Gece 3′de PHP yazmak
Oğuzhan ile MSN’de konuşurken, kendisi benim OpenSOZLUK projemi devraldı, oturup yapacakmış falan, git yat bu saatte olmaz dediysem de dinletemedim, ve sonucunda:
Oğuzhan ile MSN’de konuşurken, kendisi benim OpenSOZLUK projemi devraldı, oturup yapacakmış falan, git yat bu saatte olmaz dediysem de dinletemedim, ve sonucunda:
Hah, kişisel bir şeyler karalayabilecek vaktim oldu en sonunda. Ben de bu ayın en çok rahatsız olduğum saçmasalak muhabbetlerini seçtim. Genelde bunlardan hep uzak kalmaya çalışırım ama bilirsiniz ki öyle kolay olmaz, 10 kişi bir masaya oturur mesela, iki lavuk bunu yapar ve sekiz kişi küfredesiniz gelir, işte öyle:
Oh be, rahatladım
Gerçekten neden bu kadar rahatsız olduğumu bilmiyorum ama korkunç bir şey bu, sürekli olarak aynı şeyi tekrar eden adamlar var, bir şekilde aranıza sızıyorlar ve yaşam enerjinizi tüketiyorlar, böyle ne bileyim, NPC gibi, MOB gibi, yapay zekalı herifler bunlar, durduramıyorsun da, kibarız ya, bir şey diyemiyoruz, biraz dikkat edin abi nasıl göründüğünüze dışarıdan, hep aynı şey, kelime tahmin etmece oynayasım var artık.

Peşinen uyarı: Bu yazı fazlasıyla hakaret, iğneleme ve düşük zeka seviyeli bireylerde hazımsızlık yaratır, bu hazımsızlıkla gelip etrafa pislemeye çalışan yorumlar da onaylanmayacaktır. Hepinizin gözlerinden öper, bir nevi “hate speech” halini almış olan yazıma geçmek isterim.
İsviçreli bilimadamları ve norveçli balıkçılar kafa kafaya vermiş, gerizekalılığın tehlikeli ve oldukça bulaşıcı bir hastalık olduğuna kanaat getirmişler. Evet çok öfkelendim bu akşam, kaç yüzyıl geriden geldiğini bilmediğim bir ibiş, OGZ Online > Aşk başlığında öyle sözler sarfetti ki burada yer vermesem olmazdı. Olayın konusu bekaret. Vuuv! çok yaratıcı! Aslında değil, gayet sıkıcı bir konu, yalnız ben mi toplumdan çok koptuysam artık, Türkiye’de halen namus hakkında atıp tutan öküzler olduğu -evet, hakaret ediyorum- detayını atlamışım.
JDownloader Router Sıfırlama makalesi yazmıştım daha önce, hatta Datron RTA1320 için betik de paylaşmıştım, kablosuz ihtiyacım artınca routerı değiştirmem gerekti, CNET CAR854 aldım. CAR854 DNS ayarlarını yaparken insanı kastırmasını saymazsanız çok iyi iş çıkartıyor, neden daha önce tercih etmediğimi merak eder oldum. Routerı değiştirince ona uygun yeni bir betik de uydurmak gerekti tabii. Önceki makaleyi okuduğunuzu farzederek: CAR854 için router.exp dosyası.
Bu yöntem tabii ki GNU/Linux için. Windows kullanıcıları aynı işi Telnet Scripting Tool ile yapabilirler, ya da benim onun hakkında bir yazı yazmamı bekleyebilirler
Bir önceki anahtarımı feshettim, o anahtarla yapılacak herhangi bir veri aktarımı güvenli değildir. Yeni anahtarım için tıklayın, ya da Hakkında sayfasından ulaşabilirsiniz. Anahtarı Ubuntu Anahtar Sunucusundan da alabilirsiniz. Anahtarımla şifrelenmemiş herhangi bir içerik benim olmayabilir, eğer şüpheleniyorsanız doğrulama konusunda ısrar edin.
Aranel Surion <aranel@aranelsurion.org> (1024/4096 – 30.05.2009 – 9C06C8AF)
Kaçınız scene gruplarını takip ediyor, ya da The Pirate Bay davasına ilgi gösteriyor bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki, Internet özgürlüğünün son günlerini yaşıyor olabilir.
Internet, bazılarınızın artık hatırlayamadığı bir geçmişte kalmış gibi olsa da, ülkemizde sadece bir kaç sene önce, kimsenin elini uzatamadığı, gerçek anlamda özgür, yasaların işle-ye-mediği bir yerdi. Kendi küçük kasabamızda mutlu mutlu yaşıyor, dataların akışını izleyerek mest oluyorduk, durum şu ki, artık o dünyada yaşamıyoruz. Kısıtlamalar ve sansür, bir kaç DNS oyunuyla görmezden gelinebiliyor, fakat mesele bu değil. Geçtiğimiz günlerde TPB aleyhine işleyen dava süreci bir kez daha gösterdi ki, egemenler ve şirketlerinin hedefi hackerler değil. Hayır, saysanız parmakla gösterilebilecek kadar az, bilgisayarla ilgilenen, GNU/Linux’tan zevk alan, amerikan filmlerinde şişman ve gözlüklü tabir edilen kitleyi hedef almıyorlar. Çünkü bu kitle, siz ne kadar sansürde yeni ufuklara yol açsanız da, mutlaka arkanızdan dolaşmanın bir yolunu bulacaktır.
Bu yazının tamamını oku »
Nokia N96 için yeni firmware sürümünü duyurdu. Eğer N96′nız varsa(ki yoksa, bu yazı pek ilginizi çekmeyecek) biliyorsunuzdur ki son sürüme güncellenmeyen bir N96 ömür törpüsüdür. v10 daki stabil olmayan, hantal telefon v12′de nasıl adam olup canavara döndüyse, v20′nin de kendine has güzellikleri var. Tabii bu kadar tatlı olmayan şeyler de olabilir ki, o sizin deneyiminize kalmış.
Başlamadan önce, hatırlatma açısından, firmware güncellemeleri Nokia PC Suite uygulaması kullanılarak-tercihen NSeries Suite de olur- yapılır ve tehlikelidir, firmware güncellemeden önce batarya tam dolu olmalıdır, adam gibi bir bağlantı kurulmalıdır PC ile arasında, ve kesinlikle panik olmamalısınız. Bozuldu sanıp da kabloyu çekip telefonu bozan çok insan var, yapmayın. FW güncellemesinden önce tüm verilerinizin bir yedeğini alın, N96 gibi yeni modellerde Nokia artık FW güncellemelerinde hafızayı sıfırlamıyor ama siz yine de yedekleyin, sağı solu belli olmaz. Gelelim neler yeni:
Geçenlerde Logitech servisiyle ilgili bir şeyler karalamıştım, bu gün sabah geldi yeni mousem. UPS’in oldukça başarılı ve hızlı bir taşıma yaptığını söylemeliyim. Logitech beni şaşırtarak sadece mouseu değil açılmamış bir kutu gönderdi, yani içinde CDsi,rehberi,kapakları vs. aynen olan bir tane daha. Ben de hemen şımarıklık edip 2 mouseu da bağladım bilgisayarıma. Diğer mouseumdan profil bilgilerini de Setpoint aracılığıyla aktardım ama, bu oldukça zahmetli bir iş, Setpoint 2 G9u aynı anda algılamakta sıkıntı yaratan bir uygulama.
Logitech Avrupa’yı bir kez daha ilgisinden dolayı kutluyor, Vatan’a da nanik yapıyorum buradan. Türkiye’de işlerin ne kadar uyduruk yürüdüğünü anlamak zor olmasa gerek.


Sağdaki resimdekiler: Klavye G15 (Ekranında SirReal var), Soldaki eski G9, Sağdaki yeni gönderilen G9. Birinde oyun, diğerinde genel kullanım kapakları takılı. Gamepad, Logitech Chillstream.
Medyanın marijinalize etmeye çalıştığı düşüncelere karşı geliştirdiği sistematik baskı bitmek bilmiyor. En son, üye olduğum isyan adlı bir mail grubunda Star’ın yaptığı haber kanımı dondurdu diyebilirim.
Tam 5 Dakika boyunca 1 Mayıs’ta anarşist eylemlerden bahseden kanal, neredeyse hiç bir slogana yer vermiyor, anarşistleri “Nükleer füzelere,kapitalizme,devlete karşı olanlar” gibi son derece sığ, hatta gerizekalılık derecesinde basitleştirilmiş bir özetle açıklarken, tüm yayın boyunca tek yaptığı şey “Anarşistler şurayı kırdı,mermeri söktü,çöp konteynırını devirdi” den oluşan acizlik ve korku yaymaktan başka bir şey değil.

1 Mayıs 2009′da böylece geçti, tabii ki yine katıldım ve ilginç insanlar, düşünceler görme, düşüncelerimi haykırma fırsatı yakaladım, yılda bir kez bile olsa bu müthiş bir duygu. İstanbul’da olmadığımdan istediğim heyecanı yaşayamadım diyebilirim. 1 Mayıs hakkında daha önce sanırım bir şeyler yazmıştım, devletin bu seneki 1 Mayıs’ı tatil etmesi pek de hoşuma gitmedi işin gerçeği, devlet izniyle kutluyorsak niye işçi bayramı organize ediyoruz ki?
Bir de, ülkemizdeki sol topluluklara artık gerçekten yeni sloganlar lazım, cümlenin başından sonunu tahmin edebiliyorum yahu. Yine bu konuda anarşist otonomlar falan oldukça yaratıcıyken, solumsu örgütler resmen slogan ezberlettiler bana.
Son olarak, ses soluk kalmadı bende bu gün, öh be.
“Hadi barikata! Hadi barikata! Ekmek, Adalet ve Özgürlük için! Kara fırtınalar sarsıyor göğü, kara bulutlar kör eder gözleri. Ölüm ve acı beklese de bizleri, onları yenmek için yürümeliyiz! Ve en değerli varlığımız özgürlük, cesaret ve inançla savunmalıyız!”
Hadi Barikata: Dinle (Ve evet, A Las Barricadas.)