Death feels like the butterfly

Death feels like the butterfly
can’t escape the scarred lie
Real relationships must die
Underneath a scarred lie

Aslında başka bir YouTube videosunun arkaplanında çalıyordu bu, ama duyduğum anda bulup çıkardım, ayrıca dinledim bunu. Tınısıyla, sözleriyle, aynı fikirde olacak mısınız bilmiyorum, ama çok nostaljik bir his verdi bana, keyfim yerindeyken ve o ana ve geleceğe kaptırmışken bile, geçmişe doğru çeken, insanı kayıpları, alternatifleri ve en nihayetinde herşeyin son bulmasına götüren, çok farklı anlamlar veren bir şarkı bu. Tabii dinlediğimiz tınıları anlamlı yapan onun kalitesinden çok, ona bizim verdiğimiz kalite, yüklediğimiz anlamı oluyor özel yapan, bu şarkı da sanırım benim için özel oldu bir şekilde, burada da bulunsun istedim.

Birkaç kez arka arkaya alındığı taktirde, sonrasında 10 dakikalık Nyan.cat seansı ve yetmediği taktirde bir doz Le Internet Medley ile alınması tavsiyedir.

Life Instructions (Geç Kalmış 2012 Yazısı?)

Beware! Kişisel yazı çıkacağk, kaçın kaçıın!

Yılbaşı -ve takip eden birkaç günü- ilk defa teknolojik aparatlardan uzak geçirerek, blogumda gelenekselleştirdiğim 1 Ocak yazılarını bu sefer kaçırmış oldum, aynı zamanda Aralık 2011, ilk defa blogumda “her ay en az 1 yazı yazmalıyım” görev bilincini deldiğim ilk ay da olmuş oldu benim için. Bununla beraber karar verdim ki, yazacak birşeyiniz olmadığı zaman yazmamak, tamamen boşlamak değil ama nadasa bırakmak daha anlamlı. Kısacası 2012′de burada daha az yazı bulabilirsiniz, ancak yazıların en azından yeniden belli bir kaliteyi yakalayacağını umut ediyorum.

Eh yılbaşı diyordum, hep bir kayıt alma sevdam var, galiba günlük tutmadığım/tutamadığım için. Bu yılbaşında şehir dışındaydım, yakın bir arkadaşımla Bodrum’a gittik, eh bol bol içme, eğlenme, dağıtma fırsatım olmuş oldu, hiç yoktan her gün gördüğüm beton/şehir/gürültü/eeh yeter ambiyansından kurtulup adam gibi bir manzaraya kavuştum ki bu bile büyük ayrıcalık, kendimi de şımartmış oldum biraz, yapmasaydım 2012′nin sonu gelmezdi diyeyim. 2011 için kendime verimlilik, mutluluk, insan ilişkileri, akademik kariyer ve $$$ istemişim, eh valla hayatta ne alabileceksem istemişim yani, bunlardan akademik kariyerin başlangıcını atabildim, en azından şimdi bir lisans öğrencisiyim, verimliliği sağlayamadım o kadar zirâ tembelim, doğruya doğru. İnsan ilişkilerim sürekli büyüyen ama anlamlı bir bütünlük arz etmeyen geniş sosyal çemberler haline geldi, bu iyi midir bilemiyorum artık, $$$ mi? Onun yeteri yok zaten.

Gelecek yıla da beklentilerimi sıralayayım: Daha çok $$$ (NİHAHAHA!), daha çok verimlilik (ki bu bana kalmış tabii) ve ucu bucağı belirsiz geniş sosyal çemberlerden çok, niteliğe yönelmiş sosyal çemberler istiyorum. İyi bir çocuk olacağım bunun karşılığında, Noel baba gel uygun fiyata he de şu isteklerime. >_>

Kişiselden devam edersem; Ankara’yı sevip sevmediğime cidden karar veremiyorum, bir yönden bu kadar kolay, düz olup da büyükşehir olabilmesini önemli bir artıya sayasım var, diğer yandan Anadolu şehirlerini sağdan soldan çekerek büyütünce Ankara olabiliyorsunuz gibi sanki, kesinlikle en büyük eksiği turistik olmaması, evet denizi yok (bu konuda zırlayınca deniz gelir diye düşünüyordum ama maalesef), insanlar çoğunlukla fazlasıyla evci takılıyor sanki, ya da ben henüz çözemedim buraları, olabilir. Lisansı bitirdikten sonra kalır mıyım, bilmiyorum. Ankara’da olup da görmen lazım, yapman lazım dediğiniz yerler varsa bir ses ediverin.

Özetle bu, until next time.. END OF TRANSMISSION.