Sansürlü Internet’in Geleceği

censorship

En son YouTube yasağı konulduğunda Internet kullanıcılarının geneli durumu ciddiye almadı. Nasıl olsa tekrar açılırdı, zaten aslında geçici bir durumdu, devlet elbet pes edecekti, hem zaten basit iki ayarı değiştirerek etkilenmiyorduk bile. O zaman bir gün sıra Google’a, MSN’e, Facebook’a gelecek dediğimizde, ben bile buna tam olarak inanmadım, sanırım en kötüyü gerçekten beklemiyormuşuz. Bu yazıyı okuduğunuz şu sıralarda hepinizin olaylardan az çok haberi vardır, çok özetle: YouTube yasağı IP tabanlı hale getirildi ve bu sırada Google’ın bir çok servisine ve Adwords, Analytics, Sites gibi hizmetleri kullanan Internet sitelerine ve  Apps kullanan e-posta hizmetlerine erişimimizi kaybettik. Sansürün tek ve gerçek suçlusu olan Devlet, (bunu bir küfür gibi telaffuz ettiğimi farz edin) sorumluluğu da Google’a atmakta gecikmedi, doğru ya, uluslararası bir servis olan Google, her anlamda vasat olan ülkeleri bile hesaba katarak IPlerini atamalıdır, değil mi?

Asıl korkutucu olan, bunun sansürde bir çok anlamda bir sıçrama anlamına geleceği. Birincisi, Google’ın da kapanabildiğini açıkça görmüş olduk, böylece artık diyebiliriz ki devletin kısıtlayamayacağı bir site, servis yok. İkincisi, bir felaket senaryosunda bile insanların ne kadar tepkisiz kalacağını gösterdi bu olay, ne doğru düzgün haberlere taşındı, ne de bir tepki yaratılabildi, en son bir miting organize edildiğini duymuştum ancak ondan da tekrar haber alamadım. Üçüncü ve çok önemli bir nokta da, ki ben bunu elli kez söylemiştim, devletin istediği zaman gayet de teknolojiyi kullanmayı bildiğini görmüş olduk. DNS numaralarının arkasına sığınılırken, bir gün IP-tabanlı sansür gelince ne halt edileceğini sormuştum, bu yasak bunun ilk dalgası. Yine bazı söylentilere göre, paket tabanlı taramalar da düşünülen opsiyonlar arasında, bu gerçek olursa basit proxyler hiç birimizi sansürden kurtaramayacak ve sansür engelini kırdığımızda bu her an farkedilebilecek. Yapılamayacağını sanan arkadaşlar, halen Bilişim konularına bıyıklı orta yaşlı amcaların baktığını ve devletin elinde “Link ışığınız yanıyor mu?” seviyesinden daha kalifiye adam olmadığını sanıyorlar, bunun Dünya üzerinde sayısız (bkz. Great Firewall of China) örneği var ve Türkiye’de benzer bir sistemi geliştirmek, ya da hazırını alıp kurmak sandığınızdan çok daha kolay.

Yani kısa vadede, sansürlerin gittikçe artmasını ve teknik anlamda hızlı bir tırmanma olmasını bekleyebiliriz. Sansürün gittikçe artması mevzusunda neler yapılabileceğini daha önce anlatmıştım ve ne yazık ki Türkiye’de buna karşı koyacak gücün olmadığı açık. İşin sosyal boyutuna daha önce “Korsanı Marijinalize Etmek” yazımda anlaşılır bir şekilde girmiştim, çok değil 1 sene önce o yazıyı yazdığımda bir gerçeklikten çok distopyaya benziyordu, şimdi ne kadar gerçekçi gelebildiğine hayret etmemek elde değil. Kendimi tekrar etmemek adına sosyal boyutu bir kenara koyacağım, merak ediyorsanız o yazıyı açıp okuyabilirsiniz. Teknik kısmı ise bir kaç kademede gerçekleşebilir:

IP-tabanlı yasakların DNS’in yerine geçeceğini öngörmeye bile gerek yok, Google yasağının temeli buna dayanıyor zaten. IP-tabanlı yasaklar yerleştiğinde, DNS yasaklarının getirdiği, bir kullanıcının yasaları ihlal etmesinin tüm servise mal edilmesi durumu daha da genişleyecek, mesela X kullanıcısı YouTube’da Atatürk’e hakaret ederek sadece YouTube’u değil, tüm servisleriyle Google’ı kapattırabilecek. Bu yasa ilk uygulanmaya başlandığı zamandan beri sayfalar değil siteler yasaklanıyor, bu teknik bir eksiklik değil tamamen bilinçli bir adım ve işgüzarlık. Mesela ben Twitter’a sinir oluyorsam, 10 tane hesap açıp Atatürk’e hakaret edebilir, sonra kendi kendimi ihbar ederek siteyi kapattırabilirim, ya da benim gibi düşünen 10 kişi 100 hesapla bunu yaparak bu amacı kolayca yerine getirebilir. Bu işi yapacak 10 kişi bulunamayacağını sanıyorsanız İnci Sözlük’e bir uğrayın derim. IP-tabanlı yasaklar yaygınlaşınca kolayca DNS değiştirerek yırtma durumu bitecek. Bu durumda kullanıcılar ya Tor, Ultrasurf gibi uygulamalara, ya Proxylere ya da VPN tünellerine mahkum olacaklar. Bu üçünün de ortak noktası veri akışının hızını düşürmesi. Tor’u çok kullandım desem yalan olur, ancak ücretsiz proxylerin beş para etmez olduklarını söyleyebilirim, bu gün var yarın yok, kağnı hızında proxyler kullanıcıları bariz şekilde bu servislerden uzaklaştıracaktır. VPN tünelleri hem şifreleme yapabilmesi, hem de kullanıcıya doğrudan hizmet verdiği için nispeten hızlı olduğu için en mantıklı tercih, ancak bunların da giderleri var, ücretsiz değiller. Aylık 5 dolar gibi fiyatlara bu tip servislerden faydalanmak mümkün oluyor. Paket taraması yapabilen bir uygulamanın henüz Türkiye’de örneği yok, ancak bu konuda bazı söylentiler var. Eğer bu durum gerçekleşirse şifreleme yapmayan bütün vekil yöntemleri işlemez hale gelecektir, şifrelenenlerin de efektifliği şüphe götürür olsa da, bu nokta (b)ilgi alanımdan çıkıp bilim kurguya gittiği için bunun üzerine bir şey söylemem güç.

Özetle, yaşanan son olaylar bu kez gerçek anlamda sansürde hiç bir sınırın olamayacağını, bu durumun katlanarak ve belirgin bir şekilde artış göstereceğini ve teknik anlamda gittikçe gelişeceğini gösteriyor, caydırıcılığının artmasıyla daha az kullanıcı bu yasakların etrafından dönebilecek ve bu da devletin ceza uygulama konusunda elini kesinlikle güçlendirecek. Yine hızlı bir tespitle diyebiliriz ki, Türk Internet kullanıcısı her şeye alıştığı gibi sansürlü Internet’e de alıştı. Öyle ki YouTube engellendiğinde gösterilen tepkinin yarısı bile gösterilmedi bu sefer, hem de doğrudan Google hedefe alınmış olmasına rağmen. Sansür ne yazık ki hayatımızın bir parçası ve ses çıkarılmadıkça gittikçe büyüyen bir parçası olacak.

Benzer yazılar:

  1. Kadim Topraklar
  2. 22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları
  3. Tor, TorButton/FoxyProxy ve Dreamhost SOCKS5 Proxy
  4. TUBITAK’ın Evrimi
  5. MeeGo Türkiye

Yorum yapın

Lütfen kibar olun ve konu dışına taşmamaya özen gösterin. E-Posta adresiniz asla paylaşılmayacaktır. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. 5 dakika içinde düzenleyebilir ya da silinmesini talep edebilirsiniz.