“İşte o Anarşistler!”

Medyanın marijinalize etmeye çalıştığı düşüncelere karşı geliştirdiği sistematik baskı bitmek bilmiyor. En son, üye olduğum isyan adlı bir mail grubunda Star’ın yaptığı haber kanımı dondurdu diyebilirim.

Tam 5 Dakika boyunca 1 Mayıs’ta anarşist eylemlerden bahseden kanal, neredeyse hiç bir slogana yer vermiyor, anarşistleri “Nükleer füzelere,kapitalizme,devlete karşı olanlar” gibi son derece sığ, hatta gerizekalılık derecesinde basitleştirilmiş bir özetle açıklarken, tüm yayın boyunca tek yaptığı şey “Anarşistler şurayı kırdı,mermeri söktü,çöp konteynırını devirdi” den oluşan acizlik ve korku yaymaktan başka bir şey değil.

Bu yazının tamamını oku »

1 Mayıs

1 Mayıs 2009′da böylece geçti, tabii ki yine katıldım ve ilginç insanlar, düşünceler görme, düşüncelerimi haykırma fırsatı yakaladım, yılda bir kez bile olsa bu müthiş bir duygu. İstanbul’da olmadığımdan istediğim heyecanı yaşayamadım diyebilirim. 1 Mayıs hakkında daha önce sanırım bir şeyler yazmıştım, devletin bu seneki 1 Mayıs’ı tatil etmesi pek de hoşuma gitmedi işin gerçeği, devlet izniyle kutluyorsak niye işçi bayramı organize ediyoruz ki?

Bir de, ülkemizdeki sol topluluklara artık gerçekten yeni sloganlar lazım, cümlenin başından sonunu tahmin edebiliyorum yahu. Yine bu konuda anarşist otonomlar falan oldukça yaratıcıyken, solumsu örgütler resmen slogan ezberlettiler bana.

Son olarak, ses soluk kalmadı bende bu gün, öh be.

“Hadi barikata! Hadi barikata! Ekmek, Adalet ve Özgürlük için! Kara fırtınalar sarsıyor göğü, kara bulutlar kör eder gözleri. Ölüm ve acı beklese de bizleri, onları yenmek için yürümeliyiz! Ve en değerli varlığımız özgürlük, cesaret ve inançla savunmalıyız!”

Hadi Barikata: Dinle (Ve evet, A Las Barricadas.)

İç Mihrak geri döndü


İnsanın güzel haberlere de ihtiyacı oluyor bazen.

Link: http://icmihrak.blogspot.com/

Devletin İdeolojik Aygıtları

Devlet katleder!

Devlet katleder!
6 Aralık 2008 Cumartesi Exarchia’da, 15 yaşındaki yoldaşımız
Alexandros Grigoropoulos göğsüne isabet eden bir kurşunla polis
tarafından soğuk kanlılıkla katledildi.
Bu olay katle ortak olan politikacıları n ve gazetecilerin ifade
ettiklerinin tersine münferit bir olay değil fakat direnişçilere,
devrimcilere, anarşistlere ve otorite karşıtlarına yönelen sistematik
ve organize devlet baskısının patlamasıdır. Bu, otoriteyle mücadele
edenlere, yeni baskı mekanizmaları yla, iftiracı medya propagandaları
yla, sıfır tolerans doktorinleriyle sürekli silahlanma, artan şiddet
kullanımı ile kendini gösteren devlet terörizminin zirvesidir.
Bu yazının tamamını oku »

Sansür ve bloglar

Tüm Dünya’da bir anda yıldızı parlayan bloglama aktivitesi, sizlerin de bildiği üzere çok kısa zamana kadar yoktu. Bloglar, klasik haber/makale portallarının aksine genelde resmi-olmayan ve yoğun olarak kişisel amaçla kullanıldıkları için amatör içeriğe olanak sağlayan, bu yönüyle de hiç bir kısıtlama ve yasal olma ihtiyacı da hissetmeyen nispeten daha küçük oluşumlardır.
Bu yazının tamamını oku »

İç Mihrak – İçerikleri

Geçenlerde İç Mihrak blogunun kapandığını söylemiştim. Aslında bir şekilde yeniden açılmasını bekliyordum ama sanırım bu olmayacak, ben de şimdiye kadar bloglarında yayınladıkları içerikleri derledim, böylece şimdiye kadar yaptıkları en azından boşa gitmemiş olacak.

Resimlerin arasında İç Mihrak’ın özel olaylar&gruplar için yaptığı posterler ve son yaptığı bazı posterler yok, yedeğini almamışım onların. Eski posta adreslerine mail attım, eğer gönderirlerse(ya da elinde olan biri bana ulaşırsa) onları da ekleyip derleyebilirim.

Güncelleme: Gönderdiğim postaya cevap aldım, yılbaşından sonra tekrar açıyorlarmış blogu :)
Bu yazının tamamını oku »

Açık Mektup

Buradan yüce devletimize sesleniyorum! Efendim, durum şudur ki ; yaptığım kişisel araştırmalar sonucunda IQmün 30 un üstünde olduğunu üzülerek farketmiş durumdayım, tabii ki IQsü “bu denli yüksek” olan insanların toplumda bulunması büyük bir sorundur. Bu sebeple beni yasaklamanızı, engellemenizi, erişimime çomak sokmanızı rica ediyorum. Lütfen biri beni durdursun. Lütfen bloguma erişimi yasaklayın, engelleyin, anasayfaya 8-9 tane kırmızı ünlem falan da koyun ki artistik görünsün. Böylece “devletimi seviyorum ben”ciler de mutlu olabilsinler, değil mi ama ? Hatta buradan ülkemizin pek sayın başbakanına da iki çift lafı borç bilirim : “Engellemeyeni sksinler mi ?”

Bu girdiyi fazla uzatmak istemiyorum, zirâ yüce devletimizin ve “süper-ultra-mega harika” hukuk kuruluşlarının önünde engelleyecek bir sürü site, yapacak bir sürü iş vardır, kendilerinin vaktini çalmamak gerekiyor, sonuçta o baskıcı ve faşist beyinleriniz(pardon, ona halen beyin deniyor mu?) bu yazıyı fazlasıyla uzun görecek ve okumayacaklardır sanıyorum. Hem kaldı ki, siz zaten istediğiniz haltı yiyorsunuz, halkın ne istediği nasıl düşündüğü kimin umrunda, haksız mıyım ? Halk kimmiş ki zaten, ayaklar baş olursa kıyamet kopar arkadaş!

O değilde, hayatım boyunca yaptığım ilginç salaklıklardan birisi, ülkemin Suudi Arabistan , Birleşik Arap Emirlikleri , İran gibi ülkelerden daha modern olduğunu sanmaktır, oysa ki görüyoruz ki öyle değilmiş, sonuçta siz de engelliyorsunuz YouTUBE‘u, onlarda. durum eşit. Hayır yani, bu “mühtehcen” siteye fastwebproxy.net gibi vekillerle halen ulaşılabilmesi de ayrı rezalet yani, oysa ki devletin dediği dediktir, devletin vurduğu yerde gül biter bi’ kere!

Son olarak ; Bu YouTUBE bizi pek siklemiyor afedersiniz. Sebebi ne olabilir ? Bokunu çıkardınız, ondan mı acaba ?

İstiklal Marşı ?

Lafmacun adlı sözlük oluşumunda bulduğum çok harika bir entryi paylaşmak istedim.

istiklal marşının “kahraman ırkım” gibi ırkçı, “hakka tapan milletim”, ya da “şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” gibi laiklik karşıtı ve “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” gibi uygarlık düşmanı sözler içermesi, böyle sözler içeren bir marşın 21. yüzyılda hala türkiyenin ulusal marşı olabilmesi ve türkiyenin dünyanın hala geçerli olan tek ırkçı ulusal marşına sahip olması nasıl yorumlanabilir? üstelik saltanatın ve hilafetin kaldırılmasına karşı çıkan mehmet akif’in şiirinin kemalistler tarafından günümüzde bu kadar savunulması da ayrı bir konu. marşın melodisinin zorluğundan dolayı söylenememesi de cabası. evrensel değerleri vurgulayan ve herkesin sesinin, nefesinin yeteceği bir marş kabul etmek bu kadar mı zor? evet aslında bu kadar zor. şiirler ve melodiler şiir ve melodi olma özelliklerini yitirip romantik bir irrasyonalizmin elinde kutsal değerlere dönüştüklerinde, üstelik yasalarla koruma altına alındıklarında onların içeriğini ya da biçimini tartışmak bile bir tabuya dokunmak anlamına geliyor.

Ayrıca yanılmıyorsam marşın bestesi aslında “türkü” şeklinde, o yüzden okurken kasınç oluyor. Çünkü türküyü 3 kat yavaşlatıp bu hale getirdikleri söyleniyor, meğer her sabah türkü okuyormuşuz :)

Günlerin bu gün getirdiği..

Her ne kadar faşist devlet ve kuklası polisler , Taksim‘de terör estirmiş olsa da, sendikaların “insan hayatını koruma” sorumluluğu yüzünden en sonunda iptal edilmiş olsa da, KESK Genel Başkanı nın dediği gibi, Bu gün her yer Taksimdi! Kendi şehrimde yapılan mitinge de katıldım, son derece “olağanüstü” olduğunu söylemeliyim. Coşkumuzu her zaman oldugu gibi gösterdik, bizim olan bayramımızı kutladık, 1 Mayıs’ımızı kutladık. Çok eğlenceli olduğunu söyleyebilirim, herhangi bir arbede olmadı ama şunu söyleyebilirim ki, o coşkuyu o anı yaşayabilmek için polis copuna kesinlikle değer. Asla unutmayacağınıza emin olun. Gelecek seneye bu sefer İstanbul’da kutlamayı düşünüyorum :)

Halen kulaklarımdan gitmiyor ; “laylaylaylaylaay ampuul tayyyiiipp!” :P