“Tizen ile Mobil Yaşam” (OYLG ’13)


“Tizen ile Mobil Yaşam” Sunumu

Özgür Yazılım Günleri 2013 ‘ün sonuna geldik, ben de İstanbul  Bilgi Üniversitesi’nde Oytun Eren ile beraber yaptığımız sunumdan oldukça memnun ayrıldım. Konuşmanın maalesef bir videosunu çekmemişiz; kısaca, Tizen cihazlarından, geliştirme olanaklarından, nasıl geliştirildiğinden ve geleceğinden biraz bahsettik. HTML5 ve Tizen Türkiye ‘den de birkaç cümlede bahsetmeye çalıştım. Sunumun sonuna doğru yaptığım mini Firefox OS reklamı işe yaramış olacak ki çıkışta Mozilla standını tamamen bizim dinleyicilerimiz istila etmişlerdi. :)

Yanımızda bir de cihaz getirdik, hatta sunum sırasında arkadaşlarımızın da deneme fırsatı oldu, onları da sahneye alıp bir de Tizen ile Mobil Yaşam hatıra fotoğrafı çektirdik. Yukarıdaki fotoğraf işte o an, RD-210 geliştirici cihazından alınmış bir kare, ve Tizen ile çekilmiş ilk fotoğraflardan biri. Sunumda kullandığımız slaytları da hemen altındaki bağlantıya tıklayarak alabilirsiniz. Sunuma katılan, varlığıyla ve sorularıyla yanımızda bulunan herkese tekrar teşekkürler.

Bir sonraki yıl görüşmek üzere,

Cydia Tweak Listesi (2013)

evasi0n-jailbreak

iPhone ‘un en sıkıntılı yanı, bir Apple ürünü olması. Bu da maalesef en olmadık yerde kısıntıya gidilmiş, ısrarla eklenmemiş özellikler, gereksiz sınırlamalar demek oluyor bazen. iOS ‘unuzu jailbreak yapmak oldukça kolay bir işlem, Google’dan pek çoğunu bulabileceğiniz son derece basit yöntemlerle jailbreak yapmak mümkün. Jailbreak ‘in kendisi, cihaz için pek de sıkıntılı değil. Asıl sıkıntıları ise Cydia mağazası üzerinden kurduğunuz ekstra özellikler yapıyor ki, neyi kurup neyi kurmayacağınıza dikkat etmeniz gerek. Hepsini haftalardır kendim kullandığım, benim Cydia tweaklerimden bir liste yaptım, hepsi çok önemli eksikleri kapatıyor benim için.

En gerekliler:

  • Tab+: Muhtemelen Cydia ‘dan ilk indirmeniz gereken, çok basit bir tweak, tek özelliği Safari ‘deki maksimum 8 sekme sınırını kaldırmak. Bu son derece yersiz sınırlamayı kaldırdığınızda, aynı anda 15 – 20 sekmeyi yavaşlama olmadan kullanabiliyorsunuz.

Bu yazının tamamını oku »

Aranel Surion’un iPhone 5′i

Apple_ThinkDifferent

Yazının başlığını ben koymadım, Apple koydu, her iPhone ile cihazınıza verilen varsayılan isimlendirme bu, muhtemelen ilk seferde bulamayacağınız için söyleyeyim, değiştirmek için Hakkında ekranına gitmek gerekiyor bu cihazın. iPhone ‘un 5′i, Galaxy S’in 3′ü derken, sanırım bu cihazların hedef al(a)madığı bir kitleye aidim ben. Peki son üç cihazım N900, N950 ve N9′ken, biraz da iPhone kullanmak nasıl mı oluyor, işte şöyle oluyor:

Biliyorum ki bir trilyon iPhone incelemesi var piyasada, hiçbirini okumadımsa da hepsinin üç aşağı beş yukarı ne yazacağını kestirebilirim, bu yüzden ben yazmayacağım bunları tekrar, oldukça geç kalmış bir inceleme yerine, iPhone’u bir Linux kullanıcısı gözünden ele almayı, N9 ile kıyaslamayı, aklı fikri yerinde, penguenin anlamını bilen adamlar bunu kullanabilir mi, işte biraz bundan bahsedeyim diyorum. iPhone ‘uma para vermedim, bu yüzden 2000 lira bağlanan bu cihazları eleştirirsem kusuruma bakmayınız, en azından doğru/mantıksal bağlantılar kurmaya çalışacağım yazarken. Peki benim neler dikkatimi çekti iPhone 5′te, bunu bir “bilmeniz gerekenler” yazısı olarak ele alın:

Tasarım

Apple ürünlerinin tasarımı hep üstün ifade edilir. Bu benim için yeterince tartışmaya açık olsa da, iPhone 5′in tasarımı aman da aman değil, diğer iPhone ‘lardan ve hatta Android ‘lerden çok farklı görünmüyor aslında. İşin gerçeği bu sektörde seksiliğin tanımını en son N9 yaptı, üstüne henüz birşey konabildiğine ben inanmıyorum. Zevkler kullanıcıdan kullanıcıya değişir tabii ama, lütfen bir siyah veya cyan N9 ‘u elinize alıp, iPhone 5 bundan güzel görünüyor diyebilin, ama sesiniz titremesin. Benim iPhone tasarımına dair en kayda değer bulduğum kısmı “elma”. Evet 5′in de tabii ki bir elması var, böylece bir telefona 2000 ~ 3000 lira verebildiğinizi gösterebilme fonksiyonu korunmuş. Yalnız gerçekten inandırıcı olması açısından, mümkünse arkasına kabartma harflerle “Tek Çekim” yazdırın.

Tasarıma not düşmek gerekirse; iPhone 5 epeyce ince ve hafif, benim gibi adamların elinde kırılgan duruyorsa da alıştığınızda hoşunuza gidiyor. Gerçi incelik konusu artık mantık/ihtiyaç sınırlarını çoktan aştığından 5′in ince olup olmadığı sizin için de pek farketmeyecek. Yalnız hakkını vermek gerekiyor ki iPhone 5 hafif. Arka kasanın pek bir numarası yok, tabii burada yine N9′a kıyaslıyorum. Ancak aksessuar çeşitliliği inanılmaz olduğu için, düzgün bir kasa alırsanız hem gerçekten güzel görünen bir iPhone’unuz olacak, hem de hemen kırılmayacak, benden duymadınız. Benimkinin arkasında HTR Case  yazıyor, siyah ve kenarları göze hoş gelen bir materyalden yapılmış, bulabilirseniz öneriyorum bunu.

Soldaki ses tuşlarının yanında bir Sessiz düğmesi mevcut. iPhone’lara uzağım dedim ya, muhtemelen diğer iPhone ‘larda da var olduğunu sandığım bu tuş için Apple’ı takdir edebilirim, hem çok işlevsel, hem de o “tik” hissi çok oturaklı. Yalnız çok absürd bir hoparlör yerleşimi var ki, bir ara bozdum sandım, oysa ki parmağım kapatıyormuş. Sadede gelirsem; Nokia N9′ın halen bariz en seksi akıllı telefon olduğunu iddia edebilirim. Sonradan gelen WP’lere yapılan ufak tefek değişiklikler ve WP butonları tasarımı duman ettiyse de, N9′un tasarımı halen iPhone 5′den iyi.
Bu yazının tamamını oku »

SMARTMONTOOLS ile Sabit diskleri kontrol etmek

Arızalı sabit diskler her zaman bilgisayarların en can sıkan parçaları olmaya devam edecekler. Fanlarla birlikte bilgisayarların demirbaş hareketli parçalarından biri oldukları için, kolayca çöpe koyup kurtulamadığınız gibi, yıllar içerisinde bu ikili size varlıklarını her daim hatırlatacak. Peki Linux üzerinde bir sabit diskin sağlığını nasıl kontrol ederiz?

Öncelikle anlaşılması gereken, sabit disklerin her zaman  “dağ gibi adamdı küt diye gitti anlamadık” formatında ölmedikleridir, en azından 7/24 sabit, titreşimsiz bir alanda, UPS altında saklıyorsanız böyledir, bu tip “ideal” koşullarda  bağıra bağıra, çığlık çığlığa ölürler ki, bu çığlıkları duyup önceden tüm verinizi yedekleyip, can sıkıntısının önüne geçebilirsiniz. Bir ikincisi, günümüzde piyasadaki disklerin tamamı SMART ile gelirler. SMART, çok basitçe işletim sisteminizden disklerin durumunu sorgulama, istatistikleri/sıcaklığı alma ve hatta disklerin kendi self-testlerinin sonuçlarını okuma, ve test yapma olanağı sağlar.

Bir diskte okuma arızalarının yaşanmaya başlanması ilk etapta dosya sisteminde tutarsızlıklar olarak dönebilir, burada karşınıza çıkabilecek durumlardan ilki, dosya sisteminizin ansızın read-only (salt okunur) duruma geçmesi olur Linux’ta. Windows ‘da ise bir uyarı balonu, veya her açılışta karşınıza fırlayan bir CHKDSK olarak gelebilir. Tabii ki dosya sisteminde tutarsızlık demek, illa ki diskte bir sıkıntı demek değil. Diskin size ilk atacağı çığlıkları ise dmesg komutunun çıktısında görebilirsiniz. Linux’ta diskler sd harfiyle başlayıp alfabedeki ilk harfi alırlar. 3 sabit diskiniz varsa, ilk bağlanan sda, son bağlanan sdc olacaktır. DMESG’de [sda] ile başlayan hatalar okumaya başlamış olabilirsiniz, bu ilk sabit diskte bir sıkıntı olma ihtimalini gösteriyor olabilir.

Olmayabilir de. Hala pek çok etken mevcut, daha iyi anlamanın yolu diske sormak. Burada ilk yapacağımız iş, sudo apt-get install smartmontools yaparak SMART izleme araçlarını Linux dağıtımımıza kurmak olacak. Daha sonra sudo smartctl -a  /dev/sda komutunu çalıştırabiliriz. Diskiniz 2.ci diskse sda ‘yı sdb yaparsınız. Karşınıza çok uzun bir çıktı gelmiş olmalı.

Bu yazının tamamını oku »

How Linux is Built

The Linux Foundation tarafından yapılmış, kısa, çoğumuzun bildiği ama yine de ilginç bir çalışma. Böyle daha çok materyal olsa, daha iyi anlatılsa ya Linux.

Casablanca | Raspberry Pi için Yönetim Paneli

casablancacasablancadev
Casablanca, Raspberry Pi için PHP tabanlı bir yönetim/izleme paneli. Kendi Pi ‘m için, PiWWW tabanlı (Atouk ‘un) yazmıştım, paylaşmaya karar verdim. MySQL, veya ekstra bir başka şey gerektirmiyor. Yalnız ilk kurulumda yapmanız gereken bir takım düzenlemeler var, bunları README dosyasında bulabilirsiniz, hatta söylemek gerekirse; o dosyayı okumazsanız Casablanca çalışmayacak. Panel kendi kullanımım için olduğundan menülerde ve arayüzde sizin işinizi görmeyecek şeyler olabilir (sol tarafi Status barında ve üstteki menülerde özellikle), kolayca değiştirmeniz mümkün.

Özellikleri:

  • Parola korumalı
  • Sunucu/Port durum bilgisi
  • Syslog, Message-log, Services çıktısı, tüm PHP oturumlarını sonlandırma
  • Sistem bilgileri: Genel durum, Uptime, Sistem ısısı, CPU/OS/USB bilgileri, DMESG çıktısı, Hafıza kullanımı ve en çok kullananlar, GPIO durumu (Atouk  ‘un, WiringPi gerektirir), Ağ durumu, Disk kullanımı, Turbo durumu, Voltajlar, Frekanslar, Kodekler.
  • Javascript ile yenileme (Sayesinde 3 satır daha JS öğrendim)
  • Tatlı görünüyor olması, bu da bir özellik

Geliştirmeler, yamalarınız ve bilgi almak için: İletişim

Koda ulaşmak için: svn.aranelsurion.org/casablanca

Raspberry Pi 101: RasPi nedir? Ne Yapılır? Alışveriş Rehberi

Raspberry Pi, $35 (80 TL~) gibi bir rakama edinilebilecek, microUSB üzerinden yaklaşık 3 Watt güçle çalışan, kredi kartı büyüklüğünde bir bilgisayar. Raspberry’nin bir kasası yok, sadece bir kart olarak satılıyor. Ancak hafife de almayın, bu küçük bilgisayardan biraz bahsetmek gerekirse:

  • 700 MHz ARM11 CPU
  • Broadcom VideoCore IV GPU (OpenGL ES 2.0 destekli, MPEG-2 ve VC-1 uyumlu. 1080p görüntü çıkışı)
  • 512 MB RAM
  • 2 adet USB çıkışı, HDMI çıkışı, Ethernet, SD kart yuvası, 3,5mm ses çıkışı ve Kompozit çıkış.

Raspberry’nin maliyeti ve boyu, yukarıdaki özelliklerine göre çok küçük. USB, HDMI, SD gibi her türlü desteğin yanı sıra iş görür bir CPU, RAM ve gayet iyi bir GPU ‘ya (Xbox I seviyesinde deniyor) sahipsiniz ve HD oynatabiliyorsunuz. Üstelik tüm bunları 5 V’lık bir microUSB’den aldığınız 3~4 Watt ‘lık güçle yapıyorsunuz. Basit bir kıyasla ortalama bir bilgisayar donanımı 200 Watt~ gibi bir enerjiyi kullanabiliyor. Bu durumda Raspberry ‘i aslında bir kalem pille, güneş enerjisiyle, veya pedal çevirerek çalıştırmanız mümkün. Üstelik  tüm bu donanım siz ne isterseniz onu yapmak için bekliyor, şimdiden bir çok dağıtım ve yazılım bu amaçlar için hazır.

Neler yapılabilir?

Hiç güç tüketmeyip (evdeki diğer her şeye kıyasla), yeterli miktarda performans üreten bir mini bilgisayarla ne yapılır? Üstelik son derece ucuz ve kurcalanabilir olsun. Bu sorunun cevabını size en iyi YouTube verebilir, çünkü RasPi ile yapılabileceklerin sınırı yok. Tamamı hayal gücüne ve isteğe kalmış olmakla beraber, ondan 3 Watt’lık bir bilgisayar da yapabilirsiniz, bir media-center da, sunucu olarak da kullanabilirsiniz, depolama/yedek ünitesi olarak da. Eliniz yatkınsa Raspberry sizin için ev otomasyonu da yapabilir; ışıkları kapatıp, kapıları kilitleyebilir, bir fincan kahve yapıp termostatı ayarlayabilir. Veya arabanızın multimedya sistemiyle değiştirip 80 lira ‘ya çok az enerji tüketen tam kapasiteli bir bilgisayar da taşıyabilirsiniz. Raspberry ‘ye bir kamera bağlarsanız ev güvenlik sistemi de yapabilirsiniz, robot da, bir emulator indirip HDMI’dan TV’nize bağladığınızda kendi oyun konsolunuzu da yapabilirsiniz.

Çok mu saydım? Aslında çok değil, bu saydıklarımın çoğu yapılmış, şuan kullanılan şeyler. Bu liste o kadar uzatılabilir ki. Gezegenin bir yerinde, tamamen güneş enerjili bir Raspberry sunucusu olduğunu, tüm Dünya ‘da elektrikler gitse bile onun açık kalacağını biliyor muydunuz? Mesea bu yapıldı. Peki elimiz yatkın değil veya zamanımız yok, pratik olarak neler yapabiliriz? O zaman kendi beklentilerimi anlatayım, ben ne için istedim Raspberry Pi ‘yi:

Bu yazının tamamını oku »

Nedir bu Jolla?

Jolla, çoğunluğu Nokia’dan tanınmış eski yüzlerden oluşan, Finlandiya menşeili bir akıllı telefon üreticisi. Daha doğrusu geleceğin üreticisi, zira henüz piyasaya çıkmış bir ürünü yok Jolla’nın, bunun için 2013′ü beklemek gerekecek. Peki nedir Jolla, nasıl bir profil çizer, neden önemli?

Jolla’nın asıl ürünü Sailfish OS. Sailfish’in ne olduğunu anlamak için, biraz Mer ‘i anlamak, ancak esasen MeeGo ‘yu ve onun SWIPE arayüzünü anlayabilmek gerek. Dolayısıyla bu son bahsettiğim iki kelimeye aşina değilseniz Google şimdiden sizleri bekliyor. Sailfish, Mer tabanlı bir mobil işletim sistemi, Mer de, zamanında Maemo’nun Diablo sürümünün yerine geçmek için yazılmış, Maemo Reconstructed adında bir proje. Sonradan revize edilip Mer Project haline geldiğinde ise, Qt/QML ve HTML5 tabanlı bir temel mobil dağıtımı halini aldı. Şuanki proje, tabanını MeeGo’dan alıyor, Tizen ile de beraber bir şeyler yapmayı “planlıyor”.  Peki Mer neyi yapmıyor dersek, Mer, ekranı gösterene kadar var, bundan sonraki donanım adaptasyonu ve arayüz kısmında ise yok. Dolayısıyla sadece Mer ‘i kullanarak günlük hayatınızda kullanacağınız bir akıllı telefon elde edemiyorsunuz, daha çok inşaatın temel kısmı denebilir Mer için.

İşte Sailfish’in ortaya çıktığı nokta da burası, Mer ve Nemo Mobile’i temel alıyorsunuz, bir ürün olarak satılabilecek bir mobil işletim sistemine çeviriyorsunuz. Sailfish OS oluyor. Peki neden bu gerekli? Bunun açıklaması da Nokia’nın MeeGo Harmattan’daki bir miktar çuvallaması, ya da “politik olarak doğru” olmak gerekirse, yönünü başka bir yere çevirmesi. Nokia, yönünü Windows Phone’a çevirdiğinde, arkasında SWIPE gibi şahane bir arayüz, çok umut verici bir Linux tabanlı platform ve hali hazırda kullanılabilir, gerçek bir örnek bıraktı. Bugün Jolla, Blackberry ve Mozilla, denebilir ki (tabii ki üçünün de son ürünleri piyasada olmadığından, spekülasyon bu) bu harika çalışmanın meyvelerini, Nokia ‘nın yerine toplamak için çalışıyorlar. Zira ortada daha önce eşi benzeri yapılmamış bir sistem (ki bugün hala MeeGo Harmattan, denebilir ki pek çok yönden eşsiz) var, bu sistem hem kullanıcı etkileşimini önplana alıyor, hem de basit, uygulanabilir, konforlu ve hafif. MeeGo’nun teknik altyapısından çok, MeeGo’nun tasarımı, altında yatan fikir değerli. Tabii sadece bu da değil, hali hazırda kullanılabilir, en azından bir kısmından faydalınabilir bir Linux çözümü olarak da işe yarıyor MeeGo, en büyük yaptığı işse, yaratıcı/yenilikçi bir tasarımla (SWIPE) harika bir altyapının (Linux ve tabanlı araçları) ortaya çıkartabileceği sonuç için bir örnek teşkil etmesi. Daha da iyisi, tüm bu işi yapıp bu ürünü çıkaranların, bir şekilde bunun meyvesini toplamıyor olması.

Bu yazının tamamını oku »

Sublime Text 2: Hayalimdeki IDE

Arabalara, balıklara, hatta posta pullarına ilgi duyabilecekken, evet şu bir gerçek ki benim hobilerimden biri IDE’ler. Hatta bazı günler, ortaya bir iş çıkarmaktansa sadece açıp onların arayüzüne bakmak, sağını solunu kurcalayıp çalışmayı takdir etmek geliyor içimden. Öyle ya, rahatınıza düşkünseniz, hesap makinesi yazmak için bile, a ile b ‘yi toplamak için bile rahat bir koltuğa, 23″ er inç iki ekrana, üst seviye mouse/klavye ikilisine, hızlı bir bilgisayara ve Linux’unuzun üzerinde koşan sağlam bir IDE’ye ihtiyaç duyabiliyorsunuz. Her ne kadar göze takım elbiseyle araba tamir etmek gibi gelse de gerçek bu, uğraştığınız işi eğlenceli bir aktiviteye dönüştürmenin yolu, içine birazcık lüks katmaktan geçiyor.

Sadece bunlar da değil, sanırım bugüne kadar piyasaya çıkmış, bir şekilde birileri tarafından kullanılmış çoğu editörü denemişimdir; NetBeans, Geany, Eclipse, Qt Creator (bunun amacı farklı tabii), hatta Kate, Nano ve kısa süreliğine Vim de, bunların arasına Windows ‘da kullandıklarımı, bir gün kurcalayıp attıklarımı, bugünlerde yeni yeni sayıları artan WebIDE ‘leri de eklerseniz, evet, IDE kurcalamak bence bir hobi. En azından geçen birkaç haftaya kadar böyle düşünüyordum.

Ve sonra.. Ve sonra hayatıma Sublime Text girdi, anladım ki IDE değiştirmek bir hobi değil, bir arayış. Yukarıda saydığım kamyon yüküyle editör, pek çok farklı amaca ve kullanıcıya hizmet peşinde, Nano bu listedeki belki de en özelliksiz, sade editörken, NetBeans ‘in özelliklerinin %10 ‘u kadarını keşfettiğimi sanıyorum. Hepsini bağlayan ortak nokta nedir? Hepsi kötü görünüyor! Yazılım da yazsanız, roman da yazsanız (niye romanı bir editörde yazacağınız bu yazının konusu değil) bu editörlerin arayüzleri bir felaket. Üstelik hepsi çok ağır, açılışları da, çalışmaları da, hantallığı illa ki hissediyorsunuz. Hantal olmayanları da neredeyse hiçbir özelliğe sahip değil, şanslıysanız sentaks renklendirme yapıyorlar sadece, gerisi size kalmış. Sadece bunlar da değil, bu editörler kendi aralarında kamplaşmış gibiler, ya özelliksizler, ya da korkunç karmaşık arayüzleri ve işlevsellikten tamamen uzak yaklaşımlarıyla özelliklerini kullanasınız gelmiyor bile.
Bu yazının tamamını oku »

myTinyTodo ile Yapılacakları Yönetmek

Yaklaşık 3 gündür, yapılacak listesi sorunuma bir çözüm arıyordum. Bunun bir sorun halini almasının asıl sebepleri; hem N9′daki TO-DO uygulamalarının yetersizliği, hem de benim bu alanda hiçbir çözümü tam olarak benimsememem oldu. Uygulamaların kimi yetersiz, kimi fazla yeterli/karmaşık, kimisi de fazlasıyla “fantastik” geldiler ki, kendi basit liste tutma amacıma hizmet ettiremedim bunları. myTinyTodo ise, şimdiye kadar bulduğum en iyi çözüm, ve her anlamda işimi görüyor. Peki, yapılacaklarımızın listesini tutacaksak, neden myTinyTodo?

myTinyTodo, basit bir PHP betiği. Sunucunuza kurup, dileğinize göre SQLite veya MySQL üzerinden kullanabiliyorsunuz. İlk avantajı da burada, diğer bir çok çözümün aksine, Web ‘de çalıştığınız için platform-bağımsız çalışabiliyorsunuz, üstelik tüm veriler sunucunuzda saklanıyor, ve kodlar açıkta olduğu için kendinize göre bir yön verme şansınız mevcut. Son derece basit bir kurulumdan sonra, myTinyTodo ile hemen çalışmaya başlamak mümkün, üstelik oldukça da yetenekli.

  • Ayrı listeler ve etiket mümkün. İsterseniz benim gibi, tüm yapılacaklarınızı Genel adında bir listede toplayabileceğiniz gibi, çok yapılacak işiniz varsa, bunları farklı listelere dağıtabiliyorsunuz. Daha önemlisi, her yapılacak notunuza bir etiket verip, etikete göre arama yapabiliyorsunuz. Mesela “Blog”, “MeeGo”, “ITStuff”, “Angarya” gibi etiketler yaratıp, basitçe sadece angaryaları, veya blog işlerini takip edebiliyorsunuz.
  • Bütün yapılacak maddelerine bir deadline verebiliyor, öncelik belirtebiliyorsunuz. Verdiğiniz bitiş süresi size “3 gün içinde”, “yarın” gibi mantıklı kelimelerle sunuluyor. Önceliklerde ise daha da mantıklı bir şekilde, +2, +1, 0 ve -1 seçenekleri mevcut. Böylece neyin önemli olduğunu bildiğiniz gibi, neyin önemli olmadığını da bilip, dikkatinizi dağıtmamış oluyorsunuz. İsterseniz maddelere not eklemeniz de mümkün.
  • Yapılacaklar size son derece sade bir arayüzde, gerekli her şeyi (öncelik,madde,bitiş tarihi ve not) tek satırda, renklendirilmiş şekilde veriliyor. Anlamak için bir bakış yeterli.
  • Listelerinizi isterseniz parola korumalı hale getirebiliyorsunuz, ayrıca yine isterseniz, bazı listeleri halka açık hale getirmek, hatta RSS üzerinden besleme vermek de mümkün. Böylece, kapalı kapılar ardında kalması gerekmeyen işlerinizi, etrafınızdakilerle paylaşmanız mümkün hale getirilmiş.
  • MyTinyTodo ‘nun harika uyumlu bir mobil versiyonu da var, http://kurulumunuz.com/?pda yapıp, akıllı cihazlarınızdan bu kullanımı son derece kolay arayüze erişebiliyorsunuz ki, büyük bir artı. N9 için konuşursam, şimdiye kadar gördüğüm en iyi TO-DO web arayüzü bu yazılımda. Daha da iyisi, arayüzün tamamı dinamik, sayfalar arasında gezinmiyorsunuz. Üstelik eklediğiniz yeni maddelerde “/” işaretiyle akıllı özellikler kullanmak mümkün. Mesela, “/+1/ MyTinyTodo’dan bahset /Blog/” yazıp, Blog etiketine +1 öncelikte bir madde eklemek mümkün.
  • Bunların dışında, myTinyTodo, isterseniz yapılacaklarınızı sıralama ve CSV veya iCalendar olarak dışa aktarma yeteneğine de sahip. Türkçe dil desteği de myTinyTodo ‘da mevcut.

Özetlemek gerekirse; myTinyTodo son derece sade, pratik, oldukça fonksiyonel ve de güvenli. Üstelik senkronizasyon derdiniz olmadığı gibi, mobil kullanmak da mümkün.

Beni myTinyTodo ‘ya kadar getiren yol oldukça sıkıcıydı, açıkçası MTT ‘ye de fazla güvenmemiş, kurduktan sonra kendime göre yeniden dizayn etmeyi düşünüyordum. Biraz kullandıktan sonra, işin gerçeği şu ki, bu küçük web yazılımında ihtiyacım olan her şey, fazlasıyla iyi düşünülmüş ve entegre edilmiş bile!  myTinyTodo,  yaklaşık 1 yıldır yeni sürüm vermemiş olmasına rağmen, benim nezdimde en başarılı TO-DO uygulaması.

Demo ve indirmek için:  myTinyTodo.net