strong> şeklinde olabilir, IP adreslerini sunucunuzun IP adresi -veya daha profesyonel bir yaklaşım için, DNS için ayırdığınız ayrı bir makinenin IP adresi- olarak ayarlıyoruz.</li>
<li>BIND9 kurulduğuna göre, şimdi ayarlamaları yapabiliriz. <strong>/etc/bind/named.conf.local </strong>dosyasını istediğimiz bir metin düzenleyici ile açıyoruz, ben nano kullandım.</li>
</ul>
<p>Örnek ayarlama şu şekilde olabilir:</p>
<blockquote><p>//<br />
// Do any local configuration here<br />
//</p>
<p>// Consider adding the 1918 zones here, if they are not used in your<br />
// organization<br />
//include &#8220;/etc/bind/zones.rfc1918&#8243;;</p>
<p>zone &#8220;benimsitem.com&#8221; {<br />
type master;<br />
file &#8220;/etc/bind/db.benimsitem.com&#8221;;<br />
};</p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
<ul>
<li>Buradaki benimsitem.com kısımlarını kendi sitenize göre ayarlıyorsunuz.</li>
<li>Şimdi <strong>/etc/bind/db.benimsitem.com </strong>adında bir dosya oluşturuyoruz, örnek ayarlama:</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>$TTL    604800<br />
@       IN      SOA     ns1.benimsitem.com. root.benimsitem.com (<br />
2011082001 ; Serial<br />
604800 ; Refresh<br />
86400 ; Retry<br />
2419200 ; Expire<br />
604800); Negative Cache TTL<br />
;<br />
@       IN      NS      ns1<br />
IN      NS      ns2<br />
IN      MX      10 ASPMX.L.GOOGLE.COM.<br />
IN      MX      20 ALT1.ASPMX.L.GOOGLE.COM.<br />
IN      MX      20 ALT2.ASPMX.L.GOOGLE.COM.<br />
IN      MX      30 ASPMX2.GOOGLEMAIL.COM.<br />
IN      MX      30 ASPMX3.GOOGLEMAIL.COM.<br />
IN      MX      30 ASPMX4.GOOGLEMAIL.COM.<br />
IN      MX      30 ASPMX5.GOOGLEMAIL.COM.<br />
IN      A       123.456.789<br />
ns1     IN      A       123.456.789<br />
ns2     IN      A       123.456.789<br />
www     IN      A       123.456.789<br />
ftp     IN      A       123.456.789<br />
mail    IN      CNAME   ghs.google.com.</p></blockquote>
<p>Şimdi buradaki ayarlamaya göre ns1 ve ns2 adında iki nameserverimiz olacak, root.benimsitem.com yazan kısım aslında DNS tarafından root@benimsitem.com gibi bir e-posta adresi olarak algılanıyor, siz bunu kendi isteğinize göre info.benimsitem.com gibi yapabilirsiniz. Bu ayarlamada GMail için e-posta ayarlarını örnek verdim, sizin kendiniz için bunu düzenlemeniz gerekiyor (MX ile başlayan kayıtlar), www, ftp ve A kaydını da kendi sunucunuzun IP adresine göre vermelisiniz. Unutmamanız gereken en önemli ayrıntı, Serial kısmını bu dosyayı her değiştirdiğinizde güncellemeniz gerekmesi. Mesela son değişikliği 2011082001 diye yaptıysanız bir sonrakinin sonunu 02 ile bitirebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi<strong> sudo /etc/init.d/bind9 restart </strong>komutuyla BIND9&#8242;ı yeniden başlatıyoruz, artık çalışıyor olmalı. Unutmadan, bilmeniz gereken şey DNS için bir de Reverse-Zone kaydı girmeniz gerekebileceğidir.</p>
<p>PS: Biraz aceleye gelmiş oldu, hata/eksikler için yorum bırakabilirsiniz. <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&nbsp;</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/linux-dunyasindan/ubuntu-710a-sadece-14-gun-kaldi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Ubuntu 7.10&#8242;a Sadece 14 Gün Kaldı">Ubuntu 7.10&#8242;a Sadece 14 Gün Kaldı</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/sudo-aylik-ubuntu-e-dergisi" rel="bookmark" title="Permanent Link: SUDO: Aylık Ubuntu E-Dergisi">SUDO: Aylık Ubuntu E-Dergisi</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/ubuntuda-neler-oluyor-ubuntustats" rel="bookmark" title="Permanent Link: Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats">Ubuntu&#8217;da neler oluyor: UbuntuStats</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/linux-dunyasindan/hata-1" rel="bookmark" title="Permanent Link: Hata #1 :)">Hata #1 <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/son-3-gun" rel="bookmark" title="Permanent Link: Son 3 Gün..">Son 3 Gün..</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/ubuntu-uzerinde-bind9-dns-kurulumu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VPN Kullanımı: OpenVPN ile Anonimlik, Sansürü Aşma ve Kriptolama</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/vpn-kullanimi-openvpn-ile-anonimlik-sansuru-asma-ve-kriptolama</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/vpn-kullanimi-openvpn-ile-anonimlik-sansuru-asma-ve-kriptolama#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 10:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1186</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>Geçenlerde <a href="http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari">22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları</a> ile ilgili bir şeyler karalamıştım. Orada genel hatlarıyla sansürün nerelerden vurabileceği ve alternatifler üzerine yazmıştım ama fazla teknik detay yoktu. Bu sefer biraz daha işin mutfağına gireceğiz ve OpenVPN kullanımını anlatacağım.</em></p>
<p>VPN kullanacaksak önce ne istediğimizi bilmemiz gerekiyor; iki seçeneğimiz var, PPTP ve OpenVPN. Ben başlıktan da anlaşılacağı üzere OpenVPN anlatacağım, ikisi arasındaki fark nedir derseniz: OpenVPN, PPTP&#8217;den çok daha güvenli ve stabil bir servis, ancak çalışmak için ekstra yazılıma ihtiyaç duyuyor ve dolayısıyla bu yazılımı desteklemeyen cihazlarda (bazı gudik mobil cihazlarda) çalışmıyor, diğer yandan PPTP çalışmak için ekstra bir istemciye ihtiyaç duymadığı için bu cihazlarda da kullanılabiliyor. Masaüstü veya akıllı cihazlar (N900 mesela) için düşünüyorsanız bunun bir önemi yok tabii. Ben VPN&#8217;i bilgisayarım, netbookum ve Nokia N900 üzerinde kullandığım ve hepsi OpenVPN desteklediği için tercihimi bu yönde kullandım.</p>
<p></p>
<p>OpenVPN konusunu hallettiğimize göre, şimdi sırada bir servis sağlayıcı bulmak var. <a href="http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari">Bahsettiğim yazımda</a> zaten VPN&#8217;in mantığını anlatmıştım; özetle, VPN kullandığımızda bizimle ulaşmak istediğimiz Internet sunucuları arasında bir aracı devreye giriyor, biz bu aracıya kriptolu bir bağlantı yoluyla ulaşıyoruz, aracı bizim gönderdiğimiz veriyi sunucuya iletiyor, sunucudan aldığı cevabı kriptolayıp tekrar bize ulaştırıyor. Böylece sunucu ile aramızdaki erişim dışarıdan takip edilmemiş oluyor, ayrıca aracımız sansürden etkilenmediği için bize &#8220;yassahsız&#8221; bir Internet sağlıyor, sunucu bizi takip etmek istese bile aracıyı görüyor. Buraya kadar güzel, demek ki bir aracıya ihtiyacımız var, yani bize bu servisi sağlayacak birileri gerekiyor.</p>
<p>Servis sağlayıcınızı seçerken dikkat etmeniz gereken birkaç şey var. Öncelikle sağlayıcınızın Türkiye dışında olması tercih sebebi, sunucuları Türkiye lokasyonlu ise sansürden etkileniyor olabilir ve güvenli olmayacaktır.  İkinci önemli nokta sağlayıcınızın belli bir politikası olması, bazı sağlayıcıların kayıt tutmama politikası vardır, bu sayede size ait kişisel bilgiler ve veri trafiğiniz kayıt edilmez, edilmediği için paylaşılamaz ve yarın karşınıza problem olarak çıkmaz. Unutmayın ki VPN kullanırken servis sağlayıcınıza güvenmiş oluyorsunuz, veri trafiğinizi kayıt veya takip etmemeleri, sizi üçüncü kişiler karşısında satışa getirmemeleri çok önemli. Üçüncü önemli nokta kotalar ve performans. Bazı sağlayıcılar servise haftalık/aylık limitler koyar, bazıları ise limitsizdir, ancak her limitsiz olarak geçen sağlayıcı gerçekte limitsiz olmayabilir, belli bir kullanımdan sonra isyan bayrağını çekebilirler. Gerçi TTNET&#8217;in sunduğu kaplumbağa hızında Internet servisleriyle siz muhtemelen sağlayıcının gözüne batmazsınız. Limit konusunda, eğer VPN&#8217;i sadece bazı dökümanlara, e-postanıza vs. ulaşmak için kullanacaksanız limitli bir sağlayıcıda sakınca yok, diğer yandan XHamster&#8217;e girmek için -ehe- istiyorsanız limitin yüksek/limitsiz olması tercih sebebi olabilir. VPN sağlayıcınızın performansı da önemli, bunu maalesef almadan bilemeyeceksiniz ama, sağlayıcının bağlantısı, sunucusunun size olan uzaklığı gibi etmenler bağlantınızı etkileyecektir.</p>
<p>Bunlara dikkat ederek bir sağlayıcı seçmiş olmalıyız. (<a href="http://www.anonine.com">Anonine.com</a> adresine bir göz atabilirsiniz, yeterince iyi servis veriyorlar gibi görünüyor) Herşey hazırsa, sağlayıcıdan sağlayıcıya değişmekle birlikte size muhtemelen bir .ovpn dosyası, .ca.crt dosyası ve kullanıcı adı/parola vereceklerdir. Ben bağlantıyı kendi sağlayıcıma göre anlatacağım, sizinkinde seçenekler/sunucular farklı olabilir ancak mantık değişmeyeceği için yine aynı yollardan gidersiniz. Her işletim sisteminin yöntemi kendine göre:</p>
<p><strong>Windows 7 üzerinde:</strong></p>
<p>Windows 7&#8242;in varsayılan VPN uygulaması OpenVPN için işe yaramayacaktır<strong>, </strong>yapmamız gerekenler şu şekilde:</p>
<ul>
<li>Öncelikle OpenVPN istemcisini <a href="http://www.openvpn.net/index.php/open-source/downloads.html">indiriyoruz.</a></li>
<li>İstemciyi kuruyoruz. (:</li>
<li>.ovpn ve .ca.crt dosyalarımızı C:/Program Files/OpenVPN/config (config yoksa siz oluşturun) klasörü altına atıyoruz.</li>
<li>OpenVPN istemcisini yönetici haklarıyla açıyoruz. (Her seferinde &#8220;yönetici olarak aç&#8221; yapmak istemiyorsak sağ tıklayıp Özellikler menüsünden bunu ayarlayabiliriz)</li>
<li>Altta OpenVPN simgesi çıkmış ve kırmızı bilgisayarlar gösteriyor olmalı.</li>
<li>Bu simgeye sağ tıkladık ve Connect seçeneğini seçtik.</li>
<li>Şimdi kullanıcı adımızı ve parolamızı gelecek ekrana giriyoruz.</li>
<li>Önümüzdeki ekrandan bazı yazılar inecek, daha alttaki simge yeşil bilgisayarlara dönüşmüş olmalı.</li>
<li>Artık herşey hazır! Emin olmak için whatismyip.com benzeri bir servisten IP&#8217;mizi kontrol ediyoruz.</li>
<li>IP&#8217;miz de değişmiş ise, hepsi bu kadar. VPN ve XHamster ile iyi eğlenceler <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Not: VPN çalışıyor ama yine de erişim sorunları yaşıyorsanız sorun DNS&#8217;inizde olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>GNU/Linux üzerinde:</strong><br />
Terminal yöntemi:<strong><br />
</strong></p>
<ul>
<li>&#8220;apt-get install openvpn&#8221; komutuyla OpenVPN&#8217;i kuruyoruz.</li>
<li>.ovpn ve .ca.crt dosyalarımızı /home/kullanıcıadımız/ klasörüne kopyalıyoruz.</li>
<li>&#8220;sudo openvpn &#8211;client &#8211;config $HOME/OVPNDOSYAMIZINADI.ovpn &#8211;ca $HOME/CACRTDOSYAMIZINADI.ca.crt&#8221; komutuyla bağlantıyı kuruyoruz</li>
<li>Kullanıcı adımız ve parolamız sorulacak, bunları giriyoruz</li>
<li>Bu kadar, şimdi whatismyip.com benzeri bir servisten IP&#8217;mizi kontrol ediyoruz.</li>
<li>Gidip biraz ThePirateBay falan takılıyoruz <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>GUI Yöntemi:<strong> </strong></p>
<ul>
<li>network-manager-openvpn paketini kuruyoruz, KDE için bir de network-manager-openvpn-kde paketi kuruyoruz.</li>
<li>GNOME ağ yöneticisinin İçeri Aktar fonksiyonuyla .ovpn dosyamızı gösteriyoruz. TLS Sertifikası&#8217;nı Parola seçip bilgilerimizi giriyoruz.</li>
<li>KDE ağ yöneticisinde İçeri Aktar fonksiyonu yok, mecbur elle gireceğiz bilgileri,Bağlantı Tipi: Parola, seçip CA dosyası, Kullanıcı adı/Parola bilgilerini giriyoruz, gerekiyorsa LZO ve TAP da seçiyoruz.</li>
<li>Ayarları kaydediyoruz ve OpenVPN&#8217;imiz hazır olmuş olmalı.</li>
</ul>
<p>Yöntemi anlattım ama bende biraz sorunluydu bu, sizde de sıkıntılar olursa Google&#8217;a başvurmanız gerekecek.</p>
<p><strong>N900/Maemo 5 üzerinde:</strong></p>
<ul>
<li>Depodan openvpn ve openvpn-applet paketlerini kuruyoruz.</li>
<li>Şimdi bilgi ekranına OpenVPN kutusu gelmiş olmalı, o kutuya dokunuyoruz.</li>
<li>Manage Connections&#8217;u seçiyoruz.</li>
<li>New diyoruz, gelen ekranda bize sorulan dosya/bilgileri gösteriyoruz.</li>
<li>Tamamlanmış olmalı, şimdi Connect to &#8230; yazan butonu kullanarak bağlantıyı kurabiliriz.</li>
<li>Yukarıda OpenVPN simgesi çıkmış olmalı, şimdi whatismyip.com &#8216;dan kontrol edebiliriz.</li>
<li>IP&#8217;miz de değiştiyse herşey tamamdır <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari" rel="bookmark" title="Permanent Link: 22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları">22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/sansure-hayir-mi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sansüre hayır (mı?)">Sansüre hayır (mı?)</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/kisisel-bolge/kuzum-siz-aptal-misiniz" rel="bookmark" title="Permanent Link: Kuzum siz Aptal mısınız ?">Kuzum siz Aptal mısınız ?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sansurlu-internetin-gelecegi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sansürlü Internet&#8217;in Geleceği">Sansürlü Internet&#8217;in Geleceği</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/geforce-9600gt-artik-linux-destekli" rel="bookmark" title="Permanent Link: GeForce 9600GT artık Linux destekli!">GeForce 9600GT artık Linux destekli!</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/vpn-kullanimi-openvpn-ile-anonimlik-sansuru-asma-ve-kriptolama/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 23:11:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[antiotorite]]></category>
		<category><![CDATA[btgezegen]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1166</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1177" title="censorship-it-fing-sucks-censorship-censor-censored-sad-alli-demotivational-poster-1252013232" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/censorship-it-fing-sucks-censorship-censor-censored-sad-alli-demotivational-poster-1252013232.jpg" alt="" width="336" height="294" /></p>
<p>Devlet baba 22 Ağustos itibariyle Internet hayatımızı iyice bir eline geçirip kafasına göre düzenlemek istiyor; artık DNS değiştirmek işe yaramayacak, yasaklamalar IP-tabanlı olacak ve aşmaya çalışanlar için yaptırımlar uygulanacak. Bu durumda biz ne yapıyoruz? Aşıyoruz tabii! Bize dayatılan hiçbir kısıtlamaya etkili bir tepki veremeyen zavallı bir ülke olduğumuza göre en azından bireysel önlemlerle günü kurtarabiliriz.</p>
<p>İşin sosyal kısmını bir yana bırakıp tekniğine bakarsak, mevcut ve gelebilecek kısıtlamalar şu şekillerde olabilir:</p>
<ul>
<li><strong>DNS yasaklama/yönlendirme</strong>: Bu zaten şimdiye kadar uygulanan modeldi ve nasıl aşacağınızı biliyorsunuz.</li>
<li><strong>IP-tabanlı engelleme:</strong> Bu da yeni yöntem olacak, temel olarak mesela XX.XXX.XXX.XX şeklinde bir IP&#8217;yi sansürlediğinizde üzerindeki tüm alanadlarına erişimi kapatmış oluyorsunuz. OpenDNS tarzı alternatifler burada yemiyor.</li>
<li><strong>URL-tabanlı keyword engelleme:</strong> Bu henüz uygulanmadı ama yakın gelecekte uygulanabilir, mesela &#8220;haydar&#8221; kelimesini (evet, haydar.) engelliyorsunuz, aranelsurion.org/iş-aş-haydar-baş bağlantısına erişimleri kapatabiliyorsunuz. Bu muhtemelen yine DNS üzerinden yapılır, ki onu aşabiliyoruz.</li>
<li><strong>Paket-tabanlı keyword engelleme:</strong> Bu da bir üsttekinin sadece web erişimini değil, IRC, e-posta, FTP gibi her formatta desteklenebilir olanı. Belli keywordlere göre bir paketin ulaşımına engel olunuyor.</li>
</ul>
<p></p>
<p>Bunlardan ilk ikisi bizde uygulanan/uygulanacak model, diğer ikisi Çin&#8217;de uygulanıyor şuan, ancak burada da uygulanmaması için bir sebep yok, hatta bu keywordlerin oluşturulduğu bir liste hosting firmalarına gönderiliyor bile. Bunu aşmak için yurtdışı lokasyonlu bir sunucunun sizin adınıza istek yapıp, dönen veriyi size şifreli şekilde ulaştırması gerekiyor,  bu durumda etkin olarak kullanabileceğiniz birkaç ücretsiz yöntem var:</p>
<ul>
<li>Halka açık Proxy servisleri ve Anonymouse/ZTunnel gibi HTTP tabanlı Proxy servisleri. Bunlar genellikle ücretsizdir, ancak HTTP proxyler ile sadece websitelerine erişiminiz, o da yarım yamalak sağlanabilir ve iletişim şifreli olmadığı için piyango size vurursa yaptırım uygulanması ihtimali mevcut.</li>
<li>Tor kullanabilirsiniz, ancak Tor ağları belli merkezlerden veri alır, bu da demek oluyor ki Tor servisi de engellenebilir, ayrıca Tor kullandığınız kolayca tespit edilebilir.</li>
<li>OpenVPN kullanan HotSpot Shield ve türevlerini kullanabilirsiniz, HTTPS şifreleme yapılıyor. Ancak HotSpot Shield özelinde konuşursak Internet hızınızın oldukça etkileneceğini kabullenmelisiniz, ayrıca bu tür servislerin de ileride engellenmeleri mümkün.</li>
</ul>
<p>Halka açık servislerden çok fazla hayır gelmeyeceği bir gerçek, çünkü hem kitleler tarafından kullanıldıklarından daha fazla dikkat çekiyorlar, hem ağır çalışıyorlar, hem de bir şekilde engellenmeleri düşündüğünüz kadar zor olmuyor. Bu durumda kendi yurtdışı sunucunuza sahip olmak mantıklı bir alternatif yol. Bunun için elbette belli bir ücret ödemeniz gerekiyor. Dreamhost hesabınız veya başka bir SSH üzerinden bağlantınız olan sunucunuz varsa SSH üzerinden SOCKS5 çalıştırabilirsiniz, SSH üzerinden çalıştığı için şifreli, paylaşımlı bir sunucu bile olsa halka açık bir sunucuya göre çok daha az yük çekeceği için hızlı ve stabil olacaktır ve sansür otoriteleri geniş kitleleri etkileyecek sunucuları imha etmeye uğraşıyor oldukları için sizin bir kenarda tek başınıza takıldığınız bu sunucu göze batmayacaktır. Nasıl yapabileceğinizin detayları şurada: <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/tor-torbuttonfoxyproxy-ve-dreamhost-socks5-proxy#more-890">Tor, TorButton/FoxyProxy ve Dreamhost SOCKS5 Proxy</a>. Bunun dezavantajlı yönü, IP adresiniz paylaşımlı olacak, dolayısıyla aynı sunucuda başka biri daha bunu kullanıyorsa aynı IP&#8217;yi alacaksınız.</p>
<p>Elinizde bir yurtdışı sunucu yoksa, VPN ve PPTP kullanabilirsiniz. Bu durumda yine şifreli bir tünel kullanıyor olacaksınız, VPN sizin için yurtdışında özel bir ağ görevi görecek ve sizin vekiliniz olarak Internet&#8217;de dolaşıp verileri  size ulaştıracak. VPN sağlayıcıları $5, $10 gibi fiyatlar için yer sağlayabiliyorlar. Burada önem vermeniz gereken şey sunucunuzun ne kadar hızlı ve stabil olacağı, ne kadar etkili bir şifreleme algoritması kullandığı ve ne kadar ilkeli olduğu olmalı. Bu sebeple Türkiye dışından sağlayıcılar seçmenizde büyük fayda var, zira Türkiye&#8217;deki servis sağlayıcılar büyük puntolarla yazılmış herhangi bir yasal metnin karşısında, aslında metinde anlamlı tek bir kelime geçmiyor bile olsa sizin tüm erişim kayıtlarınızı siyah giyen adamlara vereceklerdir. Buna engel olmak için yurtdışından sağlayıcılar edinmeniz daha mantıklı, yabancı sağlayıcınız 21.yüzyılda bu tip gudik işlerle uğraşan üçüncü dünya ülkelerinden gelebilecek tehditleri pek de sallamayacaktır, ayrıca 22 Ağustos&#8217;dan sonra VPN servisleri kıymete binebileceği için olası fiyat artışları yaşamamış olursunuz. Yine de illa ben Türk malı kullanayım diyorsanız SadeceHosting&#8217;in $7 &#8216;a uygun bir bireysel planı var. (4 dolarlık olan paylaşımlı IP paketini almayın, rezil olursunuz) VPN ayarlamak oldukça basittir, nasıl yapıldığı yine SadeceHosting&#8217;in sayfasında mevcut, siz gerekli detayları kendi sunucunuza göre değiştiriyorsunuz: <a href="http://www.sadecehosting.com/vpn-ayarlari.html">VPN Ayarları</a></p>
<p>22 Ağustos&#8217;dan sonra gelebilecek IP-tabanlı yasaklamalara karşı kullanabileceğiniz en mantıklı ve güvenli çözüm bir yurtdışı sunucu edinmek. Elinizde SSH bağlantılı mevcut bir tane yoksa $5 gibi ücretlere VPN kiralayabilirsiniz, bazı VPN&#8217;ler P2P izni vermeyebiliyor ve pek çoğunun ödediğiniz ücrete karşılık bir bandwidth limiti oluyor, bu yüzden erişimi engellenmemiş siteler ve yüksek miktarda veri indireceğiniz durumlarda VPN etkinleştirmemek daha mantıklı olabilir. Her VPN servisinin hız, kota, güvenlik (OpenVPN, PPTP&#8217;den daha  güvenlidir ama daha az uyumludur mesela) ve kullanım şartları içeren kendine göre paketleri var, ayrıca birçoğunun pek çok lokasyonda (Almanya,İsviçre vs.) birden çok sunucusu olduğu için farklı IPler sağlayabiliyorlar size.</p>
<p>Hadi yine üç beş liraya günü kurtardınız, bu kafayla çok uzağa kaçamayacak olsanız da, olsun yahu, sonuçta bir zeki siz varsınız ülkede, yasaklar bile size işlemiyor. Bravo. Şimdi gidip 5 dolara aldığınız VPN servisiyle ne biçim miki filmler izleyebildiğinizi teknoloji fakiri arkadaşlarınıza ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz, ya da bir ihtimal yarın elinizden bunların da gitmemesi için şuraya bakabilirsiniz: <a href="http://www.yasaklamakyasaktir.com/">http://www.yasaklamakyasaktir.com</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/linux-dunyasindan/vpn-kullanimi-openvpn-ile-anonimlik-sansuru-asma-ve-kriptolama" rel="bookmark" title="Permanent Link: VPN Kullanımı: OpenVPN ile Anonimlik, Sansürü Aşma ve Kriptolama">VPN Kullanımı: OpenVPN ile Anonimlik, Sansürü Aşma ve Kriptolama</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/adsl-de-hiz-arttirimi-sonunda" rel="bookmark" title="Permanent Link: ADSL de Hız Arttırımı, sonunda!">ADSL de Hız Arttırımı, sonunda!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/256kda-mutlu-sona-yaklasiyor-muyuz" rel="bookmark" title="Permanent Link: 256k&#8217;da Mutlu Sona Yaklaşıyor muyuz?">256k&#8217;da Mutlu Sona Yaklaşıyor muyuz?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/bilisim/logitech-g15-bulmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech G15 Bulmak..">Logitech G15 Bulmak..</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/second-life-para-kazanmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Second Life: Para Kazanmak">Second Life: Para Kazanmak</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/22-agustos-sansurunu-asma-yollari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ekşi Klasiği (:</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/bir-eksi-klasigi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/bir-eksi-klasigi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 13:51:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1114</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-1117 aligncenter" title="Apple_ThinkDifferent" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/Apple_ThinkDifferent-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></p>
<p>Bugün fırsatını bulup biraz ekşi sözlüğe bakınayım dedim, gördüğüm başlıklardan biri, önce birkaç entry, kısa sürede onlarca entrysiyle gülme krizine soktu beni. Hem &#8220;Apple ürünü aldım coolum&#8221; havası yapan beyinsiz Apple müritlerine olan nefretimden sanırım, hem de görüntünün komikliğinden bir yerlere kaydedeyim, kaybolmasın dedim, ileride olur da  birşey için ekşiyi eleştirecek olursam da kendime bu &#8220;önemli eseri&#8221; bana ulaştırdığı için teşekkür notu eklemeyi hatırlatayım. Unutmadan, ekşi entryleri olduğu için hepsi oldukça ağır argolar içeriyor:</p>
<p></p>
<p>Herşeyi başlatan o entry:</p>
<blockquote><p>az once 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla siparis ettigim. elin  almanyasinda türk müsteri temsilcisine denk gelmek sabah sabah almanca  kasmami engelledi. ücreti olan 1317 dinariyi de havale ettikten sonra  elimden gelen tek sey beklemek. kendimi nintendo wii icin bekleyen  cartman gibim hissediyorum&#8230;</p></blockquote>
<p>Ve başlıyoruz, her bir satır ayrı bir entry, hepsi arka arkaya:</p>
<ul>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş ettiğim, ama bunun ben hariç kimsenin sikinde olmadığı alet.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş edecekken, telefona 3 aydan beri kontör yükleyemediğimi hatırlayıp, almaktan vazgeçtiğim alet.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş ettiğim, ancak benim boşa yaktığım oksijen miktarını değiştirmeyecek alet.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş edecekken vazgeçtim, apple&#8217;ın kendisini alayım dedim. gittim iki kilo elma aldım, hem bünyeye faydalı da&#8230;</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş ettiğini sanan birisi yanlışlıkla bizi arayınca fena kafa bulduk. hatta almanca beklerken türkçe konuştum filan acayip afalladı.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş edecekken, ayfonumun sarjı bitti. almaktan vazgeçtim.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini güvercinle sipariş ettiğim. teknolojiden uzak olduğumu anladıklarından, ürünü göndermediler. &#8220;o dinar&#8217;ı beğenmediyseniz, afyon dinarı yollayayım&#8221; diye espri yaptım. cem yılmaz konuşmaya başladı telefonda, &#8220;nasıl benim esprimi çalarsın?&#8221; dedi. dedim &#8220;atayım 1 milyon dolar kapa çeneni.&#8221; kötü bir rüyaydı. farenjitin yan etkileri galiba.</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla sipariş ettiğim. sonrada bunu duyurma ihtiyacı hissettim. çünkü ben ezik bir malım. ayrıca iphone&#8217;um var herkez duysun. apple aldım çok havalı oldum.</li>
<li>az once 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla siparis ettigim. ancak elin türkiyesinde alman müsteri temsilcisi denk geldi sabah sabah. insallah anlamistir ne siparis ettigimi derken lahmacunlar geldi</li>
<li>az önce 13 inch 2.7 ghz i7 modelini almanca konuşmayı beceremeyen bir türke sattığım.. baktım bu hebele hübele ne dediği anlamıyor ordan çaktım köfteyi aha bu türk! enayiye 2.el macbook&#8217;u da kakaladım bi güzel 1300 gaymeye. ee ne demişler &#8220;türk türkü gurbette skermiş&#8221;</li>
<li>az önce 2.7 ghz i7 modelini telefon ile sipariş ettiğim sirada, telefon ile görüştüğüm alman müşteri temsilcisinin ,ergenlik yıllarında seyrettığım porno filmlerdeki helganın küçük kız kardeşinin sesine çok benzediğini hatırlayıp irkildiğim, sonrada 25 cm lik , öhöö pardon 13 inçlik sipariş ettim işte. çok büyük olmasın didim.</li>
<li>az once 13 inch 2.7 ghz i7 modelini telefonla siparis etmediğim. almancam yok, 1317 dinarim hiç yok. pis bir fakirim ben, 5 yıldır aynı sony vaio notebook&#8217;umu kullanıyorum. bana 13 inch 2.7 ghz i7 al lan sözlük.</li>
<li>az önce 143 inch 86.9 ghz i15 modelini telefonla sipariş etmek  istediğimde &#8220;dalga mı geçiyosun lan itoğluit&#8221; cevabını aldığım ürün.</li>
<li>az once gotume soktum.</li>
</ul>
<p>Ahahah o kadar eğlendim ki bunları okurken, halen gülüyorum. Teşekkürler Apple, marka tapınıcılığı olabilecek en gudik yönleriyle tanıttığın için, ve tabii ki Ekşi Sözlük, günüme renk kattığın için. <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/bilisim/eylulekimkasimda-yepyeni-oyunlar" rel="bookmark" title="Permanent Link: Eylül/Ekim/Kasım&#8217;da yepyeni oyunlar">Eylül/Ekim/Kasım&#8217;da yepyeni oyunlar</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: Digital: A Love Story">Digital: A Love Story</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/korsani-marijinalize-etmek" rel="bookmark" title="Permanent Link: Korsanı Marijinalize Etmek">Korsanı Marijinalize Etmek</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2011/bilisim/sennheiser-cx300-ii-precision-incelemesi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sennheiser CX300-II Precision İncelemesi">Sennheiser CX300-II Precision İncelemesi</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi" rel="bookmark" title="Permanent Link: Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi">Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2011/kisisel-bolge/bir-eksi-klasigi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıllı Kol Saatleri</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 22:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[<p><em>Daha önce SE MBW-150 Executive incelemesi <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi">yapmıştım</a>, Engadget&#8217;da bu sıralar ardı ardına yeni saatler görünce hepsini derleyip ufak bir özet çıkarmak istedim, unuttuklarım ya da bahse değer görmediğim ürünler olmuş olabilir, altına yorum olarak girebilirsiniz. Bulabildiğim farklı saatleri tanıtmaya çalıştım, aralarında telefonla beraber, yarı-ayrı veya tamamen kendisi telefon gibi çalışan modeller mevcut, benim daha çok önerdiklerim Sony Ericsson olanlar, SE bu işi uzun süredir yapıyor ve ortaya becerikli ürünler çıkartıyor, tabii yazıyı okuduktan sonra kararı yine kendiniz vereceksiniz <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> <br />
</em></p>
<p><strong>SE MBW-150 Executive Edition</strong><br />
<img class="alignleft" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_001-300x225.jpg" alt="" width="220" height="165" />En üste bunu aldım çünkü bunu kullanıyorum <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Detaylı bir incelemesini zaten <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi">yapmıştım</a>, özete dahil etmek gerekirse; MBW-150 hemen her telefonla uyumlu Bluetooth mesaj/arama/bilgi gösterme, arama reddetme,  medya oynatıcı yönetme (durdur/çal/ses),  şarkı bilgileri, senkronlu dijital saat/tarih, titreşimli uyarı, suya dayanıklılık, hırsız alarmı gibi özelliklere sahip çok şık bir kol saati, yaklaşık 7+7 gün batarya süresine sahip ve Executive dışında iki farklı modeli daha mevcut. Üstelik ekranında istediğiniz her metni gösterebildiğiniz için telefon üzerinde geliştirdiğiniz uygulamalarla işlevler arttırılabiliyor, farklı MBW-150 bağlantı yazılımları farklı ve ekstra işlevler bulundurabiliyor. (Uygulama başlatma,API,Değiştirilebilir Ana Ekran,Batarya Gösterme). Fiyatı Amazon&#8217;da 210 TL.</p>
<p><br />
<strong>Sony Ericsson LiveView</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1030" title="Sony_Ericsson_LiveView_13_inch_Android_Device_Satiates_Your_Android_Craving" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/Sony_Ericsson_LiveView_13_inch_Android_Device_Satiates_Your_Android_Craving-300x213.jpg" alt="" width="219" height="155" />Muhtemelen bu listedeki en kapsamlı özelliklere sahip bu ürün aslında tam bir saat değil, ancak yanında gelen bandıyla bir saate çevrilebiliyor, maalesef bu band pek tarz sahibi bir görüntüye de sahip değil. Fonksiyonları arasında RSS,Twitter,Facebook,Takvim eklentilerle geliştirilebilme, medya kontrolü, titreşim, telefonu bulma gibi ilginç özellikler var, eklentilerle eklenebilen özellikler arasında Hava Durumu, Gmail, Sahte Arama mevcut ve daha fazlasının eklenmesi de muhtemel. Ekranı maalesef sürekli saati göstermiyor ve bekleme moduna geçiyor, batarya da yalnızca bir kaç gün idare edebiliyor. LiveView şimdilik sadece belirli cihazlarla çalışıyor ve karmaşık yapısından dolayı da yakın gelecekte desteği artacak gibi durmuyor. Özelliklerinin yanında bir çok eleştiri de alan LiveView, yine  de ilgi çekici bir ürün, Engadget üzerinde yeterince detaylı bir incelemesi de mevcut.  Fiyatı ise sadece 90 dolar.</p>
<p><strong>iPod Nano</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1031" title="ipodwatchlarge1" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/ipodwatchlarge1-300x225.jpg" alt="" width="212" height="159" />Aslında bir mini müzik çalar olan iPod Nano, saat olarak kullanılmasını sağlayan kemerler piyasaya sürüldükten sonra kısa süre içinde ilginç bir alternatif haline geldi, tabii bunda üstünde Apple yazan her şeyi satın alan kitlenin de etkisi yadsınamaz. iPod Nano, diğer bir çok akıllı saatin aksine Bluetooth üzerinden bildirim, uzaktan yönetim gibi fonksiyonlara sahip değil, saati sürekli gösteremiyor ve genel akıllı saat fonksiyonlarına sahip değil, ancak &#8220;saat&#8221; uygulamasına sahip olmasını bir artı kabul edebiliriz. Bunun yanında 8~16 GB kadar alana sahip, müzik/resim oynatabiliyor (doğal olarak), dokunmatik ekranlı ve aslında Apple %99 ihtimalle asla kullanmayacak olsa da (iWatch yapıp satmak varken) epeyce bir potansiyele de sahip. 8 GB&#8217;lık sürümü 140 dolara Amazon&#8217;da satılan bu ürünü, tüm popülaritesine rağmen ölecek derecede taşınabilir müzik çalara ihtiyacınız yoksa ve arada saat de yaparım demiyorsanız pek öneremiyorum, 140 dolara öküz alırız, iPod Nano&#8217;dan da güzel görünür.</p>
<p><strong>LG Prada Link</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1033" title="dsc04144a" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/dsc04144a-300x224.jpg" alt="" width="181" height="135" /></p>
<p>LG&#8217;nin Prada II ile birlikte kullanılmak üzere çıkardığı (smartwatchm uygulaması ile şuan WinMe gibi sistemleri de destekleyen) Prada Link, hakkında fazla konuşulmayan ancak hoş bir akıllı saat. Özellikleri arasında, Arama gösterme, Arama kaydı, SMS gösterme, Alarm, Dünya Saati, Kronometre ve 120x56px ekran mevcut, ayrıca titreşim, sesli uyarı ve deri band da yanında geliyor.  2 Gün Batarya süresi can sıkıcı derecede az ve ürün saatten başka her şeye az çok benziyor olsa da, tarz sahibi bir geek için alınabilir. Fiyatı maalesef özelliklerinin çok üstünde, tam 250 dolara Amazon &#8216;da alıcı buluyor. (Ya da muhtemelen o fiyata alıcı bulamıyor..)</p>
<p><strong>Swap Rebel</strong><br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-1034" title="swap-rebel" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/swap-rebel-300x300.jpg" alt="" width="154" height="154" /></p>
<p>Swap Rebel, adı pek duyulmamış ve yeni çıkan bir kol saati/telefon melezi. Görünümü pek de şık olmayan (kişisel kanaatim: berbat) bu saatin özellikleri ise epey etkileyici, diğer akıllı saatlerin aksine quad-band GSM sunuyor olması önemli (ancak okula telefon sokmaya çalışma yaşını geçtiyseniz çok da değil), USB portuna sahip, 1.46 inş renkli dokunmatik ekran,  kamera gibi özelliklerin yanında MP3 ve MP4 de oynatabiliyor, ancak hafızası sadece 2GB. Tabii bu alan microSD üzerinden arttırılabiliyor.  Saatin aynı zamanda FM Radio, Bluetooth kulaklığa ses gönderme gibi özellikleri de mevcut. Dizaynı oldukça kötü ancak telefon olma, FM Verici, Kamera gibi özellikleriyle sıyrılan bu saat yaklaşık 300 dolara mal oluyor.</p>
<p>Sonuç olarak, saatlerin hepsi hoş, tercih etmek ise size kalmış. Bazıları telefonla bağlantılı çalışırken bazıları tamamen ayrı, hatta kendileri birer telefon olarak çalışabiliyorlar. Ben daha &#8220;etkili&#8221; bir görünüşe ve istediğim fonksiyonlara sahip olduğu için MBW-150 kullanıyorum, ancak daha kompleks saatler isteyen kullanıcılar şanslarını LiveView&#8217;da deneyebilirler, ancak daha sonra kötü sürprizler yaşamamak için mutlaka Engadget incelemesini dikkatle okumalısınız. Yine daha çok &#8220;saate benzeyen&#8221; ancak daha geniş ekranlı Prada Link gibi geniş ekranlı alternatifler de mevcut, ancak Prada Link&#8217;in yüksek fiyatı herkes için ideal olmayabilir. Yine Swap Rebel kötü bir saat ancak pratik bir telefon olabilir.</p>
<p>Bunlar dışında çin malı video gösteren ya da GSM özellikli ancak vasat saatler de mevcut, bunları listeye dahil etmedim, zira hepsini gittigidiyor &#8216;da bir aramada bulabilirsiniz ve büyük bir çoğunluğu aldığınıza değmeyecektir. İmkanınız varsa bu saatlerin oldukça pratik ve hayatınızı çok daha kolaylaştırdığını söyleyebilirim, fiyat aralığı $90 ~ $300 arasında değişiyor, ancak ürünlerin kaliteleri fiyatlarıyla doğru orantılı da değil, bu noktada yukarıdaki özetlere bakmanız ve almaya karar verdiğiniz ürünün mutlaka incelemesini okumanız gerekiyor.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/youtubeye-2ci-dava" rel="bookmark" title="Permanent Link: YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava">YouTUBE&#8217;ye 2.ci Dava</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/bilisim/logitech-servis-deneyimim" rel="bookmark" title="Permanent Link: Logitech Servis Deneyimim">Logitech Servis Deneyimim</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/nvidia-18006-beta-surucusu" rel="bookmark" title="Permanent Link: NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü">NVIDIA 180.06 BETA Sürücüsü</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/digital-a-love-story" rel="bookmark" title="Permanent Link: Digital: A Love Story">Digital: A Love Story</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/iyi-ki-dogdun-darwin" rel="bookmark" title="Permanent Link: İyi ki doğdun Darwin!">İyi ki doğdun Darwin!</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1 Yılda Maemo/N900 Gelişmeleri (veya: OSS 101)</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/1-yilda-maemon900-gelismeleri-veya-oss-101</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/1-yilda-maemon900-gelismeleri-veya-oss-101#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Nov 2010 20:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[maemo]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[symbian]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=1013</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-777" title="screenshot00" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/screenshot002-300x180.png" alt="" width="315" height="190" />Bundan yaklaşık 1 yıl kadar önce N900 ve Maemo üzerine bir <a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/nokia-n900-incelemesi">inceleme yazmıştım.</a> Halen muhtelemen Nokia N900 üzerine bulabileceğiniz en detaylı incelemedir, ve oldukça da tuttu, amaç sadece dökümantasyon eksiğini gidermek iken Maemo üzerine yazdığım üç yazı, blogumun en çok yorumlanan üç yazısı oldu, yine ilk 10&#8242;da Maemo ile ilgili 5 yazı var. İncelemeyi bitirirken sonlara doğru Maemo&#8217;nun açık bir platform oluşunun bu cihazı daha çok daha geliştirebileceği ve açık kaynak mobil cihaz tasarımının faydalarını dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. O gün incelemeyi yazarken insanları çok fazla heveslendirip yanlış bir alışverişe yol açmaktan kaçındığımı söyleyebilirim ama bugün için aslında ne kadar doğru konuşmuşum, keşke detaylıca anlatsaymışım diyorum. Bu yazımda Maemo bir yılda ne kadar ilerledi ve OSS (Açık Kaynak Yazılım) bu gelişime ne kadar katkıda bulundu, biraz bunlardan bahsedeceğim. İşin mutfağıyla ilgilenmeyenler için sıkıcı olabilir, uyarımı yapayım.</p>
<p></p>
<p>Geçen sene yayınladığım incelemeden, biraz da gözüme çarpan şeylerden gidelim isterseniz;</p>
<ul>
<li>N900 ilk çıktığında MMS atamıyordu. Nokia, Apple&#8217;ın çok aptalca bulduğum kararını desteklermişcesine Maemo&#8217;da MMS fonksiyonuna tamamen yer vermemişti. Derken bir Maemo Talk! üyesi kalkıp bayrağı Nokia&#8217;dan devraldı ve fMMS&#8217;i yarattı. fMMS N900&#8242;ün MMS atamama sorununa başta sadece bir yama gibi, ilerideyse tamamen entegre bir uygulama olarak çözüm getirdi ve bugün bir çok kullanıcı halen bu uygulamanın yardımıyla MMS alışverişi yapabiliyor. Nokia&#8217;ya gelirsek, halen bu opsiyonu resmi firmware&#8217;lerine eklemiş değil.</li>
<li>N900 donanımsal olarak bir FM Radyo çipine sahipti ancak Nokia bunu görmezden gelircesine Maemo&#8217;ya bu fonksiyonu eklemedi. Evet, FM Radyo alıcısı olan ama bu çipi hiç bir şekilde kullanamayan bir cihaz olarak sürüldü piyasaya. Ancak daha birçok ülkede N900 satılmaya başlanmadan tahmin edin ne oldu; bir kullanıcı FM Radyo çipini farketti ve bu çipi kullanacak bir alıcı uygulaması yazdı, sonuçta ortaya gayet kaliteli çalışan bir FM radyo alıcısı çıktı. Nokia bu uygulamayı da asla kendisi üretmedi ve resmi olarak sunmadı.</li>
<li>N900&#8242;ün dış kasasında çok bariz şekilde görebileceğiniz kızılötesi verici portu da Nokia tarafından cihaza konulan ama yazılımı asla üretilmeyen şeylerden biriydi. Ben incelemeyi yazdığımda Türkiye&#8217;de neredeyse hiçkimsenin N900&#8242;ü yoktu ve.. evet, Irreco adlı bir uygulama Nokia&#8217;nın sunmadığı bu hizmeti çoktan beri sunuyordu.</li>
<li>N900&#8242;ün dahili bir FM Vericisi olmasına rağmen ve Nokia bu verici için gerekli yazılımı sunmasına rağmen frekans aralığı yasal sebeplerden ötürü kısıtlıydı. Bir Apple ürünü sahibi kendi cihazının Bluetooth aktarım servislerini bile değiştirmekte sorun yaşarken, Maemo kullanıcıları bu frekans aralığını çipin sunduğu tüm alana genişletmeyi başardılar.</li>
<li>Nokia, her mantıklı donanım üreticisi gibi paranoyak davrandı ve N900&#8242;leri işlemcisinin desteklediği yüksek frekanslara rağmen, hata oranını düşürmek için 600Mhz ile sınırlandırdı. Topluluk desteğiyle oluşturulan yeni çekirdek imajlarıyla bugün N900&#8242;ler 1.15Ghz&#8217;a kadar overclock edilebiliyor ve en az 6-8 aydır bu yöntem kullanılmasına rağmen bu yüzden cihazına zarar verebilen hiç bir kullanıcı yok.</li>
<li>Nokia&#8217;nın kendi yaptığı bazı tasarım adımlarının oldukça hatalı ve optimizasyona darbe vuran nitelikte olduğu farkedilince, bir grup kullanıcı Tracker&#8217;in (müzik/resimleri toplayan bileşen) ayar dosyalarını buldular, başka bazı kullanıcılar Swappolube gibi uygulamalarla Nokia&#8217;nın kullandığı swap mantıklarını değiştirerek cihazın bellek kullanımını düzenlediler. Bunlar Nokia tarafından muhtemelen asla atılmayacak adımlardı.</li>
<li>Nokia, cihaz aslında desteklemesine rağmen N810&#8242;da sunduğu USB OTG desteğini yazılımsal olarak N900&#8242;den çıkardı. Bu destek sağlansaydı N900&#8242;lere diğer USB aygıtlar doğrudan bağlanabileceklerdi, mesela  bir klavye, bir flash bellek, mouse, cd yazıcı hatta USB arabiriminden çalışan adaptörlü herhangi bir şeyi bağlamak mümkün olacaktı ki bu da N900&#8242;ü tam anlamıyla taşınabilir bilgisayar yapacaktı. Bugün USB OTG, topluluğun desteğiyle deneysel anlamda mümkün ve en azından flash bellekler destekleniyor, klavye ve cd yazıcı uyumları da çok daha deneysel şekillerde var.  Bu proje tamamlandığında, N900&#8242;ün yapabileceği ama yapmadığı bir mükemmel fonksiyon daha kazanılmış olacak.</li>
<li>İlk N900&#8242;ün neredeyse hiç düzgün oyunu yoktu. Birkaç çok bilinen ve mobil bir cihazda eğlenceli olmayan (OpenArena güzeldir. El kadar ekranda mousesuz oynanan OA güzel değildir.) oyunun dışında, bir grup emulator vardı ve N900&#8242;ün tüm oyun desteği buydu. Nokia tarafından yayınlanan teknoloji demosu Bounce (ve ilginçtir, neredeyse tüm cihazlarına resmi olarak birkaç oyun koyan Nokia, Maemoseverlerin oyun sevmeyeceğini düşündü.) sayesinde GPU&#8217;nun gücü görülebiliyordu ama eldeki sonuç Nintendo oyunlarından fazlası değildi. (Nintendo oyunları harikadır, o ayrı) Geçen 1 yılda N900 için bazı oldukça eğlenceli ticari oyun çıktı. Ancak oyuncular bu oyunları iPhone veya Android ile kıyasladıklarında sinirlerine hakim olamıyorlardı. Geçtiğimiz günlerde javispedro adlı bir Maemo Talk! kullanıcısı, Palm Pre oyunlarını (Gameloft,EA gibi büyük firmalar mevcut) N900&#8242;de harika çalıştırmanın bir yolunu buldu ve pek çok oyun bu sayede artık oynanabiliyor. Bu hem bir standartizasyon başarısı -değineceğim- hem de bir OSS başarısıydı.</li>
<li>Yasal olmadığı için bir çok WiFi destekli bilgisayar aygıtına bile eklenmeyen Aircrack (WiFi ağı kırıcı) desteğ, N900&#8242;de uzun süredir var. Yine Metasploit gibi &#8220;gri şapkalı&#8221; uygulamalar, PS3 kırıcısı gibi korsan destekçisi uygulamalar da N900&#8242;de olan ve rakiplerinde olması pek mümkün görünmeyen şeyler arasında. OSS olmasaydı bunlar asla olamayacaktı.</li>
<li>Apple  gibi rakiplerin aksine Maemo depoları, Maemo topluluğu tarafından denetlendi ve buradan yasal sebepler dışında tek bir paket bile çıkarılmadı. Nokia&#8217;nın yazılımları için üretilen onlarca alternatif bugün halen bu depolardan indiriliyor. Bunlar arasında MicroB tarayıcı yerine -yine standartizasyon- Firefox, bir çok müzik oynatıcı, Nokia&#8217;nın Maps uygulamasından çok daha iyi olan Sygic gibi ticari yazılımlar da var. Bunlardan bazıları Nokia&#8217;nın ticari stratejileri için pek hoş olmasa bile bunlar depolardan çıkarılmadı. Bugün &#8220;N8&#8242;in tarayıcısı neden Maemo&#8217;nun Firefox&#8217;u gibi olamıyor?&#8221; dendiğinde Nokia, Maemo tarayıcısını bozmak yerine N8&#8242;inkini geliştireceğine söz veriyorsa bunda açık bir deponun büyük etkisi vardır.</li>
<li>Nokia, N900&#8242;ü asla Türkiye gibi pazarlar için düşünmedi, buralarda reklamını yapmadı ve bu dillere çevirmedi. Bugün N900&#8242;ün gerek sanal klavyesi gerek tüm arayüzü istediğiniz hemen her dile çevirilebiliyor. Hatta bu konuda, benim yapmış olduğum Turkish Localization paketi Extras deposunda yayınlanan ilk örnek oldu. Bu geliştirmeler Nokia tarafından yapılsa bile bu kadar iyi yapılamayabilirdi. (Symbian Türkçesi çok da iyi bir dil sayılmaz) Yine Nokia bu pazarlara destek sunmazken, bugün MeeGo Türkiye, MeeGo Swedish gibi siteler işlek forumlara ve destek ağlarına sahipler. N900 ilk çıktığında, blogumda yayınladığım bir yazı ve N900&#8242;e dair bir kaç haber yazısı dışında Türkçe dilde hiçbir şey olmadığını düşünürsek, bu gelişmeler hiç fena sayılmaz.</li>
</ul>
<p>Bunlar iyileşirken, birkaç şey ise 1 yılda hiçbir anlamda gelişmedi, biraz da bunlardan bahsedelim mesela:</p>
<ul>
<li>N900&#8242;ün müzik oynatıcısı ilk halinde kuyruk oluşturma, görselleme, düzgün koleksiyonlar yaratma, Last.fm gibi bir çok önemli özellikten yoksundu. Bugün bunların hiç biri halen eklenebilmiş değil.</li>
<li>N900, Skype üzerinden arama yapmaya izin veren ilk cihaz. Ancak GSM üzerinden 3G Video Araması mümkün değil ve bu halen eklenmedi.</li>
<li>N900, hazırda Flash 9 ile geliyor. Flash 10.1 aslında gayet yapılabilir olmasına rağmen asla yapılmadı.</li>
</ul>
<p>Tabii Nokia da bu dönemde bazı iyileştirmeler yaptı; Cihaz için Ovi desteğini (ilk N900 Ovi hizmetlerinin neredeyse hiçbirinden faydalanamıyordu ve Mağaza kısmı bile Çok Yakında mesajıyla kapalıydı) genişletti, hackerlara daha geniş alan sunmak için U-Boot desteğini getirdi (PR1.3 ile), USSD kodlarının (kontör sorma gibi işlemler için kullandığımız kısa kodlar) desteklenmesi ve tonla hatanın düzeltilmesi ve optimizasyonun yapılmasını sağladı. Ancak burada ilginç olan bir şey var, hızlı düşünen arkadaşlar çoktan bu saydıklarımı üstteki listeyle kıyaslamışlardır. Nokia, N900 için yaptığı hemen her şeyde tam bir klasik &#8220;cihaz üreticisi&#8221; gibi davrandı ve reklamını yaptığı şeylerin dışında neredeyse hiç bir yeni fonksiyonu sunmadı, sadece iyileştirmeler yaptı, buna karşılık kullanıcılar kendi aralarında dayanışarak Maemo&#8217;nun ilk gününü kimsenin özlemeyeceği bir gün haline getirdiler. Bugün Nokia N900&#8242;ü bu revize edilmiş fonksiyonlar ile ve tamamen yeni bir UI ile N901 olarak satsa, takip etmeyen bir çok müşteriyi kolayca ikna edebilir. Nokia, geliştiricilere alan sağlamak için en son PR1.3 güncellemesinde üzerinde çalıştığı son sürüm Qt&#8217;yi N900&#8242;e tamamen entegre etti. Qt sayesinde geliştiriciler, MeeGo veya Symbian için sağladıkları, hatta masaüstü KDE için sağladıkları uygulamaları kolayca port edebilecekler, Qt&#8217;nin daha uzun yıllar Nokia&#8217;ya hizmet edeceği düşünülürse N900 de daha uzun yıllar bu işin ekmeğini yiyecek gibi görünüyor.</p>
<p>Burada amacım Nokia&#8217;yı yermek gibi düşündüyseniz yanlış anladınız. Nokia, en doğrusu yaptı. Gerekli tüm araçları topluluğa sağladı ve  yoldan çekildi, depoları ve tüm iç yönetim mekanizmalarını topluluğa devretti. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki Nokia&#8217;nın kendi resmi forumu değil Maemo.org forumu bu cihazın forumu oldu, Nokia&#8217;nın kendi yazılım kaynakları Maemo.org depolarının yanında komik bir zerre olarak kaldı. Nokia&#8217;nın N900 için binlerce dolar ve işgücü ayırarak yapabileceği işler &#8220;kendiliğinden&#8221; yapıldı. Daha önemlisi bugün N900 ve Maemo platformunun geçen bir yıl içinde &#8220;future-proof&#8221; hale geldiğine şahit olduk. N900 çok az bilinen ve kullanılan bir cihaz olmasına rağmen Maemo.org &#8216;da neredeyse her gün ilginç bir şeyler görebiliyoruz, hatta daha geleceğe, bir ya da iki sene sonraya bile dayanması için NITdroid, MeeGo gibi projeler N900&#8242;e port ediliyor ve yakın gelecekte bu alternatif sistemlerin Fremantle sürümünün yerini alması çok da hayal sayılmaz. Bundan bir yıl önce N900 almış bir son kullanıcı gelecekte bunların olabileceğini asla öngöremezdi. Maemo forumunun onlarca elindeki cihaza anlam verememiş kullanıcıyla dolduğunu halen hatırlıyorum da, bugünlere gelinebileceğini kestirmek için bazı şeyleri hazmetmiş, iyi anlamış olmak gerekiyor.</p>
<p>Maemo&#8217;nun bu saydığım başarıları ve bazı ufak başarısızlıklarının altında ise tamamen Açık Kaynak Yazılım ve Standartizasyon yatıyor. Bu kazanımların hepsi (N900 sahipleri bunların olmadığını bir hayal etsinler) açık kaynak yazılım sayesinde oldu. Tabii hepsi doğrudan bu şekilde oldu diyemeyiz, daha çok şöyle; Nokia, Maemo&#8217;nun iplerini elinden bıraktığı kadar topluluğu ipleri eline almaya teşvik etti. Öyle ki, Nokia Maemo&#8217;nun ilk döneminde oyun üreticilerini Maemo&#8217;ya sürüm çıkartmaya zorlamaya çalışırken, bugün topluluğun neredeyse her alanda etkin olduğunu ve Nokia&#8217;yı üretim ve denetleme konularında bütün bütün dışarı atmakta olduğunu görüyoruz. Yine ilk dönemlerde Nokia yazılımcıları kendisi teşvik ederken, şimdi Maemo topluluğu kendi arasında topladığı parayla yarışmalar düzenliyor, sunumlar yapıyor.  Öyle ki, Nokia&#8217;nın bir PR1.4 yapacağı kesin olarak bilinmese de şimdiden kurulmuş bir Community SSU (Topluluk Deposu) var ve burada N900 için yeni yamalar, iyileştirmeler ve fonksiyonlar geliştiriliyor, yazılımlar Maemo.org depolarında, destek Maemo Talk! &#8216;da. Kullanıcılar işin pazarlama kısmında bile önemli roller oynadılar; YouTube kanalları açıldı, haftalık Maemo bültenleri oluşturuldu. Nokia bu yolu kolaylaştırmak adına Maemo&#8217;yu tamamen standartlara uygun tasarladı; Maemo Xorg kullanan, GTK/Qt&#8217;den yararlanabilen, Linux çekirdekli, yani aslında tam anlamıyla gerçek bir masaüstü Linux&#8217;dan işlemci mimarisi dışında bir farkı bulunmayan bir platform olarak tasarlandı. Bu sayede bağımsız geliştiriciler yüzlerce saatlik yorucu tersine mühendislik projeleriyle boğuşmak yerine Linux&#8217;taki bir uygulamayı alıp, Scratchbox&#8217;da 10 dakikada ARM işlemci için derleyip, paketleyip N900&#8242;de kullandılar. Nereden biliyorum, çünkü ben bunu N900&#8242;ümü aldığımdan beri yapıyorum. Yine Palm oyunlarının bu kadar kolay port edilebilmesi gibi harika olayların arkasında bu müthiş standartizasyon var. Bu yüzden aynı şeyi bir iPhone&#8217;da yapamıyoruz veya iPhone oyunlarını alamıyoruz, bu yüzden N900&#8242;e Android kuruyoruz ama Symbian kuramıyoruz, çünkü standartlara uymayan mobil sistemlerin aksine, Linux tabanlı projeler ne kadar iyi standartize edilirse o kadar birbirleriyle uyumlu çalışıp alışveriş yapabiliyorlar. Geliştiriciler Symbian&#8217;ı öğrenmek için saatlerini harcamak yerine hep bildikleri Python gibi,  C gibi dillerde yazdıkları uygulamaların arayüzlerini Qt üzerinde tasarlayıp, masaüstünde çalışıyorsa N900&#8242;de niye çalışmasın diye yükleyip başarılı olabiliyorlar ve bu da onları daha fazlasını yapmaya teşvik ediyor.</p>
<p>Yine Maemo&#8217;nun geliştiremediği şeylere baktığımızda hep kapalı kaynağı görüyoruz; bu yazılımlar bundan tam bir yıl önce neredeyseler oradalar.  Taş üstüne taş koyulmadan ve muhtemelen asla taş koyulmayacak bir şekilde orada, öylece yatıyorlar ve kimse bunları geliştirmiyor. Bugün N900 için Flash 10.1 aslında Texas Instruments tarafından çoktan derlendi, ancak Adobe lisansı yüzünden paylaşılamıyor. 3G Video Araması asla eklenemiyor çünkü GSM modülünün kodları hep kapalı. Yine taş üstüne taş koyulmayan müzik oynatıcının bir satır kodunu bile Nokia devlet sırrı gibi saklıyor. Nokia&#8217;nın operatörlerin tepkisini çekecek şekilde Skype&#8217;ye izin vererek büyük bir risk alması şaşırtıcı değil, zira o yapmasaydı topluluk bunu yapacaktı. N900 ve Maemo adına halen geliştirilememiş ne varsa arkasında Nokia&#8217;nın lisanslı kodları vardır diyebilirim.</p>
<p>Engadget&#8217;in, aslında oldukça iPhone-sever olmalarına rağmen, N900&#8242;ün yapabileceklerinin bir sınırı olmadığından nasıl hayretle bahsettiğini gördüyseniz, işte bu özgür yazılımın başarısıdır. Elbette sadece özgür yazılımın değil, düzgün bir komünitenin, standartlara uyan bir dağıtımın ve harcanan sonsuz saatlerin bunda etkisi yadsınamaz, ancak bunlar yine özgür yazılım sayesinde geliyor. En basit şekliyle, N900, aynı fonksiyonlara sahip bir Symbian cihaz olsaydı kimse bu işleri yapmak için  zahmet etmez, bu yazıyı bile okumuyor olurdunuz. İnsanlar yaptıkları şeyi hem kendileri hem insanlığa hediye etmekten, birbirleriyle fikir alışverişi içinde olmaktan, teşekkür ve şımartıcı sözler duymaktan o kadar hoşlandılar ki bu işleri para verseniz yapmayacak insanlar halen bu projelerde saatlerce kafa patlatıyorlar. Dışarıdan bakanlar, &#8220;Bu insanların sorunu ne?&#8221; ya da &#8220;Neden Nokia bunu kendisi yapamıyor?&#8221; derken daha önemli bir noktayı atlıyorlar: &#8220;Nasıl olur da mobil dünyanın en küçük komünitelerinden biri yine aynı dünyanın şimdiye kadar göremediği gelişmeleri yapmış olabilir?&#8221;</p>
<p>Peki işe hep kullanıcı açısından bakıyoruz ve herşey süper, Nokia sizce bundan memnun olmuyor mu? Nokia&#8217;nın tanımını unutmayın o zaman; Nokia, bir mobil cihaz üreticisidir. Nokia her zaman donanım ağırlıklıydı ve her zaman yazılıma verdiği önem ve yazılım için çalıştırdığı kadro donanıma oranla vasat kaldı. Nokia bugün dünyanın en büyük mobil cihaz üreticisi ve aldığı tüm darbelere rağmen bu bayrağı kaptıracak gibi değil. Ancak bir yandan devir değişiyor da. Apple, son kullanıcıyı etkileyen iPhone&#8217;uyla, Google, Android cihazlarıyla, RIM Blackberry ile,  Palm, WebOS ile her yandan akıllı telefon segmentini işgale hazırlanıyor. Nokia ise kendi imkanlarıyla müthiş bir zorluk yaşayacağı yazılım işine bulaşmak yerine,  bu işi tamamen açık kaynak yaparak ağırlığı paylaşmayı tercih ediyor. Maemo&#8217;da ağırlığın bir kısmını kullanıcıyla paylaşırken, MeeGo ise açık kaynak tarihinde bir başka önemli adım olarak ÇOK daha açık bileşenlerle gelecek ve Nokia bu sefer ağırlığı üçüncü parti üreticilerle paylaşacak. Son kullanıcı ekranda hep harika uygulamalar, yeni fonksiyonlar  ve ilginç şeyler görürken, tamamen kapalı ekosistemleri olan iOS gibi işletim sistemleri ise bununla rekabet etmek için harcayacakları tüm efor ve maddi imkanı kendi kasalarından çıkaracaklar.  Sonuç olarak Nokia, aslında çok da bulaşmak istemediği yazılım işine yine çok da bulaşmış olmayacak, ama elinde yazılımsal açıdan çok çok daha iyi ürünler olacak. Cross-platform desteği için Qt artık neredeyse tamamen hazır. Nokia, MeeGo&#8217;sunu şimdiden mobil cihazlar,netbook,araç sistemi gibi ürünlere paylaştırıyor bile ve bizim tanıdığımız Nokia, MeeGo&#8217;yu buzdolabınıza bile koymadan bu işten vazgeçmeyecektir.  Yakın gelecekte, birbiriyle tamamen etkileşimli ama tamamen farklı cihazlar görebileceğiz, bir netbook uygulaması mobil cihazda, araç sistemi uygulaması televizyonda çalışacak ve bunu MeeGo ile, Qt ile yapacak. Buna inanmak çok güç geliyorsa, açık kaynağın bugün N900 ile masaüstü Linux gibi iki alakasız şey arasına nasıl bir köprü kurduğuna dikkat edin. N900&#8242;ünüzde kullandığınız bir çok uygulamayı masaüstü Linux&#8217;lar da kullanıyor ve daha fazlasını kullanabilmek için tek engel işlem gücü.</p>
<p>OSS yazılım, Maemo&#8217;ya çok şey kazandırdı ve bize, biraz risk almanın hem kullanıcı hem üretici için ne kadar büyük getirileri olabileceğini gösterdi. Nokia bu başarıdan o kadar memnun oldu ki şimdiden tüm yüksek teknoloji cihazlarını MeeGo&#8217;ya geçirmeye hazırlanırken eski kapalı kodlu Symbian&#8217;ı orta düzeye ittiriyor ve onun kodlarını da açmak için çalışıyor. Google, Android ile, Palm WebOS ile açık kaynağa yatırım yapıyorlar. Android her ne kadar bu işi tam hakkıyla yapamıyorsa da kendini geliştiriyor. Nokia zaten bu akımın artık tam ortasında duruyor, işler böyle giderse yakında açık kaynağın tüm mobil cihazlar için vazgeçilmez olacağını öngörebiliriz. Yine MeeGo&#8217;nun diğer cihazlara sıçrama çalışmaları başarılı olursa bir çok alanda Linux tabanlı açık kaynak sistemler kullanacağız demek oluyor, kim bilir, belki de tüm bu değişimler en sonunda masaüstü Linux&#8217;un pazar payını da etkileyecektir. Ubuntu gibi projeler her ne kadar her sürümüyle mükemmelleşiyorsa da Linux&#8217;un asla tam anlamıyla başarılı olamadığı Oyunlar, Kolay Kullanım, Donanım Desteği ve Pazarlama alanlarında mobil Linux&#8217;lar çok daha iyi bir iş çıkarıyor gibi görünüyor. Mobil Linux&#8217;lar şimdiden donanım desteği konusunda iyi durumdalar, pazarlama için arkalarında Google,Nokia,Intel gibi devler, Oyunlar için arkalarında mobil oyun piyasasını domine eden Gameloft,EA gibi isimler var. Android bugün hali hazırda oldukça kolay kullanımlı iken, kullanımı normal bir mobil cihaza göre zor olan Maemo&#8217;nun da MeeGo ile daha kolay bir arayüze geçmeye hazırlandığını görüyoruz.  Önümüzdeki 3-4 yılın hem açık kaynak hem mobil dünya için izlemeye değer olacağı bir gerçek.</p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2007/bilisim/32-yilda-gelecek-yenilenme-guldurme-beni-telekom" rel="bookmark" title="Permanent Link: 3+2 Yıl&#8217;da gelecek Yenilenme? Güldürme Beni Telekom!">3+2 Yıl&#8217;da gelecek Yenilenme? Güldürme Beni Telekom!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/linux-dunyasindan/kubuntu-810-intrepid-ibex-da-bizi-neler-bekliyor" rel="bookmark" title="Permanent Link: Kubuntu 8.10 (Intrepid Ibex) da bizi neler bekliyor?">Kubuntu 8.10 (Intrepid Ibex) da bizi neler bekliyor?</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/hrant-dink-son-1-yilda" rel="bookmark" title="Permanent Link: Hrant Dink &#8211; Son 1 yılda">Hrant Dink &#8211; Son 1 yılda</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/linux-dunyasindan/kde42-masaustum" rel="bookmark" title="Permanent Link: KDE4.2 Masaüstüm">KDE4.2 Masaüstüm</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/1-mayis" rel="bookmark" title="Permanent Link: 1 Mayıs">1 Mayıs</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/1-yilda-maemon900-gelismeleri-veya-oss-101/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sony Ericsson MBW-150, N900 üzerinde OpenWatch İncelemesi</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 01:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[hitech]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[maemo]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-961" title="20100906_001" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_001-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><br />
<em>Kendime bir kol saati arıyordum, önce akıllı, ne bileyim GSM&#8217;li, müzik çalarlı bir şeyler almayı düşündüm, ancak cebimde N900 taşırken GSM&#8217;li kol saati ihtiyacım yoktu aslında, ben de zaten James Bond değildim. Sonra aklım ThinkGeek&#8217;deki E-Ink saate kaydı, neredeyse alacaktım da. Hiçbir zaman estetik insanı olamadım, bence fonksiyonellik estetiği döver. E-Ink saat gerçekten estetik ve hoş durmasına rağmen içim rahat etmedi çünkü epey bir parayı, saati göstermekten daha teknolojik bir iş yapmayan bir alete bayacaktım, kaybet kaybet anlaşması gibi bir şey. Sonra Maemo forumlarında OpenWatch&#8217;i gördüm, oradan yola çıkıp MBW&#8217;yi araştırdım derken kendimi bir MBW-150 almış ve mutlu bir müşteri olarak buldum. İşte bu incelemede SE MBW-150 &#8216;yi, ne numaraları olduğunu ve N900 üzerinde OpenWatch deneyimimi anlatacağım.</em></p>
<p><br />
SE MBW-150, basitçe, üzerinde ufak bir ekranı bulunan oldukça hoş bir analog saat diyebiliriz, elbette bu ekranı sayesinde aynı zamanda dijital bir saat de. Bluetooth üzerinden başka cihazlara bağlanıp, epey bir iş görebiliyor, ayrıntılarına birazdan gireceğim. Bu başka cihazlar arasında; Sony Ericsson telefonlar, Maemo, Android, Windows Mobile, Blackberry, PalmOS, Windows ve Linux kurulu bilgisayarlar da var, Symbian üzerinde de &#8220;ite kaka&#8221; çalışabildiği söyleniyor ancak OpenWatch yok Symbian için. iPhone sürümü ise şimdilik &#8220;düşünülüyor&#8221;muş ancak net bir sonuç yok.  MBW serisi, 150 olan erkekler, 200 olan bayanlar için. MBW-200&#8242;lerin teknik anlamda 150 ile bir farkı yok ancak çözünürlükleri daha düşük. MBW-150&#8242;ler de kendi aralarında 3 farkı editiona sahipler.</p>
<p>Bunlar da fiyat sırasıyla; Executive Edition, Music Edition, Classic Edition. Benim aldığım Executive Edition olduğundan bunu inceleyeceğim. Bunlar için sırasıyla Ciddi saat, Genç saati ve Dede saati (eheh) diyebiliriz. Executive&#8217;in Music&#8217;den farkı kayış kısmının metalik olması, rengi ve görünümü de Music Edition&#8217;a göre çok daha iyi görünüyor. Yine burada tabii ki zevkler ve renkler faktörü var. Executive Edition&#8217;un kayış kilidi &#8220;oturtmalı&#8221; şekilde ve herhangi bir biçimde kazara çıkmıyor. Ayrıca dış yüzü tamamen paslanmaz çelik. Executive Edition&#8217;u Amazon.co.uk &#8216;dan 90 pounda (210 TL) ve artı 20 pound kargoya, 1.5 haftada alabildim. Amazon.co.uk deneyimimi ayrı bir yazıda zaten yazacağım, belki siz bunları okurken ben onu çoktan yazmışımdır bile.</p>
<p>MBW-150&#8242;nin bazı özelliklerine bir özet geçersek, OpenWatch ile eşleştirdiğimiz bir MBW-150 şunları yapabiliyor:</p>
<ul>
<li>Mobil cihazla saat senkronizasyonu</li>
<li>Dijital saat/tarih gösterme</li>
<li>30 metreye kadar suya dayanıklı</li>
<li>Titreşimli uyarıya sahip</li>
<li>SMS bilgilendirmesi ve SMSleri ekranda gösterme</li>
<li>IM bilgilendirmesi ve mesajları ekranda  gösterme</li>
<li>Aramaları gösterme (numara veya isim)</li>
<li>Arama reddetme</li>
<li>Medya oynatıcıyı kontrol etme (dur/başla,geri/ileri, ses kapat/aç)</li>
<li>Medya bilgileri gösterme (sanatçı/eser)</li>
<li>Okunmamış SMS/IM sayısı, Batarya bilgileri</li>
<li>Cihazla bağlantı kopunca titreşimli uyarı. (Hırsız alarmı)</li>
<li>Değiştirilebilir bilgi ekranları</li>
<li>API</li>
</ul>
<p>Aklıma gelenler (ve OW sitesinden kopya çektiklerim) bunlar. Buradaki en önemli şey elbette API. MBW-150, bilgileri aldığı yazılıma bağımlı çalıştığından onu her amaca hizmet ettirebilirsiniz. Biraz Python bilgisiyle ekranda tamamen istediğiniz şeyleri gösterebilir, farklı uygulamalar tasarlayabilir, bunları paylaşabilirsiniz de. Mesela OpenWatch&#8217;in Windows Mobile muadili olan smartwatchm &#8216;de GPS koordinat verici gibi ilginç &#8220;eklentiler&#8221; mevcut. API desteği sayesinde hayal edebileceğiniz bir çok şey MBW-150 için hazırlanabilir. Yani bir tür &#8220;hacker oyuncağı&#8221; diyebiliriz aslında. MBW-150&#8242;nin arama/sms gösterme özelliği, N900&#8242;deki &#8220;müzik değiştirmek için mantıklı bir yol olmaması&#8221; ve hırsız alarmı özellikleri benim en çok ilgimi çekenler oldu, gerçekten ihtiyacım vardı bunlara.</p>
<p>MBW-150&#8242;mizi aldık ve kutu elimizde: İlk farkedeceğimiz şey kutunun oldukça hoş olması. Siyah ağırlıklı bir tasarımı var ve ön yüzde saatin bir resmini, arka yüzde ise genel anlamda özelliklerinin olduğu bir çok dilde bir listeyi bulabiliyoruz. Kutu tasarımını ben Nokia N96 (ve muhtemelen diğer Nxx&#8217;ler de benzerdir) kutusuna oldukça benzettim. Bu karton kutuyu kaldırdığımızda, 2 parçalı kutucuklar, bir kullanım kılavuzu (hemde Türkçe) ve bir adet büyük Sony Ericsson yazan yine hoş tasarımlı bir kutu buluyoruz. Maddelerden pek anlamadığımdan ayrımını yapamayacağım ancak sanırım plastik bir kutu bu. Birine hediye vermek isterseniz (birine 90 poundluk bir hediye vermek istiyorsanız, bana da bir hediye gönderin. =P ) bu kutu sizi yarı yolda bırakmayacaktır. Dıştaki iki kutucuğun içinde şarj aletinin iki parçası bulunuyor. bu parçaları birleştirerek şarj aletini hazırlıyorsunuz, zaten Türkiye prizleriyle de uyumlu. Bunlar dışında kutudan bir şey çıkmıyor. İçteki afilli kutuda ise tabii ki saatimiz, sıkması çok zevkli bir siyah yastığa sarılı halde duruyor.<br />
<center><img class="aligncenter size-medium wp-image-962" title="20100906_002" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_002-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></center><br />
MBW-150 ilk şarjı olmadan geliyor ve siz şarjını yapana kadar açılmasının bir yolu yok. Şarj yaklaşık 2 saat kadar sürüyor ve Bluetooth fonksiyonunu 1 hafta, analog saat fonksiyonunu da 14 gün boyunca götürebiliyor. Böyle bir cihaz için 7 + 7 günlük bir şarj ömrü ve sadece 2 saatlik bir şarj etme süresi bence oldukça kabul edilebilir. N900&#8242;ünüzü 7 gün boyunca canlı tutmanın bir yolu olmadığına göre, onu şarj ederken saati de şarj ederseniz asla şarj bitmesi durumu olmayacaktır.</p>
<p>MBW-150&#8242;yi ilk kez elimize alıyoruz: Saatin üzerinde 3 solda ve 3 sağda tuş var. Soldaki 3 tuş medya oynatıcıdaki dur/başla, ileri/geri fonksiyonlarını sağlıyor. Sağda ise iki tuş ve analog saatin kurma kolu mevcut, bu iki tuştan alttaki menüler arasında gezinmeyi, üstteki seçim yapmayı ve bilgi ekranları arasında gezinmeyi sağlıyor.  Saat ilk geldiği haliyle güreşçi bileği için dizayn edilmiş gibi. kolunuza takıp, kilitleyip, kilitli şekilde elinizden çıkarabilirsiniz, o kadar geniş. Tabii herhangi bir saatçiye gidip birkaç lira karşılığında kayış kısmından birkaç birim eksilttirebilir, sorunsuzca oturmasını sağlayabilirsiniz. Executive Edition&#8217;daki çelik tasarım ve haliyle gri renk oldukça hoş ve ışık vurunca daha da güzel görünüyor.  Kayış kilidi  üst üste 3 parçayı oturtarak yapılıyor ve dışarıdan kilitmiş gibi durmuyor, üzerindeki tuşuna bastırarak kilidi açabiliyoruz. Saat 182 gram çekiyor, Music ve Classic Editionlar tabii ki daha hafifler. Saatin camının &#8220;özel çizilmeye dayanıklı cam&#8221; olduğu iddiası var kutusunda ancak ne kadar dayanıklıdır onu zaman gösterebilir ancak.  Bilgi ekranının aydınlatması şaşırtıcı derecede iyi ve takibi kolay, parlaklık ve kalitesi gerçekten iyi ayarlanmış, aydınlık ortamlarda bile ekranı görmekte sorun yaşamıyoruz. Bunların dışında saatin alt kısmında minik bir soket var, buraya şarj aparatını oturtarak şarj ediyoruz. Saatin kullanımı oldukça rahat diyebilirim, dışarıdan uzaylı teknolojisi gibi görünmemesi ve acayip görünmeden ihtiyacınız olan işlevleri yapabilmeniz artı puan sağlıyor. Tabii &#8220;ben nerdim diye bağırsın&#8221; istiyorsanız tam olarak iş görmeyebilir. Tuşların basımı kolay ancak medya tuşları biraz daha ergonomik yapılabilirmiş. Analog saatte bir eksiklik sayar mısınız bilemiyorum ancak saniye belirten bir ok yok. Ben bunu bir avantaj olarak gördüm, zira sinir bozucu oluyor onlar. Özetle diyebilirim ki bir kez kolunuza oturttuktan sonra bir rahatsızlık yaşamayacaksınız ve 90 pounda alabileceğiniz bir çok saatten de iyi gözükecek.</p>
<p>Donanımsal özellikler kısaca böyle. Gelelim kullanıma, yani yazılımsal kısma. MBW-150&#8242;nin alttaki tuşuyla açabileceğimiz kayan menü sayesinde eşleştirme ve uyarıları ayarlayabiliyor, bluetooth&#8217;u açıp kapatabiliyoruz. Bağlantı yokken herhangi bir medya tuşuna dokunmak bağlantı kurulmasını sağlıyor. Üst tuş ise bilgi ekranlarını açıyor. İlk iki bilgi ekranı saatin kendi ekranıyken, üçüncü ekran telefon tarafından yazdırılıyor. İlk ekranda tarihi, ikinci ekranda BT durumu ve dijital saati, üçüncü ekranda ise telefondan gelen verileri -çalan müzik, batarya vs. bilgiler- görebiliyoruz. Burada iki önemli eksiklik var, birincisi ekranların yerini değiştiremiyoruz. İkinci ve daha önemlisi ekranları &#8220;sürekli açık&#8221; moda alamıyoruz, mesela sürekli dijital saati göster diyemiyoruz. SMS/Arama geldiği durumlarda bir ikon ve  titreşimle uyarılıyor, kişi eğer rehberimizde kayıtlıysa ismini, değilse numarasını görüyoruz.  Üçüncü ekranın herhangi bir veriyi gösterebilmesi en önemli özelliği, bu sayede cihazımızdaki herhangi bir şeyi burada gösterebiliyoruz ve tamamen kişiselleştirilebilir oluyor. MBW-150 dünyanın kullanımı en kolay saati sayılmaz ancak kılavuzu -zaten olsa olsa 5 sayfa kadar- bir kez okursanız 5 dakika içinde alışacaksınız.<br />
<center><img class="size-medium wp-image-963  aligncenter" title="20100906_003" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/20100906_003-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></center><br />
MBW-150&#8242;nin canımı sıkan tek şeyi ise OpenWatch&#8217;in kurulumu oldu. Aslında pek zor bir işlem değil ancak kimse zahmet edip açıklamadığı için ben birkaç saatimi harcamıştım. OpenWatch&#8217;i Extras Devel deposundan alıyorsunuz. Paket python-Imaging&#8217;e ihtiyaç duyuyor, ancak bu sistemdeki python-imaging ile çakışabilir (bende çakışmıştı) bu durumda paketin source dosyasını packages.maemo.org &#8216;dan indirip, control adlı dosyayı not defteriyle açıp Depends satırından python-Imaging &#8216;i silmelisiniz. Yine kurduktan sonra benim yaptığım gibi OpenWatch uygulamasını açıp sap gibi beklerseniz sinirden küp olursunuz. Yapmanız gereken şey, üstteki menüden Start on boot seçeneğini işaretlemek ve N900&#8242;ü yeniden başlatmak. Bir sonraki açılışta saatiniz bağlanınca &#8220;Watch connected&#8221; mesajı göreceksiniz ve herşey tamam olacak. Bunu biri böyle anlatınca yapması kola ama kendim bulması oldukça sıkıcıydı. Neyse ki OpenWatch&#8217;ı bir kez ayarladıktan sonra tekrar tekrar açmanıza gerek olmayacak.</p>
<p>Biraz da içimizdeki hackeri heyecanlandıralım, geliştiriciler API&#8217;yi kullanarak ve AT komutları sayesinde kendi OpenWatch&#8217;larını bile yazarak uygulamalar üretebiliyorlar. Mesela RSS okuyucu, GPS, Kopya çektirici, Hava durumu, Wi-Fi Monitörü, Adım sayıcı gibi şeyleri entegre edebilirsiniz, bu saydıklarımın bazılarının Windows Mobile için eklentileri bile yapılmış, Maemo üzerinde de kolayca yapılabilirler. Python üzerinde biraz bilgiyle ufacık bir alete oldukça iş yaptırmanız mümkün. Yine butonları cihaza fake buton olarak tanıtabilir, böylece onları birer tuşmuş gibi uygulamalara atayabilirsiniz. DBUS çağrılarını saate atayıp, buradan istediğinizi açıp kapayabilir, uzaktan yönetim yapabilirsiniz.</p>
<p>Son olarak da, genel hissiyattan, kullanıcı deneyiminden bahsedeyim: MBW-150 oldukça kullanışlı bir saat, görsel olarak yeterince iyi olmasının yanında, N900 için mantıklı bir medya kontrolcüsü görevi üstlenebiliyor ve hırsız alarmı sağlıyor. Aramaları/SMSleri buradan görebilmek meşgul bir günde gerçekten çok pratik, cebinizdeki ya da odanın bir köşesindeki telefona koşmadan önce kimin aradığını bilebilmek çok güzel, üstelik geleneksel sesli uyarılara olan ihtiyacınızı da sıfıra indiriyor diyebilirim, kolunuzda bir şeyler zangır zangır titrerken N900&#8242;ü sessizden çıkarmanıza da pek gerek yok.  Gün içinde bir çok kez hayatınızı kolaylaştırabiliyor ve sonuçta sadece bir saat olmasına rağmen. Saatinize bakarak bu kadar iş yapabilmenin hissi tabii ki enfes oluyor.</p>
<p>Sonuç olarak, MBW-150 hem bir saat hem bir bluetooth cihazı olarak verilen paranın karşılığını ödüyor, tamamen geliştirilmeye açık -ben şimdiden bir kaç şey düşünüyorum aslında.. :)-, pratik ve etkili. İncelemenin daha stabil olması açısından eksi yanlar da yazmak istiyorum ancak çok da bir eksiğini görmedim, yapacağını söylediği işlevleri yapıyor. Belki biraz daha kişiselleştirilebilir fonksiyonlar ve daha büyük bir ekran yapılabilirmiş diyorum. Sunduğu özelliklere ihtiyacınız olup olmadığı ise sonuçta size kalmış bir şey, kendi açımdan konuşursam, E-Ink bir saate sırf hoş göründüğü için buna yakın bir miktarda ödeme yapacakken, bu fiyata istediğim bir çok işi yaptırabildiğim bir ürün almaktan memnun kaldım. Performansa oranla fiyatı, fonksiyoncu bir adamın bakış açısından elbette ki çok iyi, kesinlikle alın da diyemiyorum ancak, sonuçta bu bir lüks ürün ve fiyatı da bazı ailelerin bir aylık mutfak masrafına denk düşüyor. Ancak düz mantıkla, Nokia N900&#8242;e 1000+ TL verebilen biri için MBW-150 pahalı gelmeyecektir. Saatle ilgili kafanıza takılan bir şeyler varsa sormaktan çekinmeyin, sonuçta hepimiz &#8220;kurcukluyoruz&#8221; <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/akilli-kol-saatleri" rel="bookmark" title="Permanent Link: Akıllı Kol Saatleri">Akıllı Kol Saatleri</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/amazon-co-uk-dan-alisveris-yapmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Amazon.co.uk &#8216;dan Alışveriş Yapmak">Amazon.co.uk &#8216;dan Alışveriş Yapmak</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/oyungezer-temmuz-sayisi-super" rel="bookmark" title="Permanent Link: Oyungezer Temmuz Sayısı, Süper! :)">Oyungezer Temmuz Sayısı, Süper! <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/kisisel-bolge/blogum-3-yasinda" rel="bookmark" title="Permanent Link: Blogum 3 yaşında!">Blogum 3 yaşında!</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/enemies-of-turkey" rel="bookmark" title="Permanent Link: Enemies of Turkey :)">Enemies of Turkey <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/bilisim/sony-ericsson-mbw-150-n900-uzerinde-openwatch-incelemesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OpenSOZLUK</title>
		<link>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/opensozluk</link>
		<comments>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/opensozluk#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 00:09:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aranel@Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[PHP]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aranelsurion.org/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-939" title="opensozlukthumb" src="http://www.aranelsurion.org/wp-content/opensozlukthumb.png" alt="" width="438" height="208" /></p>
<p><em>&#8220;Tomorrow is the only day in the year that appeals to a lazy man.&#8221;</em> ~Jimmy  Lyons</p>
<p>Bilmeyenler için; OpenSOZLUK benim kendimi geliştirme amaçlı giriştiğim bir PHP (dolayısıyla CSS/HTML/SQL ve istemeye istemeye JS) projesi, amacı açık kaynaklı, patlayıp çatlamayan, saçmasapan lisans problemleri olmayan bir interaktif sözlük yazılımı oluşturmak, yani &#8220;kendi minik ek$i-sözlük  klonlarımızı host etmek&#8221; amacı var diyebiliriz.</p>
<p>OpenSOZLUK üzerine sonunda çalışmaya başlayabildim, hatta sallantıda diyebileceğimiz CSS bilgim ve yeni yeni geliştiğim Gimp ile (öyle bir yetenek düşmanıyımdır ki, Gimp&#8217;le bunları yapabildiğime halen inanamıyorum diyeyim, büyüksün Gimp!) default şablon adayı bile hazırladım ona, biraz fazla devlet dairesi gibi oldu, aslında aklımdaki tasarım çok renkli, canlı, web2.0 bir şeydi ama oturup çizebilecek bir adam olmadığımdan en azından şimdilik basit bir şey yapmayı tercih ettim. Şablon desteği sayesinde belki ileride daha farklı tasarımlar da çıkarabilirim ortaya (aslında renkleri değiştirsem bu da canlı görünebilir), ya da bu işi benden daha iyi yapabilecek birileri el atabilir de. Her şekilde, &#8220;teorik olarak&#8221; çalışan bir tasarıma bakıp bu benim eserim diyebilmek zevkli oluyormuş.</p>
<p>Sıfırdan bir şeylere girişmenin gerçekten yorucu olduğunu farkettirdi bana OpenSOZLUK, ve hazır bir sistemi alıp dayayıp döşemek, düzenlemek gibi olmuyor gerçekten, gönüllü bir projede uğraşmak misli misli zor geliyor insana. Bunun yanında, bazı şeylerle de aramı iyileştirmemi sağladı tabii. Mesela PHP&#8217;de neredeyse hiç kullanmadığım fopen() -öğrenmesi 10sn falanmış tabii-, .htaccess ve mod_rewrite, &#8220;tasarımla kod nasıl ayrılır&#8221;, &#8221; fonksiyon neden yazıyoruz ki&#8221;, &#8221; ne demek o kadar SQL sorgusu yavaşlatır yeaa&#8221; gibi olayları hafif hafif çözdüm diyebilirim. Freenode&#8217;daki ##php kanalındaki arkadaşlar da beklemediğim kadar (RTFM veya Let me google it for you linki bekliyordum) yardımcı oluyorlar sağolsunlar <img src='http://www.aranelsurion.org/wp-content/plugins/smilies-themer/Silk/emoticon_smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir kaç not olarak; IDE olarak Netbeans iddiamda kararlıyım, gerçekten her anlamda etkili bir yazılım bu, işleri çok kolaylaştırıyor. XHTML&#8217;in ömrü dolmaya yakın diyorlar, XML ile aranız yoksa HTML 4/5 en iyisi. XHTML 2 sanırım iptal edilmiş, HTML 5&#8242;in de ne kadar kapsamlı olduğuna bakılırsa haksız bir iddia sayılmaz. CSS&#8217;de ufak bir hackle footerı en aşağı kaydırabiliyorsunuz. (SVN&#8217;deki style.css&#8217;de bir örneği var) Daha aklıma gelmeyen şeyler de vardır bir sürü.</p>
<p>Projeye yardım etmek, bana akıl vermek (&#8220;Knowledge is power. Guard it well.&#8221;), şunu olmamış bunu yapamamışsın bik bik etmek (bunun da faydası oluyor bir anlamda) isteyenler çekinmesin, her yönden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>SVN ve Proje takibi:</strong> <a href="http://projeler.aranelsurion.org">projeler.aranelsurion.org</a></p>
<hr /><h2>İlgili Yazılar:</h2><ul><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2009/kisisel-bolge/gece-3de-php-yazmak" rel="bookmark" title="Permanent Link: Gece 3&#8242;de PHP yazmak">Gece 3&#8242;de PHP yazmak</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2008/kisisel-bolge/tatil" rel="bookmark" title="Permanent Link: Tatil..">Tatil..</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/projeler-aranelsurion-org-ve-svn" rel="bookmark" title="Permanent Link: Projeler.Aranelsurion.Org ve SVN">Projeler.Aranelsurion.Org ve SVN</a></li><li><a href="http://www.aranelsurion.org/projeler" rel="bookmark" title="Permanent Link: Projeler">Projeler</a></li></ul><hr /><small>2007 - 20xx<br /> Aranel Surion'un Blogu. (Dijital Parmakizi:<br /> c073d28377f852746662bb706db575c6)</small>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.aranelsurion.org/2010/linux-dunyasindan/opensozluk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

