İyi ki doğdun Darwin!

Blog For Darwin (Darwin için Yazın) projesi kapsamında 12 – 15 Şubat tarihleri arasında bütün blogları bu eyleme katılmaya davet ediyorum :) Dünya’nın farklı ülkelerinden yapılan bu katkılara ulaşmak ve etkinlik hakkında bilgi almak için yukarıdaki logoya tıklayabilirsiniz.

Darwin’i hepimiz tanıyoruz. Bilime yaptığı eşsiz katkılarıyla, şuan geçmişimizi aydınlatmamızı, nereden geldiğimize, neden var olduğumuza ve nereye gideceğimize ışık tutmamızı sağlayan adamdır Darwin. Bazılarımız her ne kadar Harun Yahya gibi bilimsellikten uzak saçmalıkların etkisiyle kendisi hakkında çok yanlış bilgi ve izlenimlere sahip olsa da.

Bu yazıyı yazarken düşündüm, evrimi mi açıklamalıydım, ki bu kadar özet bir şekilde bu imkansızlaşırdı, yoksa Darwin’i mi yüceltmeliydim? İkisini de yapmayacağım.

Evrim, şuan ülkemizde aksiymiş gibi yansılıtıp Akıllı Tasarım-ki kendisi gayet akılsız- gibi gudikliklere yönlendirilmeye çalışılsa da, birden çok defa kanıtlanmış, neredeyse bir konsensusa varılmış ve halen “çürütülememiştir”. Evrim Teorisi, insanların maymunlardan geldiğini söylemez, ortak atadan bahseder. Bilimde görünmeze yer yoktur çünkü.

Sadece, bir şeyler öğrenmek, söylenceleri ve masalları değil mantığı dinlemek isteyenler için bir kaç bağlantı koyacağım buraya, eğer daha önce ziyaret etmediyseniz:

Bildiğiniz üzere 2009 Darwin Yılı ilan edildi. Sanırım bu sene bundan sonra bende sıklıkla blogumda evrime ve bilime atıfta bulunacağım.

Bilim ve cehaletin hep ters orantılı kalması dileğiyle.

Benzer yazılar:

  1. TUBITAK’ın Evrimi
  2. Linux’da En İyi Oyunları Keşfedin! #1
  3. En İyi 5 Linux Reklamı
  4. KDE4′ten Haber Var ; Plazma İkonlar , Solid Bilgilendirme ve Görev Çubuğu İyileştirmeleri
  5. Religulous

15 adet yorum yapılmış

  1. Oytun Şubat 16, 2009 02:54 · Alıntı

    Valla araştırmaları okuduktan sonra pekde beynimdeki soru işaretlerine yanıt buldum sayılamaz. Çok güzel araştırmışlar fakat kafam iyice karıştı. İlk defa duydum ama bilim hakketten ülkemizde geri planda biraz daha çalışılması gerek. Güzel bilgiler olmuş tebrikler.

  2. Barış Atasoy Şubat 16, 2009 12:33 · Alıntı

    Çok yazıkki bu güzel girişimi ıskaladım. Cumartesi ve Pazar, blogum hosting problemleri yüzünden kapalıydı. Ondan önce de haberim olmadı. Bence tekrarlamak gerek.

  3. rohanrhu Şubat 24, 2009 22:03 · Alıntı

    olm aranel lanet olası bloguna girmediğim için bu eyleme katılamadım, tekrarlayalım bunu!

  4. mert Mart 8, 2009 18:38 · Alıntı

    yaw aranel ben dusundum de ınsan lar ver arılar cok harıka bır bıcıme yaratıldım arıların durmadan calısması 6 gen petek yapmaları bana acıklarmısın u emrı onralara kım verıyor ve ınsanın bu denle gelısmesınde kı faktörler parızonal bir bicimde acıklamanız dılegıyle tesekkurler

  5. mert Mart 8, 2009 18:45 · Alıntı

    ve arastırırken bır sey daha ogrendım dısıdekı yumurtalarda onları ıtecek herhangı kuyruk yok ama dol yatagında mıkroskobik bır tuy tabakası var bu tabak duzeylı haraket ederek yumurtayı tasıyor bunlarda bır aksılık ( kombine sekılde haraket etmeselerdı) olsa ınsan uremeyecektı bunların aynı anda kombıne bır sekılde haraket etmesını ne saglıyor acıklarmısın? ((( hic bir sey tesaduf degıldır) DİN POZİTİF BİLİMLE ACIKLANAMAZ)))

  6. Aranel Mart 8, 2009 19:15 · Alıntı

    :) Abi biraz imlâya dikkat gözünüzü seveyim hiç bir şey anlaşılmıyor böyle.

    Seni tanıyorum ve bu konuda araştırman olmadığını biliyorum, sanırım bir forumdan falan okuyup gelmişsin buralara. İnsanlar ve arıların çok harika biçimde yaratıldığını düşünüyorsan, gözün evrimini bir incele lütfen. Bir çok değişik hayvanda bir çok bizden daha kaliteli özellikler var olabilirken onların mükemmel bir biçimde “yaratılacağına” nasıl inanabiliyorsun hayret?

    İnsanların bu denli gelişmesi diyerek tüm “ağaç modeli”ni yıkmış ve kendince merdiven sistemine dönmüş oldun, sanırım verdiğim linklere hiç bakmadın, değil mi? Onları baştan sona gezer misin lütfen? Kaynak olarak Harun Yahya’yı alınca böyle komik sonuçlar çıkıyor işte ortaya :)

  7. Aranel Mart 8, 2009 19:32 · Alıntı

    @mert
    Aklına gelen her şeyi ayrı bir yorumda yazmasan ne iyi olacak. Ben ona cevap yazarken yenisini atmışsın. Gülümserken aynı anda doğru kasların kasılmasını sağlayan sistemin aynısı olabilir mi bu sorunun cevabı? Slogan cümleler sarf etmek yerine bunları araştırdın mı hiç?

    Eğer aksilikten bahsediyorsak öncelikle DNA Kopyalanmasında oluşan hatalardan bahsedelim bence. Bak çok ilginç olur bu :)

    Geçen tatilde bizim evde dini dinle açıklamıştım hatırlıyor musun? Eheh :) Ne çabuk unutuyorsun bunları. Daha bilimin ve evrim teorisinin amacının dini açıklamak olmadığını bile bilmiyorsun halbuki. Şuan evrim teorisini bir çok hristiyan kuruluş kabul etti, evrim araştırmalarının amacı dini yıkmak olsaydı hristiyan bilim adamlarından bile destek bulabilir miydi?

    Bir şeyleri kendi dinine göre değil bilimsel çerçeveden incelemeyi öğrendiğinde, forumlardan ve HY’den c/p yapmak yerine basit anlatımlı metinleri okuyabilecek düzeye geleceksin umuyorum.

  8. Faruk Ağustos 13, 2010 12:13 · Alıntı

    Sizin cümlelerinizden bir alıntı “Bilimde görünmeze yer yoktur çünkü.”
    Sizin adınıza üzüldüm biraz. Akıllıca yazılar yazıyorsunuz. Kullandığınız cümleler mantıklı. Ancak Yukarıda alıntı yaptığım cümlenizle kendi aklınızı inkar ediyorsunuz.Kişi kendi aklını niye inkar eder ve söylediği sözle bu kadar çelişki içerisinde olur.

    Türkiye’de bilim teknoloji gelişmediyse bunun en baş aktörlerinden biri Tübitaktır.
    Bu güne kadar bu böyle olmuştur. Bu güne kadar diyorum özellikle. Bundan sonra görülüyorki bu pek böyle olmayacak.
    Geçmişte Tübitağa gidip bir buluşuna destek isteyen ne üstün zekalı insanlar doğduklarına pişman edilmişlerdir. Kendinizi doğruları yanlızca kendinizin gördüğünüze inanan kişiler olarak biraz düşünün.

    Alıntı ; “TUBITAK’ın Evrimi
    Küresel İklim Değişikliği gibi zottirik bir konuyu”
    şeklinde bir cümle.
    Siz nerede yaşıyorsunuz ki böyle ciddi bir konuya zottirik gibi çok aşağı ve basit bir ifade kullanıyorsunuz. Bütün dünyada yaşanan felaketlerden hiçmi haberiniz yok. Varsada bu ne egoistliktir. Sizin dediğiniz görüşünüz kabul edilsin dünya yansın önemli değil.

    Yazında aşağıda ki şu paragrafa yer vermişsin.
    “Son derece alakasız bir yazı, şu kısmı ilginç:
    “Benzer şekilde, eğer ki beynimizde kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini kaybetmiş olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir yana, iddia evrimle de uyuşmuyor”

    Hiç kimsenin baskısı altında kalmadan biraz düşün, sporcular neden deli gibi gelişmek için antrenman yaparlar. Yapmazlarsa ne olur.

    Deli gibi spor yapsalarda ölene kadar ayrı bir kas grubu üretebilirlermi. Ancak mevcut varlığını geliştirebilir. Varlığına yeni bir doğal ek oluşturamaz. Biraz düşün. Ama sen görünmezi inkar ediyorsun. Aklınıda bilmiyorum nasıl yapıyorsun. Kabul ediyormusun aklını ediyorsan kendinlede ciddi çelişki içindesin.

    “Bir teoriyi çürütmenin en “güzel” yolunun onu sansürlemek olduğu kanısına varmışlar.” diyorsun.
    Sen neden dini sansürlüyorsun. Çünkü senin tabirinle çürütmenin en güzel yolu sansürlemek.

    İbni Sina gelmiş geçmiş en büyük tıp insanlarından biri. Yaşadığı dönemi çok çok aşmış ve buluşlarıyla insanlığa büyük ışık tutumuş. O evrim teorisini ortaya atamazmıydı. Veya geçmişte birçok tıp insanları yaşadı hiç birisi böyle bir görüş ortaya koymamış bir belirti dahi yok.
    Hiç kimse bunu sezinleyemedimi, gözlemleyemedimi?

    Albert Einstein yakın çağın en büyük bilim insanlarından. İnsanlığa sağladıklarını çok iyi biliyoruz. Bu adamdamı bunu hiç sezinleyemedi ve gözlemleyemedi. Yaptığı buluşlarla ve teorileriyle yaşam süresinin yetmeyeceği kadar ileriye bakabilmiş bir kişi.

    Sizin takıntınız bilime değil, inançla. Sanki inanan kişi insanlığa faydalı olamaz bağnazdır.
    Bu sizlerde bir fobi olmuş. İnanç din denince beyniniz karışıyor. Taşları yerine oturtamıyorsunuz. Bu yüzden kestirip inkar ederek çıkış yolu buluyorsunuz.

    Bari hakaretlerinize bir son verin. Dünyada sizden farklı düşünen insanların yaşadığını kabul edin. bu dünyanın sadece size özel yaşama yeri olmadığı gerçeğini kabullenin egoistliklerinizi aşın.

    Darwin gibi güçlü olan kazanır felsefesiyle baksanız bile, güçsüzlerede acımasızlık yapmayın.

    Bazı tepkilerle karşılaşıncada büyük bir şaşkınlık içine girmeyin. Bu kadar hakaretlerinizden dolayı başkalarının tepkilerine anlamsızca şaşkınlık duymayın.

    Amacım hakaret etmek değil yukarıdaki satırlarımda. Hakaret içeren bir ifadede kullanmadım. Benim düşünceme hakaret edilmesine rağmen.

    Bu olgunluğu doğal olarak sizlerdende bekliyorum.

  9. Faruk Ağustos 15, 2010 18:21 · Alıntı

    Bir cevabın varsa duymak isterdim.

    Tekrar şunu söylüyorum, inanmak kişiye aittir.
    Bilimi çok seviyosan kendine bi çıkış yolu arıyorsun demektir. Olayları açıklamak ve çıkış yolunu bu şekilde tercih etmek sana kalmış bir şey.

    Ancak dine kitaba ve peygambere laf uzatma ve bu neticede göreceğin tepki karşısında şaşkınlık içine girme.

    Darwinin mezarına gidip baş ucuna viski şişesi koyarak sevgini gösterebilirsin. Senin görüşücene göre bu gayet doğal.
    Doğal değilsede gene kendinle bir çelişki içindesin.

    Ancak dine kitaba ve peygambere laf uzatma ve bu neticede göreceğin tepki karşısında şaşkınlık içine girme.

  10. Aranel Ağustos 15, 2010 18:53 · Alıntı

    Merhaba :) Stres algıladım mesajınızda, gerek yok böyle şeylere, cevaplandırayım:

    Öncelikle akıl, düşündüğünüz gibi metafizik bir kavram değildir. Böyle olsaydı bilgisayarlardaki yazılıma da “sihir” ya da “metafizik” ya da “tanrının hikmeti” demeliydik zira bunlar da “yoktan varoluyormuş gibi” görünen ama aslında öyle olmayan şeylerdir, nasıl çalıştığını az çok bilirsiniz. Geleyim akıl dediğiniz, beynin ve bilincin fonksiyonuna. Bunu benden çok daha iyi anlatabilecek insanlar da var elbet ancak özetle, beyni bir donanım, düşünce ve akıl dediğiniz, bilinci de bir yazılım olarak görebilirsiniz. İnsan beyni elektrik akımına ve kendi manyetik alanına da sahiptir, bu açıdan bilgisayarlara benzerler, insan bilinci de en az bir bilgisayar kadar makinedir, bu yüzden beynimizin çoğu yerine ulaşamayız, örneğin bir çok kasımızı kontrol edemiyoruz, çünkü bunlar daha alt seviyede gerçekleşen fonksiyonlardır. Yine bilinç, vücuttan ayrı bir kavram olsaydı içince sapıtmaz, akıl hastalığına yakalanmaz, hormon değişikliklerinin duygularımıza olan etkileri olmazdı.

    TUBITAK, Türkiye’de bilimin gelişmemesinin sebebi falan değil ki ayrıca. TUBITAK bir sonuç. Devlet politikası da böyle bir rezil kurumun oluşmasına sebep. Olduğundan daha da rezil ediliyor olması ise -ki bunun mümkün olmasına şaşmak lazım- varolan hükümet politikasıdır. Yine son yıllarda TUBITAK üzerine olan tartışmaları takip ettiyseniz buranın gittikçe nasıl “ahır işletme” zihniyetli adamlar tarafından işletildiğini görürsünüz. Hatta bırakın TUBITAK’ı falan, bugün yarı yarıya TUBITAK’dan bağımsız diyebileceğimiz Pardus bile işin kurumsal boyutunda devlet dairesi mantığıyla yürüyor. Bu açıdan, bugün TUBITAK rezalet, gelecekte daha da rezalet olacak ve bu böyle tekrarlayacak, çünkü Türkiye’de bilim ve teknolojiye yatırım bir devlet politikası değil.

    Geleyim zottirik ifadesine. Evet kullanmışımdır, zira dünya çapında ufacık bloglardan devasa medya ağlarına kadar Darwin Yılı konu olmuşken bir ülkenin ana akım bilim ve teknoloji dergisi “bu konuyu seçmemek için özellikle” -altını çizerek- gidip Küresel İklim Değişikliği seçiyorsa saçmalıyordur, kaldı ki bu mevzu ne evrim kadar çok tartışılan bir mevzudur, ne de bir derginin asıl okuyucu kitlesini çekecektir, kaldı ki bu mevzuya değinmek için önünüzde aylar yıllar varken Darwin kapağı o dönemde yapılamazsa bir daha anlamı olmayacaktı, “özel gün” olarak düşününüz. TUBITAK’da evrim ve doğal seçilimin daha öncelikli olduğunu bilmeyecek bir kurum değil, bildi, hatta kapağı bile yaptı, sonra da onu çöpe attı abileri kızmasın diye. Okurken onları da okusaymışsınız. Küresel İklim Değişikliği’ni tercih etmek, kıyamet koparken Lig TV’de maç izlemek gibi bir şey, konuyla hiç bir alakası yok.

    Verdiğiniz kas örneği oradaki yazıyla tamamen alakasız farketmemişsiniz. Orada doğal seçilimden bahsediliyor, zaten o yazıyı da ben değil zamanında TUBITAK evrimi kanıtlar şekilde yazmıştı, bende kopyalayıp oraya aldım “kendiniz böyle demişsiniz” anlamında :) Evrim zaten birey kendi başına kas üretir ya da sinir ağı yokeder demiyor bunu biliyor olmanız lazım, bir döneme yayılma söz konusu burada.

    Ben dini sansürlemiyorum ki, bu nereden çıktı? Ki ben zaten bir medya patronu falan değilim neyi sansürlemişim? Ha kastettiğiniz TUBITAK ise, TUBITAK bir bilim dergisidir, dini bilgi ve kelam dergisi değil. Ha siz diyorsanız TUBITAK teolojiyi bilimsel olarak ele alsın, yapabiliyorsa yapsın. Bilimde tanrıyı açıklamaya kalkışırsanız “varlığına kanıt yok” demek zorunda kalırsınız, o zamanda TUBITAK’ı asarlar. Benim hoşuma bile gider vallahi, yapsınlar. Onun dışında bu ülkede dine sansür olduğunu söylerseniz gülerim, ramazan ayındayız yahu, dışarıda davullar gümbür gümbür beynimize izinsiz dalarken, siz o seste müzik açsanız komşular aklınızı alır. Yine kimin dinini yaşamasına engel olunuyor acaba? Okullarda bile zorunlu din dersi veriliyor, buna rağmen sizce mağdur olan dinse, kusura bakmayın, taraflı ötesiymişsiniz.

    İbni Sina evrimi falan gözlemleyemezdi zira kaç bin yıl var arada yahu :) Bir adam bir işte iyiyse her teoriyi o mu keşfetsin, kaldı ki İbni Sina tıpçıdır biyolog değil. Albert Einstein örneğiniz çok komik. Einstein fizikçidir, biyolog değildir. Sizinki öyle bir şey ki, “bu adam çok böyük adam” o yüzden her şeye kafası basmalı, her şeyi o keşfetmeli. Einstein’a da Görelilik kuramını ortaya attığında bunu deseydiniz o zaman, “senden önce kaç adam gelmiş, sen mi biliyorsun lan?” diye. eheh. Bilim kollektiftir, kişilere mal edilemez.

    Benim inançla veya dinle, toplumsal anlamda bir sorunum yok. İsteyen istediğine inanabilir banane yahu, ama gelip de kendi inancını temel alarak bana “Bak kuranda böyle yazıyor demek ki şöyle olmuş” demeye kalkışıyorsa bende kendisine inançlarının ne kadar kısmının “kör inanç” olduğunu, ne kadar dogmatik olduğunu sorarım.

    Hakaret kısmına gelirsek, alay ile hakaret aynı şey olmadığı gibi burası da kişisel bir blog, günlüğün gelişmiş (evrimleşmiş demeyeyim bloga inancınızı yitirmeyin :P ) versiyonu gibi düşünün, medya patronu olsam daha resmi bir dil kullanıp “TUBITAK’ı bu konuda eleştiriyor ve kınıyorum” derdim, oysa ki sıradan bir insan olarak benim sözüm “TUBITAK bir haltı beceremiyor be” olur. Yönü aynı ancak üslup farkı var, kurumsal değilim zira.

    İkinci mesajınıza edit:

    Bilimi niye çok sevelim ki yahu, hani “bilimi sevmiyorum” gibi bir seçenek var da ben mi bilmiyorum. “Bilimi kabul edemiyorum çünkü henüz hazır değilim” seçeneği olabilir ancak. Bilimi sevmeyen adam evindeki ampülü yakıp, bilgisayarın karşısında tıkır tıkır yorum yazarken bunları ona tanrının nimeti olduğunu mu sanıyor ki, hepsi bilimsel buluşların sonuçlarıdır. Bilimin zaten kendine ait bir çok çıkış noktası var, bilimin olmadığı yerlerde din başlıyor zaten çünkü insanlar bilmedikleri şeyleri öğrenmeye çalışmak yerine inanmaya çalışmayı kolay görüyorlar. Sonra o yerleri bilim doldursa bile din orayı terk etmemekte ısrarcı oluveriyor.

    2010 yılındayız ve herkes herşeye dil uzatabilir ve eleştirebilir. Hoşuna gitmeyen okumayabilir, izlemeyebilir, dinlemeyebilir. Kimsenin kapısından içeri zorla dalıp da bağlayıp anlatmıyoruz ya. Ha tepki göstermekse olay, ben de gösteririm ki tepki, komik işler olur bunlar. Bakınız her akşam Aşk-ı Memnu izleyip -bitmiş ya o, tüh.- MSN’de kız peşinde koşan kitleye, adamlar ne kadar mutlu, görmüyor bilmiyorlar, sorun yok. budur.

    Darwinin mezarına gidip baş ucuna viski şişesi koymam, zira darwin öldü, bir bilinç olarak varlığı sona erdi, o viskiyi alıp içmeyecek, her madde gibi ömrünü tamamladı Darwin, niye böyle bir sembole ihtiyaç duyayım ki, bilimde böyle ritüeller yok. Ha ritüel dersek, on binlerce insanın sıcağın altında siyah bir dikdörtgeni merkez alarak daire çizmesini (Hac) daha komik bulabiliriz mesela, veya günde 5 kez eğilip kalkarak bir nevi egzersiz yapmayı. Viski şişesinden daha zor olur ama bunlar.

  11. Faruk Ağustos 20, 2010 09:38 · Alıntı

    -Bakış açın ; önündeki kocaman bir kağıdın içindeki bir kalem ucunun bıraktığı
    büyüklükte bir noktaya bakarak,tamam işte gerçek bu diyorsun.
    Kağıdın diğer kısımlarında kalan diğer yazıları hiç görmüyorsun.
    Cehalet işte medeniyet budur diyorsun. Diğer satırları ya gerçekten görmüyorsun
    yada işine gelmiyor.

    Bak aranel akıl bilgisayarladaki yazılım gibi diyosun.
    Bilgisayarların geçmişi çok yakın bir zaman değil.
    Belki 60-80 sene bir geçmişleri var.
    İlk bilgisayarla şimdiki gelişmiş süper bilgisayarlar
    (PC kastetmiyorum ulusal süper bilgisayarları kastediyorum)
    arasında tabiki uçurum ötesi farklar var.
    Ancak bu bildisayarlar kendi kendinemi ortaya çıktı.
    Tabiki bunu insanoğlu düşündü ve yaptı. Zamanlada gelişti. Hadi bilgisayar oldu,
    yazılımını kendisimi türetti. Kim ; insanoğluna yazılımını yükledi. Haaa.

    Şu bilgisayarlar ne aciz makinalar. Gün gelip yaw benim düğmeme neden basıp bana aşırı
    işlemler yaptırıyorsun demiyor. Biz çok kolay bi şekilde düğmesine basıp onu kapayabiliyoruz.
    O da bunu anlayamıyor sanırım. Peki bizde bazı şeyleri neden anlıyamıyoruz acaba, bir düşün.
    İnsan ölebiliyor. E bu biyjolojik elektriksel bir durumsa neden o elektriği verip tekrar
    hayata insanı çalışır hale getirmiyoruz. Bir sürü makineleri hatta artık nano teknolojiyi üreten
    yapan insan kendisine bu elktriği vermekten bu kadar acizmi. Düşünsene deselerki bak bu elektriği
    verdikmi sen ölmeyeceksin. İnsan bunun için neler vermezki. Peki bilim adamları bunun için hiçmi uğraşmıyorlar.
    Bu kadar önemli bir konu nasıl göz ardı edilebilir. Tabiki bilim adamları bunada çok heveslenmişlerdir.
    Ancak zaman harcamaya değmeyecek kadar ulaşılamaz olduğunu sezdiklerinden dolayı hevesleri kırılmıştır.
    Bazı ilerlemeleri olmuştur tabiki ancak bir insanı hayata döndürecek duruma yaklaşılamamıştır bile.
    Kalp şoku vb. yöntemlerle kalbin çalışır duruma getirilmesi bundan farklıdır.
    Çünkü bu tür vakaların yaşamsal fonksiyonları sıfırlanmamıştır. Ben sıfırlanan vakaların yaşama döndürülmesini kasdediyorum.

    Bilgisayar kendi yazılımını doğal gelişimle kendisi yükleyemedi. Enteresan bu Darwine uymuyor.
    Voltajı düşünce veya donanımsal problemler yaşarsa bilgisayar kilitlenebiliyor değilmi.
    Evet. Diyosun ki insan alkol alınca sapıtıyor. Nasıl, bir benzerlik kur bakalım.
    Demekki insana da akıl yazılımı yüklendi ve evet o yazılım çalışma sistemini, metabolizmayı
    Olumsuz etkileyecek durumlarda anormalleşiyor. Bak sen şu işe.
    Ama bu yazılımın yüklendiği sonucuna vardık. Peki bize bu yazılımı kim yükledi acaba,
    bak neler çıkıyor ortaya.

    Yazımın başında kağıdın üstündeki noktaya baktığını söyledim. Bu kadar çabukmu unutuyorsun.
    Hatırladınmı, ha ben bunu tekrar neden hatırlattım.

    İbni Sina bilmem kaç yüz yıl önce yaşamış o nerden bile bilirmiş.
    Senin tarihe bakış açında kağıdın üstünde ki notaya bakman gibi.
    O yüzden hatırlattım. Biraz okuda sana ne diyecem.
    Şu meşhur piramitleri bilirsin. Onların yaşadığı medeniyet hakkında da
    tarih bilginin ne kadar kısır olduğunu düşünsemde az çok bilgin olduğunu düşünüyorum.
    Ha işte o piramitler İbni Sina’dan kaç yüz sene hatta bin sene önce yapılmış?
    Geçmişte Oldukçada üstün bir medeniyetleri olduğu gözler önünde.
    Yani İbni Sina’dan çooook çok önce. Sen diyosun, “ya eskiden üstün medeniyetmi vardı
    o zamanlar bunlar bilinemezdi”.
    Adamlar İbni Sina’dan çook önceleri belki bizim şu an dahi sahip olamadığımız
    üstünlükte bir medeniyet içindeydiler. Yaw ne oldu bu adamlara. Bi medeniyetin
    taştan topraklardan başka bir iz kalmayacak şekilde birşey geriye kalmayacak şekilde
    nasıl ortadan kaybolurlar.

    Demekki İbni Sina bilemez dediğin konuları çook çok ala bilebilirdi.
    Beynindeki yazılıma bu yazdıklarımı sorgulat sana bu cevabı verecektir.

    Albert Einstein Darwin hakkında daha 8 yaşındayken öyle bir cevap vermiştir ki
    hiç bir yoruma gerek kalmamıştır.
    Aranel sen diyosunya çok komik ne alaka einstein ve darwin felan diye.
    Ha ne yorum yapmış ki diyeceksin, e birazda sen araştır. Herşeyi benden bekleme.

    Batı neden bu kadar gelişti, medeniyet orada diyorsun. Batı simyayı bulmak için uğraşırken
    kimyayı bulmuştur. Kimya sayesinde de sanayii bulmuş ve petrolü bulmuş durumda.
    Bu da onları zengin etmiştir. Zenginlik hakimiyet getirmiştir. Daha sonra başka senaryolar
    vs. vs.
    Bu konuda ayrı bir derinlik içerir bazı şeyleri bazı felsefi konulara bağlamak gerekir.
    Yani kısaca hayat felsefesi diyebiliriz. Sen bilişim çağında doğduğun için
    hayat sana başka türlü anlamsız gelecektir. Ancak kağıdın üzerinde ki noktanın dışına
    bakma becerisine biraz olsun erişebilsen başka şeylerde sana anlamlı gelebilecek.

    Birde demişsin ki işte biz şu an 2010 dayız. Evet 2010 da artık ilkellikten
    aslında kurtulmuş olmamız gerekiyor normalde. Ancak senin görüşüne yakın bir görüşte
    yani aşırı maddeci bakış açısıyla bir çoğunluk olduğu için acımasızlık daha hakim durumda.
    Yani duygu his vb. şeyler aşırı maddeciliğe uygun olmadığı için acımasızlık biraz daha hakim durumda.
    Bunların sonucunda da evet 2010 yılındayız ancak hala ilkel bir insanlık hüküm sürmekte.
    İnsanı insan yapanın ne olduğunun anlaşılmadığı sürece bu 3000 yılında da böyle olacak ne yazıkki.
    Hala Darwin bunu böyle açıklmıştı gibi yorumlar yapacağız, ancak yeryüzünde ilkellik devam ediyor olacak.
    Taşlar bir türlü yerine oturmadan devam edecek.

    Beynindeki yazılıma sorgulat ilginç sonuçlar bulacaksın.

    Aranel. Belkide iyiki doğdon darwin demeyi düşüneceksin.

  12. Faruk Ağustos 21, 2010 10:41 · Alıntı

    Yorumlarımı sansürlemen hiç hoş değil. Hem bir forum oluşturuyorsun. Hemde forma katılan kişilerin yorumlarını siliyorsun.

    Benim yorumlarımın içeriğinde hiç bir hakaret yoktu. Gerekçen yokken silmen mantıklı değil.

    Bu formu niye oluşturdunki o zaman?

  13. Aranel Ağustos 24, 2010 00:29 · Alıntı

    Sondan başa giderek; Yorumlarının sansürlenmediğini daha önce de söyledim. Moderasyona takılıyor yorumlar, onaydan geçene kadar görünemezler, bir şeyin silindiği yok. Dip not olarak burası forum da değil esasen, bir blog.

    Yazılımdan yola çıkarak bilgisayarı evrime bağlaman ve dolayısla evrim yanlışlaması yapman yanlış zira bilgisayarları milyonlarca yıl farklı kombinasyonlardaki ortamlarda bekletmedik ki rastlantısal olarak ortaya çıkıp çıkmayacağını bilebilesin. Yine de Evrimci Bilgisayarcılık diye bir şey var, ya da daha basit örnekleri için bkz. Life oyunu. (adı oyun, amacı oyun değil) Bilgisayarlar elektrik verilerek ömürlerinden daha uzun süreler için yaşatılamaz, bu mantıkla evimizdeki bilgisayarların ölümsüz aletler olmaları lazımdı oysa ki en en en iyi senaryoda 20 sene içinde parçaları aşınacaktır. Kaldı ki biyolojik bir yaşam formunu mekanik bir sistemle kıyaslayıp sonra da biyolojik olanın neden az yaşadığından şikayet etmek gerçekçilik dışı bir tutum.

    Daha önemlisi buradaki bilgisayar örneği genişletilebilir bir örnek değil bir analoji. Bilincin varlığının sebebini açıklamak için, ki zaten bu noktada öne sürdüğüm şeylere bir cevap verilmemiş görüyorum. Örneği genişleterek “ee niye bilgisayarlar şöyle yapmıyor böyle olmuyor” demek “matematik elmalarla armutları toplamaktır” açıklamasını genişletip “elmayla armut ne alaka ki” demeye benziyor.

    Akıl konusunda bilinci biyolojiden ayıran insanlardan tek isteğim gidip beyinlerini aldırsınlar. Sonra gelip konuşsunlar tamam diyeceğim bilinciniz ayrı sizin. Hafızanın ve tüm işlemleri yaptığın birimlerin beyninde, dolayısıyla akıl dediğin şey zaten beyninde oluşturduğun bir katman olabilir ancak. (bilgisayar analojimize geri dönersek) Ha dersen ki “peki beyin bu kadar komplike çalışabiliyorsa evrim bunu yaratamaz ki” derim ki bkz. göz, bkz. indirgenemez karmaşıklık hakkındaki evrimsel tartışmalar. Bağlantı vermek gerekirse: http://evrimianlamak.org/e/A8a:Evrim_Geli%C5%9Fim:Karma%C5%9F%C4%B1kl%C4%B1k ve http://evriminayakizleri.blogs.....iller.html

    Tarih konusunda, “sen hiç bilmiyorsun ben çok biliyorum” çocukça tavırları benim işim değil. İbni Sina ve diğer eski medeniyetlerin üyeleri hakkında söylediklerine kendin nasıl inanıyorsun bilmiyorum ama, sana kalsa İbni Sina o zamanlar çip üretmiş (bkz. Einstein’in evrim anlaması. O zaman İbni Sina da mikroçip anlasın.), kendine bilgisayar yapmış, sonra oturup bugün bile karmaşık süperbilgisayarlarla çözmekte zorlandığımız gen haritalarını çıkartmış (İbni Sina tıpçı ama, biyolojiden de anlıyor. herşeyden anlıyor adam sana göre.) sonra o haritalardan yola çıkarak bir tanı koymuş. Oysa ki kendi alanı bile değil. Yahu İbni Sina’nın kendi döneminde evrim üzerine yaptığı araştırmalardan bir kaç belge paylaşsan da yararlansak o zaman. “Eski insanlar Satürn’e taksi kaldırıyormuş” demek ya da “Mısırdaki piramitlerin sistematiği çok hoş, mimaride bu kadar ilerleyen adam süperbilgisayar niye üretemesin” demek bilimi düz bir çizgi zannetmek olur ancak.

    Evet yahu, ne alaka Einstein? Einstein fizikçiydi diyorum halen Darwin’e tanıyı koymuş falan diyorsun. Einstein’in biyoloji hakkında yapabileceği her yorumun değeri, bilim gözünde, kahvehane çaycısının ülke politikaları hakkında yaptığı yorumlar kadar değersizdir. Bir insan bir mevzuda uzman değilse, o konuda araştırması, ortaya koyduğu ürünler yoksa adı var diye mi takip ediyorsunuz? Bu mantıkla yarın Bülent Ersoy da sanatçı olduğu için fiziğe el atabilir mi o zaman? Einstein’in fizik alanında da kabullenemediği şeyler oldu yaşlandığında, çöpe mi attık bunları? Kuantum teorisine “Tanrı zar atmaz!” diye karşı çıktı -kendisi “üç büyüklere” de inanmaz aslında- da kuantum öldü mü yani, çalışmıyor mu insanlık artık bu konunun üstünde?

    Bu senin dediğin Einstein – Darwin konusunda çok güzel bir yorum var, kopyaladım senin için:
    “It’s kind of like the situation with rock stars today: You want to know what Bono thinks about global hunger, even though he made his money as a musician.”

    Batı’daki modernizasyonu da simyayla açıklaman çok güzel. Zaten bu adamlar bütün yenilik hareketlerini boşuna yaptılar, kiliseye boşuna karşı geldiler, “simyayla uğraşırken kimyayı” buldular hep o yüzden. Islam ülkelerinin zahmet edip hiç bir pozitif bilime en aşağı 500 yıldır katkı sağlamıyor olmasının hiç etkisi yok diyorsun yani. Eh şimdi bütün bu kimya bilgisi elimizde, ne yapacağız, kimyayı kullanarak sanayii devrimi mi? Ama o yapıldı yıllar önce.

    İlkellik apayrı bir mevzudur ve hayır, ilkel insan duygularıyla karar veren insandır, ihtiyaçlarıyla karar veren insandır. Nereden biliyorum? Çünkü ilkel insanı hayvanla karşılaştırıyorum ve benziyorlar. İkisi de bulduğu yere tuvaletini yapmakta beis görmediği gibi ikisi de acıkırsa yer, susarsa içer ve aptal aptal gezinir. Bu bakımdan insan 2000 yıldır ilkel falan değildir, aksine 2000 yıl içerisinde mantığını devreye sokmayı öğrenmiştir, ha her insan için denemez bu, o ayrı. Siyasal alanda bile -ki insanların en gelişemedikleri işlerden biri- bu tez kabul edilemez zira bugünün insanı 1000 yıl önceye göre modern bir siyasal sistemde yaşamaktadır. Acımasızlık vs. konular felsefenin konusu evrimin ve bilimin değil, bahsetmek istiyorsan, ben faydacılığı savunurum ve amaca giden yollarda araçları sorgulamam. Duygularıyla ülke yöneten, duygularıyla iş yapan, duygularıyla yazan, çizen, konuşan ve başarılı olan insanlar gördüysen selam söyle onlara, kısa süre sonra işlerini batırdıklarını göreceksin, işin felsefi boyutu bu. İnsan önyargılarını amaçlarının önüne koyduğu sürece asla kazanamayacaktır.

  14. Faruk Ağustos 31, 2010 10:49 · Alıntı

    Zamanım olmamasına rağmen son kez sana çok kısa bir yorum yapacağım. Umarım sana pardon moderasyona takılmaz.

    Bilgisayar ların oluşum sürecine bakıldığında 60-80 sene biliyorsun.Bu süre içinde darwin teorisine göre küçükte olsa bir fark gözlenebilmeliydi.Yani doğal bir gelişim.

    Ancak bilgisayar yazılımının metafizik sihir vb. olmadığını söylüyorsun. Elektriksel bir durum olduğunu söylüyorsun. İnsan beynininde biolojik kendi manyetik bir alanı olduğunu söylüyorsun. Bir benzerlik kuruyorsun. Daha sonrada demişsin ki “Kaldı ki biyolojik bir yaşam formunu mekanik bir sistemle kıyaslayıp sonra da biyolojik olanın neden az yaşadığından şikayet etmek gerçekçilik dışı bir tutum.” Diyorsun. İnsan bilinciyle bilgisayar yazılımını benzetme konusunda çelişki içindesin. Bu konuda kararsız olduğunu görüyorum.

    Piaramitler sadece iyi mimari oluşumlardan ibarettir demek noktaya bakmak gibi birşey.
    Piramitlerin matematiksel olarak ileri hesaplara dayandığı anlaşılmakta. Tıbbi olarak canlı metabolizmayıda nasıl etkilediğini günümüz labratuar araştırmalarımızda net olarak görüyoruz. Piramitlerin yıldızlara olan açılarıda ayrı bir bilgi birikimini gösteriyor. Senin anlıyacağın bu adamların fizik, tıp, uzay bilimleri, matematik konularının hepsinde ileri olmaları gerekiyor. Bulgular da onu gösteriyor. Düşünsene piramiti mimari olarak tasarladın tamam. E bunu uzaya göre döndürmen için yıldızları uzayı az çok bilmen gerekir. Ki çok iyi bilmiş oldukları anlaşılıyor.Hadi onuda biyerden öğrenmişler. Metabolizmaya olan etkilerini bilmeleri içinde tıp konusunda iyi olmaları gerekiyor. En azından gözlemleyerek teşhislerde bulunabilecek kadar. Ancak bunu bilirken de piramiti yapmadan önce bilmeleri gerek. Hadi bunuda işte biliyorlarya neyse.Yaptıkları binanın yani piramitin yerinin jeolojik ve jeoteteknik yapısınıda bilmeleri gerek dimi.Günümüzde 3-5 katlı binalar ufak bi depremde kaykılıyor. Hani bu devasa bi bina. İyi bir zemine yapmak akıllıca olur. Ciddi bir maliyet. Hadi jeolojik ve jeoteknik yer raporlarınıda bi yerden bildiler. Sonuçta binayı yapmadan önce defalarca kombinasyon yapıp bu yapının hem tıp hem uzay bilimleri hemde matematiksel mimari olarak bütünleşik olacak şekilde bir netice elde etsinler. Bütün bunlara ek olarak istikrarlı bir yönetim olması gerek ki yapının tamamlanması sürecinde yönetimsel değişikliklerde proje suya düşmesin. Bu saydıklarım olmadan bu yapıların yapılabilmesi ve günümüze kadar gelebilmeleri mümkün değil.Sanırım verdiğim piramitler örneğinin geçmişte ne kadar medeniyet/medeniyetler olabileceği hakkında doğru olduğunu netleştirmişizdir.Bu adamlar binlerce yıl önce bunları biliyorken biz şu an insanlık olarak neden henüz bu noktadayız.Arada bir kayıp var dikkat et. Daha önceki yazımda fazla detaya girmeden bunu vurgulamak istemiştim.Sana anlatmak istediğim işte bu kayıp darwine uymuyor. Darwine göre düşünürsek piramitleri yapan insan medeniyetini ortadan kaldıran, başka bir ırk şu an insanlığın yerinde olmalıydı. Buna çok dikkat et. Milyonlarca yıldan bahsediyorsun değişim için ki, ben sana başka bir ırkın senin teorine göre binlerce yılda yok olamayacağını söylüyorum.Yani piramitleri yapan medeniyeti başka bir ırk ortadan kaldırsaydı bu ırk henüz binlerce yıl geçmişken ortadan kalkmamış olmalıydı. Ağer başka bir ırk bu medineyeti ortadan kaldırmayıp başka bir insan toplumu bu medeniyetin ortadan kalkmasına neden olsaydı bu sefer o toplum o medeniyetin üstünlüklerine sahip olması gerekirdi. Ve bunu geliştirip binlerce yıl sonra ( günümüz zamanında )daha üstün bir insanlık medeniyeti olmalıydı. Ancak bunuda göremiyoruz. Yani bir gelişim eksikliği var. Darwine uymayan bu. Amacım senin düşünceni yerle bir etmek değil. Senin farklı bir şekilde düşünme fırsatı bulman. Kararı gene sen vereceksin tabiki.

    Peki o zamanlar çiplermi vardı bu olasılık ve kombinasyon hesaplarını yapabildiler. Bu bilgileri neyle depolayabildiler. Değilmi bilgi fazla olunca bir depolama sistemi olmalı.Bunu neden söylüyorum, demek istediğim bilgi teknolojiye ve çiplere çok bağlı bir şey değil. Bilgiyi çiplere hapsetmemek gerek. Bu işin kolay tarafı. Çiplere bilginin yüklenmesi CPU ya hesapların yaptırılması. Bu noktada aslında gözden kaçanlar var. Özellikle senin yanıldığın bir nokta. Kendini bilgisayara göre küçümsemiş oluyorsun. Yeryüzünü düşün çekim gücünü. Çok yüksek bir çekim gücü var. Ay dünyanın uydusu biliyorsun. Dünya ayı yörüngesinde tutabilecek kadar yüksek bir çekim gücüne sahip. Buraya kadar tamam. Peki sen eline bir kalemi alıp nasıl havaya atabiliyorsun. Bunun imkansız olması gerekiyor. Fizikle biraz ilgileniyorsan bunu biraz araştırmanı tavsiye ederim. Konu biraz dağıldı gibi şöyle bağlayayım. Diyorsunya çipler ve yüksek işelem gücü olan bilgisayarlar sayesinde bilimsel gerçekler ortaya çıkabiliyor. Evet buda bir yöntem aslında. Ancak konuyu sadece çiplere işlemcilere bağlaman ciddi bir sınırlama demek.

    Ve bilgisayarlarla ilgili bir başlangıç var. Bunuda başlatan var. Milyonlarca yıl geçsede başlangıç olduğu ve başlatanın olduğu gerçeğini değiştirmez. Peki hükmeden değişirmi?

    İnsanlık bilgisayarların kendilerine hükmetmesini isterlermi. Darwin felsefesine göre düşünelim.Binlerce milyonlarca yıl sonra bu olasılık olabilir. Darwin binlerce, milyonlarca yıl geçmiş zamana gitmedi neticede olasılıklar üzerinde geçmişle ilgili teoriler üretti. Bizde aynı felsefi açıdan ileriye bakalım. Sen şu an bilgisayara bir sürü işlem yaptırıyorsun. Gün gelecek binlerce milyonlarca yıl sonra bilgisayar sana işler yaptıracak.Veya seni gereksiz görecek ve seni belkide tehlike olarak görecek, çünkü onun dilinden sen anlayabileceksin ve ona hükmetme ihtimalini düşünerek senin ortadan kalkmanı isteyecek. Pembe bir tablo olmadı sanırım. Bunları düşünürken bilgisayara ihtiyaç duymadım ve bu hesabı sana gösterdim. Diyeceksinki paranoyak bir düşünce çok saçma ne alaka vb. veya işte bilgisayarın klavyesini kullandın bak gene bilgisayara ihtiyaç duydun işte gibi düşünebilirsin. Hayır bunu elime kağıt kalem alarakda yapabilirdim. Bunu düşünmek için çiplere ihtiyacım olmazdı.Demek istediğim bilgisayarlar olmasın değil tabiki. İnsanın farklılığını vurgukamak istedim. Hakimiyet konusunu vurgulamak istedim. Bize neyin hakim olduğunu biraz düşündürmeye çalıştım. Darwine göre varsayımda bulunarak bu felsefenin kendisiyle nasıl çeliştiğini vurgulamak istedim.

    Gelelim duygu ve hislerin insana kazandırdıkları veya kaybettirdikleri.Mantra’nın anlamını sanıyorum biliyorsun. Demişsin ki duygularıyla hareket eden işlerinde hüsrana uğramıştır. Şundan çok eminim ki darwin bile bir mantra sahibiydi ve kendi mantrasını oluşturarak her ne kadar benim düşünceme tam ters olsada bu sayede belli bir başarı elde etmiş olduğunu söylüyorum. Ona bu başarıyı getiren kendi mantrasından başka birşey olamaz. Kendi duygu ve hisleri sayesinde senin şu an doğru olduğuna inandığın teorilerini ortaya koymasını sağladı. Sen bile buna inanarak hislerinin doğrultusunda düşünmüş oluyorsun. İnanarak diyorum belki sen buna “inanmak değil somut gerçeğin kabulü” diyebilirsin. Sen ve darwin duygu ve hisleriniz sayesinde düşünmüş oluyorsunuz. Burada duyguları yüceltmekde çok doğru olmayabilir. İşin özü duygu ve hisler kontrol edildiklerinde insan için bir araçtırlar. Tabi bu duygu konusunun farklı durumlarıda var, ancak konu çok dağılır.

    Batı kiliseye karşı çıkmıştır. Çünkü başka his ve duygular içine girmiştir. Kendisine ağır zulüm ve aşağılanmalar yapılmıştır. Kadınların inanın biraz alt bir varlığımı olduğu tartışılmıştır vb. Batı halkı o zamanlar doğal olarak kiliseye farklı duygular ve hisler duyarak
    karşı çıkmıştır. Batının isyanını sadece kiliseye bağlamak ta çok doğru olmaz. O ortamda herkez farklı davranmazdı.

    İlkel insan acıkınca yer susayınca içer diyorsun. İslamiyette biliyorsun oruç var. Acıksanda yemiyorsun, susasanda içmiyorsun. İftarı bekliyorsun biliyorsun. Tabiki oruç sadece yemeden içmeden kesilmek değil. Kendini kontrol etmiş oluyorsun. Bu sana aptalca gelecektir. Ancak bilim adamları öyle demiyor. Bu davranışın metabolizmaya ne kadar faydalı olduğu ortada. Olay sadece metabolizma da değil aslında. Beyninde ki yazılıma bunuda bi sorgulat.Gerçi epey şey sorgulatmış olacaksın işlemciye dikkat fazla zorlama.

    Albert Einstein’nın kafası fizikten başka bişeye basmazdı. Yaw kendini çiplere sınırladığın gibi Einstein’ı da farklı bir konuda yorum yaparsa işte kahvehane çaycısına benzer yakıştırman. Bu nası bi komedi, gülsemmi ne yapsam şaşırdım doğrusu. Michelangelo Buonarroti biliyorsun. Hani şu tablolarına paha biçilemeyen ressam. Zamanımızdan da 500 sene önce yaşamış. Sen gene takılacaksın yaw medeniyetmi vardı felan. Sen şimdi bu adamada dersinki hadi be o iyi heykel yaparmış. Tabloları beş para etmez. Mimarlık ve şairliğini hiç saymıyorum zaten. Başka yorum yapmamında boşa olacağını düşünüyorum. Kaldi ki Einstein darwinin teorisine fizikle cevap vermiştir.

    Sen mucizelerede kendi inancına göre doğal olarak inanmıyorsundur. Ancak temel bir bilgisayar kullanıcısını düşün.Windowsu standart ösellikleriyle kullanan bir kullanıcı, sende ileri bir kullanıcısın. Windowsun ince ayarlarıyla oynayarak sistemi çok hızlandırabilir veya şaşaırtıcı şeyler yapabilirsin. Temel kullanıcı bu gördüklerini mucize olmadığını bilir.
    Senin daha bilgili olduğunu düşünür ve gördüklerinin normalden farklı ancak mucize olmadığını bilir. Mucizede bu durumun epey bi üst versiyonu gibi düşünebilirsin. Bu son paragrafı neden yazdım? Sen görünmezi inkar ettiğin için sana aslında bizim normalde gördüklerimizin gerçekten farklı olabileceğini düşündürmek istedim. Belki basit bir anlatım olmuş olabilir. Ancak göremediklerimizin de olduğunu vurgulamak istiyorum. Görünmeyenin inkar edilmesi kendimizi hapsetmekten başka bir şey değil.

    İlkel insanı tanımlamışsın. Söylediklerin çok ta yanlış değil. Evet acıkınca bulduğunu yiyen, tuvaletini oracığa yapan, karşı cinsi görünce oracıkta çiftleşen ilkellik göstergeleri. Ha bunlar olmayacak mı. Tabi ki olacak ancak insan bu ihtiyaçlarını kontrol altında tutmazsa ilkellikten de kurtulamayacak. İngilterenin başkenti londrada görmeni tavsiye ederim gençlerin nasıl alkol ve uyuşturucu neticesinde yukarıda yazdığım ilkellik tablosunu çizdiklerini kendi gözünle görürsen ancak anlarsın. Belki diyeceksin ki insan hakları özgürlükleri. Evet insan ilkel olmakta özgür. Yada kendinin hayvanlardan farklı olduğunu ayrı olduğunu düşünür ve ne yapman gerektiği hangi bakış açısıyla bakmanın doğru olacağını düşünürsün. Ve aslında esarette olduğunu fark edersin, kendi özgürlüğüne ulaşma yolunda ilerlersin. Yada görünmeyeni inkar ederek kendini karanlığa itersin. Çipler medeniyet bilim işte bu gibi düşüncelerle kendi hayatını özetlersin. Bilgi çok önemli, ancak her şey değil. Bilim dediğinde kağıdın üzerinde ki bir nokta kadar bir şey.

    Hayatında benim gibi bir kişiyle böyle yazışacağına pek ihtimal vermiyorum. Umarım peşin hükümlü olmayıp düşünürsün. Senin veya başkasının dine peygambere kitaba ve yaradana hakaret etmen alay etmen onların değerini hiçbir şekilde düşürmez. Ancak bunu internet vb. kitlelere ulaşabilecek ortamlarda yaparsan bu konuda tereddütlü olan kişileri etkilemiş olursun. Bu istenmeyen durumdur. Rahatsızlık vericidir.

    Zaman bu kadar. Bir karınca adımı bile önemlidir, yön belirtir.

  15. Aranel Eylül 2, 2010 18:30 · Alıntı

    Yorumlar moderasyona takılırlar, bu Wordpress’in bir özelliği, moderasyonu açarsan takılır, kişisel istekle olan bir şey değil :)

    Mesele bilgisayarlar ve insanlar değil, mesele bunun bir “benzetim” olması ve bir benzetimin anlamını gereksiz yere büyütmek anlamsızdır. Mesela bu benzetimi “İnsanlar uçaklara benzer. Bazıları yüksekten uçup çok yakıt harcar, bazıları ise elindekiyle yetinir.” şeklinde yapsaydım ve siz de “insanlar uçaklara benzemez ki, bir defa motorları yok insanların” deseydiniz bu da benzer derecede anlamsız olurdu. Burada biyolojik ve mekanik varlıkları kıyaslamıyoruz, o bir benzetim.

    Piramitlere gelirsek, piramitlerin nasıl yapıldığıyla ilgili tartışmalar ilgimi çekmiyor zira bilgi eksikleri oluyor bu konularda hep, ama bildiğim kadarıyla açıklayayım, mesela piramitlerin Pi sayısını verecek şekilde oturtulduğu söylenir, oysa Pi sayısının bulunuş tarihi İsa’dan önce 1900′dür, yani evet, bu dönem içinde Pi sayısı zaten biliniyordu. Depremde yıkılmayan binalar yapmak sanıldığı kadar zor bir iş değildir, sadece maliyetli bir iştir, sağlam yapıldığı için ayakta kalan tek yapılar da piramitler değildir, böyle onlarca yüzlerce örnek var. Bugün günümüzdeki binaların ufak bir depremde yıkılmasının sebebi bizim daha sağlam yapamıyor oluşumuz değil (nükleer sığınak bile yapabiliyoruz) çok fazla bina inşa ediyor oluşumuz, bu maliyete giremiyor oluşumuz ve tabii ki binanın masrafını insan hayatından önde tutan ekonomik anlayışımız. Yine piramitler de önemsiz binalar değil bir medeniyetin en önemli tapınaklarıdır, depremde White House’un yıkılması ayrı, 5 katlı apartmanın yıkılması ayrı. Yine burada herhangi bir “kayıp bilim” bulgusu yok zira dün yapılabilen ama bugün nasıl yapıldığını anlamadığımız şeyler değil bunlar, biz de yapabiliyoruz. Kayıp bilim konusunu Darwin ile ilişkilendirmekte yanlış üstelik. Böyle bir şey olsaydı bile evrimle ters düşmezdi, zirâ evrim öncelikle biyolojik bir konudur, ve evrim “sürekli ilerlemecilik” değildir. Bu da demek oluyor ki böyle bir teori gerçek olsa ve 5 kez piramitleri inşa edip 5 kez unutsak bu yine evrim teorisini bağlayan bir konu değildir. Bu arada piramitlerin inşasıyla günümüzü kıyaslayıp “neden daha üstün bir insan ırkı” yok demek evrimi hiç anlamamak olur. Arada evrime ya da herhangi bir şeye fırsat verecek kadar zaman olmadığı gibi, bugün bilinen en eski piramit günümüzden sadece 4000 yıl önce inşa edilmiştir. 4000 yıl evrim gibi milyonlarca yıla yayılan bir süreç için yarım saniyeden bile az bir zamandır. Kaldı ki evrim bir şeylerin sürekli “üstünleşeceği” iddiası değildir, bunu sağlayan evrim değil doğal seçilimdir. Evrim sadece insanlara işleyen bir süreç olsaydı sürekli yeni hastalıklar ve tek hücreli yaratıklar oluşmazdı, sadece insanlar değişirdi. İşin sosyolojik boyutuna bakarsak İsa’dan önce 2000 yılıyla, 2010′u kıyaslayıp arada hiç bir ilerleme olmadığını söyleyebiliyorsanız tebrik etmek gerekir.

    Bilgisayar konusundaki görüşünüz daha çok günümüzdeki anlamıyla bilgisayarı değil AI’ı konu alan bir şey, ve evet böyle bir ihtimal elbette ki mümkün ancak bu bir bilim-kurgu henüz. Elbette ki hakimiyeti kaybedebiliriz, bu yüzden dikkatli adımlar atıyoruz ya zaten. Bilgisayarları başlatan insanlardır ve bu bir gerçek, çünkü bunlar mekanikler. Mekanik insanın üretimidir ve kendi başına ilerlemiyor bu sebeple. Biyoloji ise farklı bir dal, ve burada hemen herşeyin başka bir sebebe ihtiyaç duymaksızın ve hatta rastlantısal olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Bunun sebebiyse biyolojik varlıklar milyonlarca yıllık bir süreçten geçerken bilgisayarların bizim son 50 yıl içinde geliştirdiğimiz araçlar olmaları. Darwin’in zamanında bilgisayar konusu tartışılamazdı bile, buradan nasıl Darwin’e geldin ki :P Burada yine benzetimi genişletme hatası var.

    Duygu ve his konusu da yine evrimin dışında ancak, (aslında bu konuştuğumuz şeylerin %95′i evrimin dışında zaten, felsefeden bahsediyoruz daha çok) burada duygu ve hissin modern insan için “hata payı” anlamına geldiğini bilmek gerekiyor. Zaten bu yüzden her geçen gün bilgisayarlar gibi, bizim için düşünsel işleri ele alacak aletlere ihtiyaç duyuyoruz çünkü biz her zaman doğru hesap yapamıyoruz. Ya da bu yüzden tepedeki insanlar buralara hisleriyle değil mantıklarıyla geliyorlar. Tamamen mantıkla davranan bir insanın -bu tabii ki bir ütopyadır- hata payını da sıfıra indireceğini söyleyebiliriz. Yine içinde yaşadığımız toplum mekanikleri zaten duygusal davrananın kaybedeceği şekilde yaratılmıştır. İlkel bir kıyasla, nasıl bir aslan geyiğe acımıyorsa, biz de birbirimize acımazsak et yiyebiliyoruz, bu yüzden sınavlarda, işimizde, ve hatta kariyer-dışı aktivitelerimizde birbirimizle rekabet ediyor ve insanların üstüne basıyoruz.

    Albert Einstein ile ilgili söz benim değil ve kaynağını vermiş olmam lazım, ve haklı da bir söz :) Aynı Einstein yaşlanınca da kuantuma karşı çıktı kendi teorilerini bozuyor diye. Burada Einstein’i küçümsemiyorum, elbette ki bir dahidir Einstein ve sosyolojik alanda da zamanına göre anlamlı tespitleri vardır. Ancak Einstein gibi biyolojiyle ilgisi sıfıra yakın olan ve bu konuda hiç bir uzmanlığı, verdiği ürün olmayan birinden de biyolojik tespit alıp sunmanız hatalı. Bu mantıkla bütün “böyük adamlar” her şeyi bilmelilerdir. Mesela yarın başbakan çıkıp “evrim yalandır” dese buna da koşulsuz inanmalıyız zira kendisi şuan “böyük adam” sıfatı taşıyor. Ya da bir yazar çıkıp evrimi onadığında evrime hemen ısınıyor musunuz? Bugün Dünya’nın en büyük biyologları evrimi bir gerçek olarak kabul ederken bizden daha önce ölmüş, biyolojiyle ilgisi olmayan bir fizikçiyi kanıt olarak sunarken bu adamları görmemek niye peki? Einstein Darwin’e fizikle cevap veremez zira Darwin’in teorisi fiziğin konusu değil :)

    Orucun bilimsel durumu tartışmaya açık, zira bunu inceleyen insanlarında çoğu yine oruç tutan insanlar :P Ki bu insanlar da ortak bir görüşe sahip değiller, mesela: http://ha-ber.net/index.php?op.....;Itemid=10 Ki bu da adı sanı duyulmamış bir şahıs olduğundan ne kadar inanırsın o ayrı.

    Sebepsiz yere inanç benim için batıl inançtır evet. Bilimi istediğin gibi görebilirsin ancak klavyede her bir harfe basarken bilime bir teşekkür daha göndermiş oluyorsun bu imkan için :) Yine kitleleri etkilemek iyi bir şey benim için, zira gecenin üçünde davul çalınan, 5 vakit yüksek sesle arapça sözler söylenen, din dersi adı altında senelerce zorunlu islam propagandası dinletilen bir ülkede insanların bir blogu okuyarak etkilenebileceklerinden şüpheli olsam da, etkileyebiliyorsam bu iyi bir şey.

Yorum yapın

Lütfen kibar olun ve konu dışına taşmamaya özen gösterin. E-Posta adresiniz asla paylaşılmayacaktır. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. 5 dakika içinde düzenleyebilir ya da silinmesini talep edebilirsiniz.